100 binden fazla Z kuşağı genci, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ne ve BM Gençlik Ofisi Başkanı’na yazdıkları bir mektupta, düşmanın saldırıları sonucu meydana gelen can ve mal kayıplarını anlatan bir rapor sunarak, bu saldırının ve insan haklarına aykırı eylemin açıkça kınanmasını talep etti.
Sayın Yetkililer,
28 Şubat 2026 Cumartesi sabahı (9 Esfand 1404), İran İslam Cumhuriyeti’nin farklı bölgelerindeki birçok nokta, aralarında ulusal düzeyde önemli devlet ve yönetim merkezlerinin de bulunduğu hedeflere yönelik, Amerika Birleşik Devletleri ve Siyonist rejim tarafından gerçekleştirilen organize ve hedefli askeri saldırıların hedefi olmuştur. Takip eden günlerde de ülkenin çeşitli eyaletlerinde sivil bölgeler ve hayati altyapılar saldırılara maruz kalmıştır. Bu saldırıların insani boyutu, özellikle çocuklar, gençler ve ergenler açısından son derece endişe vericidir.
Gençler ve ergenler, insanî gelişimin, toplumsal ilerlemenin ve kalıcı barışın en önemli unsurlarından biridir. Uluslararası toplum, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SDGs) ve Birleşmiş Milletler Gençlik Stratejisi gibi girişimler aracılığıyla, gençlerin güvenli, istikrarlı ve sağlıklı ortamlarda büyüyüp gelişmelerinin temel bir gereklilik olduğunu defalarca vurgulamıştır. Gençlerin yaşamını, sağlığını ve gelecekteki fırsatlarını korumak yalnızca ulusal değil, aynı zamanda uluslararası toplumun ortak sorumluluğudur.
Ancak savaş ve silahlı çatışma koşullarında gençler, ergenler ve öğrenciler toplumun en savunmasız kesimleri arasında yer almaktadır. Eğitimin kesintiye uğraması, sosyal altyapının tahrip edilmesi, çevresel zararlar, psikolojik travmalar ve doğrudan güvenlik tehditleri bir nesil üzerinde uzun süreli ve yıkıcı sonuçlar doğurabilir.
Bu çerçevede, ABD ve Siyonist rejimin ortak saldırıları sonrasında ortaya çıkan bazı veriler şöyledir:
- Şu ana kadar 5 yaş altı 53’ten fazla çocuk yaralanmış, ayrıca 1510’dan fazla çocuk ve ergen yaralılar arasında yer almıştır.
- Hayatını kaybedenler arasında 5 yaş altı en az 13 çocuk ve 18 yaş altı 220’den fazla çocuk ve ergen bulunmaktadır.
- ABD tarafından Minab kentindeki Şecere-yi Tayyibe Kız Okulu’na iki Tomahawk füzesiyle yapılan doğrudan saldırı, ders saatleri sırasında gerçekleşmiş ve 165’ten fazla kız öğrenci ile bazı öğretmenlerin hayatını kaybetmesine neden olmuştur. Bu olay son derece trajik ve sarsıcıdır.
- Son raporlara göre toplam can kaybı en az 1400 kişiye ulaşmıştır.
Saldırıların coğrafi kapsamı ve altyapıya verdiği zarar da oldukça geniştir. Ülkenin 31 eyaletinden 29’u doğrudan etkilenmiştir. Kızılay raporlarına göre 70 binden fazla sivil yapı (konutlar, ticari alanlar, idari binalar ve sivil üretim tesisleri) zarar görmüştür. Ayrıca 500’den fazla okul doğrudan veya dolaylı olarak saldırılardan etkilenmiştir.
Acil yardım ve sağlık sistemleri de ciddi zarar görmüştür. 268’den fazla hastane, acil servis istasyonu, sağlık merkezi ve Kızılay yardım merkezi tahrip olmuş veya hasar almıştır. En az 36 ambulans yok edilmiş veya zarar görmüştür. Görev başında 22’den fazla doktor ve hemşire hayatını kaybetmiş, 104’ten fazla sağlık çalışanı yaralanmıştır.
Bu olaylar uluslararası insancıl hukuk çerçevesinde ciddi endişeler doğurmaktadır. 1949 Cenevre Sözleşmeleri, özellikle de savaş zamanında sivillerin korunmasına ilişkin Dördüncü Cenevre Sözleşmesi, sivil nüfusun ve sivil mülkiyetin korunmasına yönelik açık yükümlülükler getirmektedir. 1977 tarihli Ek Protokol I ise sağlık birimlerinin, insani yardım çalışanlarının ve sivil altyapının korunması gerektiğini açıkça vurgulamaktadır.
