25 Nis 2026 10:20

Tarihten bir kesit:

Tebes Operasyonu: ABD’nin İran’daki Başarısız Rehine Kurtarma Girişimi

Tebes Operasyonu: ABD’nin İran’daki Başarısız Rehine Kurtarma Girişimi

1980 yılının 25 Nisan günü (5 Ordibeheşt 1359), Tebes’te yaşanan o büyük kum fırtınası kadar sarsıcı bir haber tüm halka ve dünyaya ulaştı. Herkes için inanması güçtü; ancak ülkenin azılı düşmanı, devasa bir kum fırtınasının içinde adeta yere çakılıp kalmıştı.

Mehr Haber Ajansı: ABD’nin “Operation Eagle Claw” (Kartal Pençesi Operasyonu) olarak adlandırdığı ve İran’da “Tebes Operasyonu” ya da “Çöl Fırtınası” olarak bilinen askeri girişim, 1980 yılının Nisan ayında Tahran’daki Amerikalı rehineleri kurtarmak amacıyla planlandı ve uygulamaya konuldu. ABD’nin en karmaşık ve maliyetli askeri operasyonlarından biri olarak tasarlanan bu girişim, Washington açısından bir güç gösterisi olması beklenirken, sonunda uluslararası alanda yaşanan en dikkat çekici başarısızlıklardan biri olarak kayıtlara geçti.

Rehine krizi ve operasyonun arka planı

Operasyon, Tahran’daki ABD Büyükelçiliği’nde yaşanan rehine krizinin, dönemin ABD Başkanı Jimmy Carter yönetimi için en önemli dış politika sorunlarından biri haline geldiği bir dönemde planlandı. İran’daki devrimci güçlerin elinde 53 Amerikalı rehine bulunuyordu ve ABD kamuoyundaki baskı yönetimi hızlı bir çözüm arayışına itiyordu.

Tebes Operasyonu: ABD’nin İran’daki Başarısız Rehine Kurtarma Girişimi

Bu koşullar altında ABD yönetimi, İran topraklarına gizlice girilmesini, birliklerin Tahran yakınlarına taşınmasını ve rehinelerin kurtarılmasını öngören çok aşamalı bir operasyon planı hazırladı.

Yüksek riskli bir görev için karmaşık plan

Operasyon kapsamında altı askeri nakliye uçağı ve sekiz helikopter, USS Nimitz uçak gemisinden havalandı. Plan doğrultusunda Amerikan birliklerinin İran’ın Tebes çölünde “Desert One” (Çöl Bir) olarak adlandırılan noktaya inmesi, burada yakıt ikmali yapması ve ardından Tahran yakınlarına ilerlemesi gerekiyordu.

Operasyonun nihai hedefi, rehinelerin tutulduğu yere girerek onları kurtarmak ve ülke dışına çıkarmaktı. Ancak bu plan, hava, kara ve destek unsurları arasında son derece hassas bir koordinasyon gerektiriyordu. En küçük aksaklık bile tüm operasyonun başarısız olmasına yol açabilirdi.

Kum fırtınası planları altüst etti

Operasyonun daha ilk saatlerinde hava koşulları belirleyici bir faktör haline geldi. Tebes bölgesinde meydana gelen şiddetli kum fırtınası, pilotların görüşünü ciddi biçimde azaltırken ekipmanların çalışmasını da olumsuz etkiledi.

ABD Savunma Bakanı’nın Kongre’ye sunduğu raporda şu ifadeler yer aldı:

“Kum fırtınası beklenmedik şekilde ortaya çıktı ve personelde baş dönmesine ve denge kaybına neden oldu.”

ABC televizyonunun Sam Donaldson’a dayandırdığı haberine göre ise operasyona sekiz helikopter gönderilmişti. Görevin tamamlanabilmesi için altı helikopter yeterliydi, ikisi ise yedek olarak planlanmıştı. Ancak helikopterler kum fırtınasına yakalandı ve arızalar meydana geldi.

Tebes Operasyonu: ABD’nin İran’daki Başarısız Rehine Kurtarma Girişimi

Bu gelişmeler üzerine Başkan Jimmy Carter, operasyonun iptal edilmesi talimatını verdi. Donaldson ayrıca, bir C‑130 uçağıyla helikopterin çarpışmasının, helikopterin planlanan iniş noktasında olmamasından kaynaklanan bir hatadan doğduğunu belirtti.

ABD Deniz Kuvvetleri’nden bir subay da Daily News gazetesine yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Operasyonun başarısız olmasının tek nedeni kum fırtınasıydı.”

Teknik arızalar ve operasyonun iptali

Birlikler belirlenen noktaya ulaştığında teknik sorunlar peş peşe ortaya çıkmaya başladı. İlk raporlara göre bir helikopter uçuş sırasında arızalanmış, bir diğeri ise hava koşulları nedeniyle uçak gemisine geri dönmek zorunda kalmıştı.

ABD Başkanı’nın Ulusal Güvenlik Danışmanı Zbigniew Brzezinski’nin notlarına göre, Tahran saatiyle 23.45’te bölgede hâlâ altı helikopter bulunuyordu ve operasyonun devam etmesi teorik olarak mümkün görünüyordu.

Ancak yaklaşık yarım saat sonra üçüncü bir helikopterin hidrolik arıza nedeniyle devre dışı kalması, operasyon için gerekli minimum kapasitenin altına düşülmesine yol açtı.

