Kaşıkçı olayı ve liberal demokrasinin acı öyüküsü

Suudi Arabistan’ın ortaya koyduğu insanlık dışı bir eylem biçimi olarak bilinen Cemal Kaşıkçı meselesi, aynı zamanda Batı’nın insan hakları konusunu bir araç gibi kullandığını göstermeketir.

Hoşumuza giderse, gitmezse de Batı’daki liberal demokrasi öyküsü budur. Bu kadar insafsızca, bu denli iğrenç ve insanlık dışı. Öyle ki “insansız haklar” desek yanlış olmayacaktır.

Bu kez söz konusu insan hakları sloganlarının kuyruklu yalanı kendilerinden birisinin katledilmesiyle ortaya çıktı ve onun kendilerinden olması katillerin başına dert oldu. Kendilerinden biri olmasaydı belki Filistinli, Iraklı, Suriyeli, Bahreynli, Myanmarlı, Keşmirli ve İranlı binlerce çocuk, kadın ve yaşlı insan gibi onlardan hiçbir haber olmadan unutulacaktı.

Hiçbir zaman Şeytan oğullarının kılıcıyla Hak cephesine ait olan insanların kanının döküldüğü zaman insan haklarını savunduklarını iddia edenler tarafından onların hangi günahtan ötürü öldürüldüğü sorulmamıştır.

İnsan haklarından yana olduklarını iddia edenlerin insanlık ve ahlak literatürlerinde Şeyh Nimr, Saleh Sammad, Gazanfer Rüknabadi, İmad ve Cihat Muğniye, Hasan Şahata, Mustafa Bedreddin, Semir Kantar ve Fethi Şakaki gibi insanlar ile Cemal Kaşıkçı arasında bir ayrım mı yapılmaktadır ki bu kadar farklı bir tepkiye tanık olmaktayz? Onlar suikasta uğradıkları zaman hiçkimseden bir ses çıkmadığı halde, bu  öldürülünce kıyamet kopartılıyor?

Bunun yanıtı ise bireycilik ve soyculuğu teorize eden liberal demokrasi ideolojisinin doğası ve varlığındadr. Machiavelli’nin “Prens”i,  Hobbes’in “Leviathan”ı ve Herzl’in “Yahudi Devleti” karışımıdır. Yaratan’ın hükmüne aykırı olarak, insanlık toplumunu sınıflandıran ve hakları çifte standartlarla değerlendiren bir doğanın sonucu da bir taraftan kendi mensupları olmayan insanları katletmek için silah ve mühhimat satışı ve diğer yandan da kendinelerine ait olanların uğruna insan hakları propagandası yapmaktır.

Ancak uluslararası toplumda hakkın peşinde olmak isteyen insanlara ifade edilmesi gereken konular vardır:

İnsanları doğrayıp katletmek suçsa ki kesinlikle böyledir ve eğer Kaşıkçı olayı vicdanınızda cinayet ile ilgili duyarlılık uyandırmışsa biliniz ki bu olayın kökü ve nedenlerini kendinizde aramanız gerekir. Çünkü barış dini olan ve zulmü kabul etmeyen İslam’dan korkutan kişileri kullandığınız oylarla kendilerinize yetkililer seçiyorsunuz. Onlar da terör örgütlerini besleyen Vahabilik gibi fırkaları destekleyerek dünyayı yakıp kül ediyorlar.

Biraz düşünün. Sizi İran füzelerinden korkutuyorlar, ancak bu füzeler mazlumu savunmak için zalimlere doğru atılmıyor mu? Hakiki İslam’ın mensupları tarih boyunca ne zaman başkalarına savaş açan ilk taraf olmuştur?

Gerçeği anlamak için Hiroşima, Nagazaki, Vietnam, Filistin, İran yol uçağı, Balkan Yarımadası ve Yemen’de olup biten son günlerdeki acı olayların hikayesini araştırıp değerlendirmelerde bulunabilirsiniz.

Mohammad Ghaderi

News Code 1873543

Ekler

yorumunuz

You are replying to: .
  • 9 + 4 =