Uluslararası insancıl hukukun temel ilkeleri, çatışan tarafların askerî hedeflerle sivil hedefleri her zaman ayırt etmesini zorunlu kılar. Yerleşim alanlarına, hastanelere, okullara, tarihî ve kültürel mirasa ya da yardım merkezlerine yönelik saldırılar kabul edilemez. Uluslararası Ceza Mahkemesi Statüsü’ne göre sivillere, sağlık tesislerine, yardım görevlilerine veya korunan sivil altyapıya yönelik kasıtlı saldırılar savaş suçu sayılabilir. Ayrıca 1989 Çocuk Hakları Sözleşmesi, silahlı çatışma durumlarında çocukların korunması için uluslararası topluma sorumluluk yükler. Bu nedenle bu saldırılarda çocuklara ve öğrencilere verilen büyük zarar, uluslararası toplumun acil dikkatini gerektirmektedir.
İnsani kayıpların yanı sıra, ABD ve Siyonist rejimin saldırıları sonucunda İran’ın önemli tarihî ve kültürel miras alanlarının da zarar gördüğüne dair endişe verici raporlar bulunmaktadır. Bu eserler yalnızca İran halkının kimliğinin bir parçası değil, aynı zamanda insanlığın ortak mirasıdır. Tahran’daki Gülistan Sarayı, İsfahan’daki Nakş‑ı Cihan Meydanı ve Çehel Sütun Sarayı gibi bazıları UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan çok sayıda tarihî yapı ve alanın zarar gördüğü bildirilmektedir.
Uluslararası insancıl hukuk kapsamında kültürel miras özel koruma altındadır. 1954 Lahey Sözleşmesi ve ek protokolleri, silahlı çatışma durumlarında tarihî yapılar, müzeler, kütüphaneler ve dinî mekânlara yönelik saldırıları yasaklamaktadır.
Ayrıca Tahran, Kerec ve Rey’deki sivil enerji altyapıları, yakıt ve petrol depoları da hedef alınmıştır. Bu tür tesislere yönelik saldırılar, yalnızca günlük yaşamı aksatmakla kalmayıp ciddi çevresel riskler de doğurabilir. Cenevre Sözleşmeleri Ek Protokolleri ve 1976 ENMOD Sözleşmesi, silahlı çatışmalarda çevrenin geniş, ciddi ve uzun süreli zararlardan korunmasını zorunlu kılar.
Geçmiş çatışmalar, petrol ve sanayi tesislerine yönelik saldırıların hava, toprak ve su kaynaklarının kirlenmesine, ekosistemlerin zarar görmesine ve gelecek nesillerin yaşamını tehdit eden uzun vadeli çevresel sorunlara yol açabileceğini göstermiştir.
Son olarak biz, İranlı Z kuşağı gençleri ve ergenleri olarak bu saldırılara dair derin endişemizi dile getiriyor; sivillerin hayatını kaybetmesine, altyapıların ve ulusal mirasın tahrip edilmesine yol açan bu saldırıları güçlü şekilde kınıyoruz.
Birleşmiş Milletler Gençlik Ofisi’nin dünya gençliğinin geleceğini koruma sorumluluğu doğrultusunda şu adımların acilen ele alınmasını bekliyoruz:
1. Bu saldırıların insani sonuçlarına, özellikle çocuklar, öğrenciler ve gençler üzerindeki ağır etkilerine uluslararası toplumun dikkatinin derhal çekilmesi.
2. Uluslararası toplumun, ülkelere ve özellikle sivillere yönelik saldırıların derhal durdurulması ve tekrarının önlenmesi için somut adımlar atmaya teşvik edilmesi ve Amerika Birleşik Devletleri ile Siyonist rejimin İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik saldırılarının kınanması.
3. Çatışmalar sona erdikten sonra, bu olayların insani ve hukuki boyutlarını incelemek, İran’a verilen ağır zararları belgelemek ve uluslararası hukuk ihlallerini değerlendirmek amacıyla bağımsız bir uluslararası mekanizmanın oluşturulması.
Birleşmiş Milletler Gençlik Ofisi’nin gençlerin güçlendirilmesi ve korunmasına yönelik sorumluluğu doğrultusunda, bu endişeleri dikkate almasını ve bu saldırılardan etkilenen çocuklar, ergenler ve gençlerin durumuna ilişkin uluslararası farkındalığın artırılmasına katkıda bulunmasını samimiyetle umuyoruz.
Saygılarımızla,
İranlı Z kuşağı gençleri ve ergenlerinden bir grup.

yorumunuz