Bu gelişmenin ardından sahadaki komutanlar ile Beyaz Saray arasında yapılan görüşmeler sonucunda operasyonun tamamen iptal edilmesine karar verildi.

Tebes çölünde patlama: trajik son

ABD birlikleri bölgeden ayrılmaya hazırlanırken beklenmedik bir olay meydana geldi. Yakıt ikmali sırasında bir helikopter havalanmaya çalışırken kontrolünü kaybetti ve bir C‑130 nakliye uçağına çarptı.

Çarpışma büyük bir patlamaya yol açtı ve sekiz Amerikan askeri hayatını kaybetti.

Operasyonda görev alan yetkililerden biri olayı şu sözlerle anlattı:

“Helikopter havalanıp uçağa doğru ilerlerken büyük bir toz bulutu oluştu. Helikopter uçağın ön kısmına çarptı ve her şey bir ateş topu gibi patladı. Aslında sıradan bir kazaydı, diğer kazalar gibi.”

Bu olay yalnızca can kaybına yol açmakla kalmadı, aynı zamanda operasyonun kesin biçimde sona ermesine neden oldu. ABD birlikleri bölgeyi terk ederken beş helikopter dahil birçok ekipman Tebes çölünde bırakıldı.

ABD’de siyasi ve psikolojik etkiler

Tebes Operasyonu’nun başarısızlığı ABD içinde ve dışında geniş yankı uyandırdı. Pek çok analist bu olayı, ABD’nin uluslararası itibarı açısından ağır bir darbe olarak değerlendirdi.

Eski ABD Başkanı Richard Nixon, olayla ilgili olarak şu değerlendirmede bulundu:

“Amerikalı rehineleri kurtarma operasyonunun başarısızlığıyla birlikte ABD bugün büyük ölçüde itibar kaybına uğramış ve ciddi şekilde küçük düşmüştür.”

Analist Stephen R. Weisman ise bu başarısızlığın psikolojik boyutuna dikkat çekerek şunları söyledi:

“Amerikalılar İran’da, her şeyden önce kendi güçsüzlüklerinin bir sembolüyle karşı karşıya kaldılar. Vietnam ve Watergate’ten sonra özgüvenini yeniden kazanmaya çalışan bir ulus, eski bir dini kültürle çatışmanın içine sürüklendi. Bu olay Amerikan gururu ve özgüveni için yeni bir darbe oldu.”

New York Times muhabiri de şu yorumu yaptı:

“Amerikalıların İran’da aldığı yenilginin yarası uzun süre kapanmayacaktır.”

Radarlar neden tespit etmedi?

Operasyonun ortaya çıkmasının ardından İran kamuoyunda en çok sorulan sorulardan biri, Amerikan uçakları ve helikopterlerinin İran hava sahasına nasıl tespit edilmeden girebildiği oldu.

Bir basın toplantısında İran Cumhurbaşkanı Ebu’l Hasan Beni Sadr bu soruya şu yanıtı verdi:

“Radarlar Amerikan yapımıdır ve onları devre dışı bırakmaları mümkündür.”

Beni Sadr ayrıca ABD’nin İran radar sistemleri hakkında bilgi sahibi olduğunu belirtti ancak ayrıntı vermedi.

Sonraki günlerde bazı savunma sistemlerinin operasyon öncesinde toplandığına dair raporlar yayımlandı. Bir bildiride, 3 Mayıs 1980’de bazı hava üslerindeki uçaksavar sistemlerinin kaldırılması yönünde talimat verildiği belirtildi.

Başka bir raporda ise, operasyon gecesi Tahran’daki Emcediye Stadyumu’nun ışıklarının sabaha kadar açık kaldığı ve buranın helikopterler için olası iniş noktalarından biri olarak düşünüldüğü iddia edildi.

Uluslararası yankılar

“Kartal Pençesi Operasyonu”nun başarısızlığı yalnızca Tebes çölünde yaşanan sınırlı bir askeri olay olarak kalmadı; kısa sürede siyasi, medya ve uluslararası boyutları olan bir krize dönüştü.

İran’da olayın ardından hazırlanan raporlar dönemin lideri Ayetullah Humeyni’ye sunuldu. Aktarılan bir rivayete göre İmam Humeyni şu ifadeyi kullandı:

“Demek ki İran’ı böyle fethetmek istiyorlardı!”

ABD’de ise bu başarısızlık, Vietnam Savaşı ve Watergate skandalının ardından oluşan kırılgan psikolojik ortamı daha da derinleştirdi. Pek çok yorumcu bu durumu “ulusal aşağılanma duygusu” olarak tanımladı.

ABD neden başarısız oldu?

Zbigniew Brzezinski’nin yayımlanan notlarına göre, üçüncü helikopterin arızalanmasının ardından askeri komutanlar ile Beyaz Saray yetkilileri operasyonun devam etmesinin çok yüksek risk taşıdığı sonucuna vardı.

Ancak geri çekilme kararı bile kazasız gerçekleşmedi. Bölgeden ayrılma sırasında yaşanan helikopter–C‑130 çarpışması, hem insan kaybına hem de önemli askeri ekipmanların yok olmasına neden oldu.

News ID 1936208

Ekler

yorumunuz

You are replying to: .
  • captcha