Mehr Haber Ajansı: Ulusal Strateji Merkezi’nin (USMER) düzenlediği “Güney Kafkasya’da Güvenlik Konferansı” geçtiğimiz hafta Türkiye’de gerçekleştirildi. Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan, Türkiye, Rusya ve İran’ın tarihsel rolü, bölgedeki gelişmeler, tarihsel süreç ve enerji krizi gibi konuların ele alındığı uluslararası konferans; Türkiye Cumhuriyeti, Rusya Federasyonu, İran İslam Cumhuriyeti, Azerbaycan Cumhuriyeti, Ermenistan ve Gürcistan’dan çok sayıda büyükelçi ile ekonomi ve siyaset uzmanlarının ve Vatan Partisi Genel Başkanı Dr. Doğu Perinçek’in katılımıyla tamamlandı.
USMER Başkanı Şule Perinçek’in açış konuşmasıyla başlayan konferans iki oturum halinde düzenlendi. 24. Dönem Milletvekili Prof. Dr. Özcan Yeniçeri’nin oturum başkanlığında yapılan birinci oturumda Rusya Federasyonu’ndan temsilciler, İran İslam Cumhuriyeti’nin Türkiye Büyükelçisi Muhammed Hasan Habibullahzade, Türkiye’den Büyükelçi Alev Kılıç ve Büyükelçi Ümit Yardım, Azerbaycan Cumhuriyeti’nden 6. Dönem Milletvekili Elşad Mirbeşiroğlu ve Gürcistan’dan Kafkasya İslam Çalışmaları Merkezi Başkanı Shota Apkhaidze konuşma yaptı.
Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi eski Dekanı Prof. Dr. Ercan Enç’in oturum başkanlığında gerçekleştirilen ikinci oturumda ise Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Barış Adıbelli, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Ermeni iş insanı Nurhan Çetinkaya ve Vatan Partisi Genel Başkanı Dr. Doğu Perinçek değerlendirmelerde bulundu.
Konferansın açılışında konuşan USMER Başkanı Şule Perinçek, dünyada yeni bir düzenin şekillendiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Yeni bir dünya düzeni kurulduğu gerçeği artık kabul ediliyor, tartışılıyor ve geleceğe ilişkin tasarımlar yapılıyor. Yeni bir uygarlık yükseliyor.”
Birinci oturumun başkanı Prof. Dr. Özcan Yeniçeri ise Güney Kafkasya’daki güvenlik sorunlarının yalnızca tekil olaylardan veya aktörlerin tutumlarından kaynaklanmadığını vurguladı. Yeniçeri, bölgenin yapısal jeopolitik özelliklerinin ve küresel güç rekabetinin yoğunlaşmasının güvenlik sorunlarının temelinde yer aldığını belirtti.
“Bölge ülkelerinin benzersiz fırsatları olduğu kadar tarihten gelen derin kırılganlıkları da vardır. Bu bölgedeki herhangi bir istikrarsızlık, küresel enerji piyasaları ve ticaret yolları gibi geniş bir alanda domino etkisi yapmaya adaydır.
Bölge ülkeleri güvenlik sorunlarını ve aralarındaki ihtilafları kendi irade ve ilişkileriyle çözmek durumundadır. Bunun yolu da yakından uzağa, komşudan komşuya ve basitten karmaşığa giden bir yöntemle mümkündür. Kafkasya’nın Kafkasyalıların sorunu olduğu gerçeği gözden kaçırılmamalıdır.”

