İngiltere’nin Tahran Büyükelçisi ile bir röportaj

Nicholas Hopton, Mehr Haber Ajansı’na verdiği röportajda nükleer anlaşma ve bölgesel gelişmeleri değerlendirdi. İngiltere’nin Tahran Büyükelçisi, ülkesinin İran füze programından endişe ettiğini söyledi.

İngiltere’nin Tahran Büyükelçisi Nicholas Hopton, Washington ve Londra’nın nükleer anlaşmaya yönelik yaklaşımı, İran’ın bölgedeki faaliyetleri, Yemen krizi ve İngiltere’nin Suudi Arabistan’a verdiği silahlar hakkında Mehr Haber Ajansı’na konuştu.

Nicholas Hopton, Mehr muhabirleri Mohammad Ghaderi ve Payman Yazdani’nin sorularını aşağıdaki şekilde yanıtladı:

ABD Başkanı Donald Trump’ın nükleer anlaşmaya yönelik yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Geçenlerde Trump İran’a karşı uygulanan yaptırımların askıya alınması kararını imzaladı. Bu olumlu bir adımdır ve ABD’nin halen nükleer anlaşmaya bağlı kaldığını göstermekte. Ben burada ABD adına konuşamam. Fakat İngiltere olarak bu anlaşmanın yararlı olduğunu düşünüyor ve İran’la işbirliği yapmaktan yanayız.

ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, geçen günlerde İngiliz mevkidaşı Boris Johnson ile yaptığı bir görüşmenin ardından İngiltere, Almanya ve Fransa’nın nükleer anlaşmanın bazı değişikliklere uğratılması üzerinde hemfikir olduklarını ileri sürdü. Trillerson’un bu açıklamaları Avrupa’nın İran konusunda çitfe standart uyguladığını gösteriyor. Siz bu bağlamda neler düşünüyorsunuz?

Nükleer anlaşma 2015’te onaylanan uluslararası bir anlaşmadır. İngiltere de uluslararası yasalara saygı duymakta. İngiltere’nin net bir yaklaşımı vardır. Ben, dışişleri bakanı ve başbakanımız İran’la bazı alanlarda anlaşabildiğimizi düşünüyoruz. Hemfikir olmadığımız konularda da diplomatik kanallardan hareket ettiğimizi söylemekten mutluluk duymaktayım. İran’ın bölgedeki bazı faaliyetleri bizi endişelendiriyor. Biz, İran’ın balistik füzelerini BM Güvenlik Konseyi’nin 2231 sayılı kararına aykırı bulmaktayız. Öte yandan bu konularda İran’la görüşüp ihtilafları mümkün mertebe azaltmanın faydalı olacağına inanıyoruz.

Anladığımız kadarıyla siz nükleer anlaşmanın yanı sıra başka bir anlaşmanın da İran’ın bölgdeki faaliyetlerini engellemek amacıyla imzalanması gerektiğini düşünüyorsunuz, değil mi?

Söylediklerim İngiltere’nin bazı konularda duyduğu endişeleri aktarmak içindir. Biz, İran’ın gerçekleştirdiği füze denemelerinin BM Güvenlik Konseyi’nin 2231 kararına aykırı olduğu kanaatindeyiz. Ancak aynı zamanda İran da dahil tüm ülkelerin kendilerini savunma hakkına sahip olduklarını düşünüyoruz.

ABD nükleer anlaşma konusundaki yükümlülüklerini yerine getirmemektedir. Bu apaçık bir gerçek. Şimdi bu durumda İran füze programı için yeni bir anlaşmaya da imza atılırsa ABD ve Batılı ülkelerin bu anlaşmaya uyacaklarını garanti eden bir güvence var mı?

Biz yeni bir anlaşmadan bahsetmiyor ve nükleer anlaşmaya da tamamen bağlıyız. İngiltere bu anlaşmanın Yemen’deki Husilerin gerçekleştirdiği füzeli saldırılardan farklı bir konu olduğuna inanıyor. Bize göre Yemen’deki krizin çözüm yolu siyasidir. Bu gelişmeleri görmezden gelemeyiz, ancak bu, nükleer anlaşmadan farklı bir konudur. İranlı yetkililerle yaptığımız görüşmelerde İran ve Yemen’in füze programı konusundaki endişelerimizi dile getiriyoruz.

İngiltere tarih boyunca İran’ın içişlerine müdahalede bulunmuştur. Biz İranlı gazeteciler, ülkenizin insan hakları konusunda çitfe standart uyguladığını düşünüyoruz. Örneğin Yemen ve Bahreyn’deki insan hakları ihlalleleri karşısında tamamen sessiz kalıyor, ancak Suudi Arabistan-BAE ittifakına silah satıyorsunuz. Oysa ki bu silahlarla binlerce Yemenli kadın ve çocuk katlediliyor. Tüm bu olup bitenler insan haklarının size göre bir değer değil, kamuoyunu kandırmak için sadece bir slogan olduğunu gösteriyor. Buna ne dersiniz?

Siz kendi görüşlerinizi bildirdiniz, fakat maalesef ben sizinle hemfikir değilim. İngiltere uluslararası normlar ve yasalara destek vermekte. Biz insan hakları bildirisini kabul ediyoruz, İran’dan da beklentimiz budur. Hükümetimiz Yemen’deki krizin çözülmesi için çaba sarfediyor. Yemen’de olup bitenler bir trajedidir. Yemen halkı kolera salgını ile karşı karşıya. Bu büyük bir faciadır. Biz Yemen’le ilgilsi olan tüm taraflar ve özellikle de İttifak’la temas halindeyiz. İngiltere’nin Körfez İşbirliği Konseyi’ne üye ülkelerle yakın ilişkileri vardır.

Biz Yemen halkının güven ve barış içerisinde yaşamalarını istiyoruz. Husiler Suudi Arabistan’a füze fırlatmakla kışkırtıcı eylemlerde bulunmamalı. İngiltere, teçhizatlarının nerelerde kullanıldığına dikkat ediyor. Sattığımız silahların meşru olarak kullanılması konusunda hassas davranıyoruz.

İlk olarak “Körfez İşbirliği Konseyi” değil, onun asıl adının “Fars Körfezi İşbirliği Konseyi” olduğunu bildirmek isteriz. Körfez dediğiniz bölgenin adı vardır, onun asıl adı “Fars Körfezi”dir. İkincisi Husilerin füzeleri Suudi Arabistan-BAE’nin kurduğu ittifakın uyguladığı katliamı önlemek için savunma amaçlı olarak kullanılmakta. Siz bu iddiaları ileri sürmenize rağmen Yemen’deki katliama son vermek için harekete geçmiyor, Suudilerin işlediği cinayetleri de kınamıyorsunuz. Bunu hususta ne düşünüyorsunuz?

Ben daha önce İngiltere’nin Yemen büyükelçisi olarak 2011’de Ali Abdullah Salih’in iktidardan çekildiği dönemde önemli roller üstlendim. İngiltere Yemen’de güven ve istikrarın sağlanması için çok çaba sarfetmiş ve bu ülkeye insani yardımların gönderilmesine her zaman destek veriyor. Biz bu krizin ilk başından itibaren barış için çağrıda bulunuyoruz. Yemen için askeri yöntemi uygun bulmuyoruz. Hiçbir ülke askeri gücünü kullanarak Yemen’e egemenliğini sağlayamaz. Çözüm yolu diplomasi, siyasi görüşmeler ve BM’nin insani yardımları çerçevesinde olmalıdır.

Çeviri: Morteza Karimi

News Code 1869046

Ekler

yorumunuz

You are replying to: .
  • 3 + 10 =