İran'la 2015 nükleer anlaşmasını yeniden hayata geçirmek isteyen ABD, Birleşmiş Arap Emirlikleri (BAE) merkezli birçok şirkete bir dizi yaptırım açıkladı. Yaptırımın nedeni ise İran petrolü ve petrol ürünlerini Doğu Asya pazarında ulaştırma ve satma konusunda İran'a yardım etmeleri oldu.
ABD’nin bu tür eylemlerde bulunmakta amacı İran'ı dolaylı olarak siyasi baskı altına almak olduğu söylenmektedir.
Mehr Haber Ajansı konuyla ilgili ANKA Enstitüsü Danışma Kurulu Üyesi Dr. Yeşim Demir, İle bir röportaj gerçekleştirdi. Aşağıdaki yazıda bu röportajı okuyabilirsiniz:
1- Son zamanlarda yabancı medya kuruluşları tarafından ABD'nin bazı BAE’li şirketlere İran ile ticari ilişkileri nedeniyle olası yaptırımlar uygulayacağı hakkında fısıltılar duyulmaktadır. ABD’nin bu tür eylemlerde bulunmakta amacı İran'ı dolaylı olarak siyasi baskı altına almak olsa da sizce Washington’un bu kararının başka bir sebebi mi var?
Sizin de belirttiğiniz gibi son zamanlarda ABD’nin uzun zamandır gerginlik yaşadığı Çin ile Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) yönelik uyguladığı yaptırımlar gündemde yer almaktadır. ABD eski Başkanı Donald Trump’ın 2018 yılında Kapsamlı Ortak Eylem Planından (KOEP) çekilmesini ardından İran’a ve İran ile ticari ilişkide bulunan devlet ve şirketlere yönelik yaptırımlarda her ne kadar Joe Biden’ın göreve gelmesinin ardından bir gevşeme olduğu görülse de son uygulamalar ABD’nin İran’a yaklaşımında (Biden’in iç politikada gücünü kaybetmemek amacıyla) yeni bir döneme girildiğinin sinyallerini vermektedir. Dolayısıyla Viyana’da gerçekleştirilen ve İran’ı KOEP’e dönmeye ikna amacı taşıyan nükleer müzakerelerin 5 aylık bir kesintiden sonra yeniden başladığı göz önüne alınırsa BAE’li şirketlere yönelik yaptırım kararının, ekonomisinin önemli bir kısmı petrole dayalı İran’ı siyasi ve ekonomik baskı altına alma amacı taşıdığı söylenebilir.
2- Haziran ayında ABD’nin bazı BAE’li şirketlere İranlı petrokimya şirketleriyle olan ticari ilişkileri nedeniyle yaptırım uyguladığını gördük. Peki, burada şöyle bir soru var; İran ilişkileri normalleştirmek doğrultusunda Suudi Arabistan’la görüşmelerde bulunmaktadır. Sizce bu müzakereler olumlu sonuçlandıktan sonra Suudi Arabistan'a da bazı yaptırımlar uygulama ihtimali var mı?
Ortadoğu’daki önemli gelişmelerden biri olan ve 2016 yılında ilişkileri kopma noktasına gelen İran ile Suudi Arabistan arasında geçen yıl başlayan ve Irak’ın arabuluculuk yaptığı normalleşme adımlarında önemli aşamaya gelindiği görülmektedir. Güven sorunu yaşayan iki devlet arasındaki ilişkiler, güvenlik ve istihbarat alanında yapılan görüşmelerin olumlu sonuçlanmasının ardından siyasi ve ticari olarak ileri boyuta taşınabilirse anlam kazanacaktır.
İran-Suudi Arabistan arasındaki müzakerelerin olumlu sonuçlanması durumunda ABD’nin Suudi Arabistan’a yaptırım uygulaması pek mümkün görünmemektedir. Çünkü çeşitli kaynaklarda İran’ın petrol ve doğalgaz bakımından zengin Huzistan ve Sistan-Belucistan eyaletlerdeki terör hareketlerinin arkasında ABD ve Suudi Arabistan desteğinin olduğu ve bu iki bölgenin İran’dan koparılma amacı güdüldüğü iddia edilmektedir.
Tarihsel olarak bakıldığında mücadele içinde olan iki devletin "tam anlamıyla" iyi ilişkiler kurabilmesi pek mümkün görünmemektedir. Dolayısıyla İran ile Suudi Arabistan’ın bir araya gelmesi kalıcı bir yakınlaşma olmaktan çok ulusal güvenlik ve çıkarların gerektirdiği bir işbirliğini ifade etmektedir.
Aslında Suriye konusunda yaşanan sorunların aşılması durumunda köklü devlet geleneğine sahip Türkiye ile İran’ın bölgede gerçek istikrarı sağlayabileceği ve bölge devletlerini bir araya getirebileceği inancındayım.
3- BAE, Suudi Arabistan ve İran arasında arabuluculuk yapabilir mi?
Ortadoğu’nun önemli finans merkezlerinden biri olan hem Batı hem de ABD ile oldukça iyi ilişkilere sahip olan BAE, uluslararası ilişkilerde dengeli bir politika izlemektedir. Bu politikası son olarak Ukrayna Savaşı’nda görülmektedir. Batı ile olan yakınlığına rağmen savaş nedeniyle Rusya’ya uygulanan yaptırımlara destek vermemiştir.
Bilindiği üzere Temmuz ayında ABD ile İsrail arasında İran’ın nükleer çalışmalarına karşı güvenlik anlaşması imzalanmıştır. Ardından İran ile BAE Dışişleri Bakanları görüşmesi gerçekleşmiş ve iki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi yönünde mesaj verilmiştir. Aynı zamanda BAE Dışişleri Bakanı, bölge güvenliği ve istikrarı için çaba harcanacağını ifade etmiştir. Bu ifadeden yola çıkıldığında bölge ülkeleri arasında arabuluculuk yapabileceği kanaatine varılmaktadır. Ancak BAE’nin girişimi ABD’nin verdiği izin çerçevesinde olabilir. Çünkü BAE, ABD için İran'ın genişlemesine, Ortadoğu'daki hakimiyetine ve Çin’in Fars Körfezi’ndeki etkisine karşı tampon görevi görmektedir.
Görüldüğü üzere Ortadoğu’da yıllarca güç mücadelesi veren İran ile Suudi Arabistan arasında arabuluculuk yapabilir mi sorusuna evet arabuluculuk yapabilir demek çok gerçekçi görülmemektedir. Halihazırda BAE’nin bu adımı görünürde pragmatik ve bölgenin ihtiyacı olan bir diyaloga destek olarak değerlendirilebilir. Çünkü İran ile ABD arasında olası çatışmada İran'a bir mil uzaklıkta olan en çok zarar görecek ülke olacaktır. Böyle bir durum BAE finans ve ticari sektörleri üzerinde yıkıcı etki yaratacaktır. Kısacası BAE, iki devlet arasında ABD’nin müsamaha gösterdiği ölçüde bir yakınlaşma ve arabuluculuk rolü üstlenmiş olabilir.