İran İslam Cumhuriyeti’nin Türkiye Büyükelçisi Muhammed Hasan Habibullahzade ise konuşmasında Güney Kafkasya’da güvenlik anlayışının dış aktörler tarafından belirlenmesinin önemli bir sorun olduğunu belirtti.
Habibullahzade şu ifadeleri kullandı:
“İran İslam Cumhuriyeti perspektifinden bakıldığında, bu bölgede karşılaşılan temel sorunlardan biri güvenlik anlayışının dış aktörler tarafından belirlenmesidir. Mevcut birçok analiz ve düzenlemede Güney Kafkasya’nın güvenliği, bölge devletlerinin gerçek ihtiyaç ve öncelikleri doğrultusunda değil, dış aktörlerin değerlendirmelerine göre tanımlanmaktadır.
‘Dışarıdan dayatılan güvenlik’ olarak tanımlanabilecek bu durum, nihayetinde bağımlılığa ve istikrarsızlığın sürmesine yol açmaktadır. Çünkü dış güçlerin çıkarları bölgenin uzun vadeli çıkarlarıyla zorunlu olarak örtüşmez.”
Gürcistan’dan Kafkasya İslam Çalışmaları Merkezi Başkanı Shota Apkhaidze ise konuşmasında “TRIPP” ya da “Trump Yolu” olarak bilinen projenin ABD’nin bölgeye müdahalesine zemin hazırlayabileceğini ifade etti.
Habibullahzade ayrıca İran’ın uluslararası alanda tanınmış sınırların değiştirilmesine karşı olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:
“İran İslam Cumhuriyeti, Güney Kafkasya’nın jeopolitik yapısının dönüştürülmesine karşıdır. Tarihsel deneyimler göstermektedir ki sınırların değiştirilmesi veya yeni jeopolitik düzenlerin dayatılması çoğu zaman uzun süreli gerilimlere yol açmaktadır.”
Habibullahzade, 3+3 Platformu’nun temel ilkelerinin ulusal egemenlik ve toprak bütünlüğüne saygı, iç işlerine karışmama, anlaşmazlıkların diyalog yoluyla çözülmesi ve ekonomik ile transit işbirliğinin geliştirilmesi olduğunu ifade etti.
Vatan Partisi Genel Başkanı Dr. Doğu Perinçek ise konuşmasında Kafkasya ve Batı Asya’da dünyanın ufkunda umutları besleyen gelişmeler yaşandığını söyledi. Perinçek, Azerbaycan ile Ermenistan arasında kısa sürede bir barış anlaşması imzalanmasının bölgesel güvenlik açısından büyük önem taşıdığını belirtti.
Perinçek konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Ancak bu adımın sürdürülmesi için Ermenistan’ın katkısı gerekiyor. Paşinyan şu anda Türkiye ile ilgili bazı doğru adımlar atıyor, ancak bunları sonuna kadar götürmüyor. Türkiye hükümeti ise Ermenistan’ı Üç Artı Üç Platformu kapsamında işbirliğine çekecek siyasetler geliştirmekte yetersiz kalıyor.”

Perinçek ayrıca dünyadaki güç dengelerinde önemli değişimler yaşandığını belirterek Asya’dan yeni bir uygarlığın yükseldiğini ifade etti.
Büyükelçi ve Avrasya İncelemeleri Merkezi Başkanı Alev Kılıç ise Güney Kafkasya’nın güvenliği konusunda Türkiye’nin rolüne değindi.
Habibullahzade, 3+3 Platformu’nun temel ilkelerinin ulusal egemenlik ve toprak bütünlüğüne saygı, iç işlerine karışmama, anlaşmazlıkların diyalog yoluyla çözülmesi ve ekonomik ile transit işbirliğinin geliştirilmesi olduğunu ifade etti.
Kılıç, Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle Türk dünyasının Türkiye’ye açıldığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bu durum Türkiye açısından hem yeni fırsatlar hem de yeni meydan okumalar doğurmuştur. Türkiye, 2000’li yıllarla birlikte Orta Asya’da Türk iş birliği çerçevesini kurma hedefini gerçekleştirebilecek güce ulaşmaya başlamıştır. Türk Devletleri Teşkilatı’nın kurulması ve giderek kurumsallaşması bu açıdan kritik önemdedir.”
Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi eski Dekanı Prof. Dr. Ercan Enç ise Güney Kafkasya’da güvenliğin Azerbaycan ile Ermenistan arasında sağlanacak kalıcı barışa bağlı olduğunu söyledi.
“Bölgesel güvenliğin olmazsa olmaz koşulu, Azerbaycan ile Ermenistan arasında barışın tesis edilmesidir. Diplomatik yolla ilerleyen sürecin boşa gitmesine izin verilmemelidir.” dedi.

Gürcistan’dan Kafkasya İslam Çalışmaları Merkezi Başkanı Shota Apkhaidze ise konuşmasında “TRIPP” ya da “Trump Yolu” olarak bilinen projenin ABD’nin bölgeye müdahalesine zemin hazırlayabileceğini ifade etti.
Apkhaidze, bu tür projelerin Güney Kafkasya’da ABD askeri varlığının artmasına ve bölgenin militarize edilmesine yol açabileceğini belirterek bunun bölge ülkelerinin egemenliği açısından risk oluşturduğunu söyledi.
Konferansın sonuç bildirgesinde ise “Kafkasya Kafkasyalılarındır” vurgusu yapıldı. Bildirgede, İran, Rusya ve Türkiye ile Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan’ın oluşturduğu “3+3 Platformu”nun bölgesel güvenlik ve işbirliği açısından önemli bir girişim olduğu ifade edildi.
Sonuç bildirgesinde ayrıca Güney Kafkasya’daki güvenliğin yalnızca bölge için değil Batı Asya ve dünya barışı açısından da önemli olduğu belirtilerek platformun etkin hale getirilmesi ve Gürcistan’ın da sürece dahil edilmesi gerektiği vurgulandı.

yorumunuz