İran'a yönelik ABD yaptırımlarının bölge ekonomisine yansımaları tartışılırken uzmanlar, söz konusu yaptırımlar nedeniyle İran'dan ithalatın azalmasıyla Irak pazarında Türk ürünlerinin etkili olabileceğini düşünüyor.
Türkiye ile Irak arasındaki ikili ilişkiler dönemsel olarak inişli çıkışlı bir seyir izlemesine rağmen son zamanlarda iki ülke arasındaki siyasi ve ticari ilişkiler geliştirilmektedir.
Türk müteahhitlik firmaları için önemli potansiyele sahip olan Irak'ta, Türk firmaları, çeşitli konut projelerinden askeri tesislere, yol, köprü, baraj gibi altyapı projelerinden okul, hastane gibi sosyal tesislere pek çok alanda faaliyet gösteriyor. İran da Irak'ta siyasetten ekonomiye kadar birçok alanda etkindir.
İran, Türkiye ve Irak arasındaki ticarete ilişkin araştırma yapan Mehr Haber Ajansı muhabiri, konuyu BİLGESAM Araştırma Koordinatörü ve Ortadoğu Masası Direktörü Ali Semin'e sordu.
1 - Irak Dışişleri Bakanı Muhammed Ali el-Hakim, ülkesinin İran'ın yanında olacağını ve ABD'nin tek taraflı kararlarına karşı olduğunu belirtmiştir. Irak’ın bu tutumunu nasıl değerlendiriyorsunz?
-İran’ın Irak’ta pek çok alanda etkin olması Bağdat-Tahran arasındaki ilişkilerin her geçen gün artmaktadır. Irak’ın, İran’ın bölgesel gücü bakımından Ortadoğu’ya açılan kapısı olarak nitelendirebiliriz. Bu nedenle Irak hükümeti ABD-İran arasında yaşanan gelirimde arada kalmak istememekte ve İran ile ilişkilerinin kötüleşmesini arzu etmemektedir. Aslında Ortadoğu’da bir gerçek var; tüm yabancı güçler bir gün gidecek asıl olan komşularınız sizinle daimi olarak kalacaktır. Dolayısıyla Dışişleri Bakanı Muhammed Ali el Hekim’in yaptığı açıklamaya bakıldığında ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik uygulamaya koyduğu ekonomik yaptırımlara Irak hükümetinin uyması mümkün görünmemektedir. Çünkü bugün İran-Irak ticaret hacminin yaklaşık 12 milyar dolardır. Bu rakamın 11 milyarı doları Irak’ın İran’dan yaptığı ithalattır. Irak’ın ise İran’a 60 milyon dolarlık ihracatı söz konusudur. Bu açıdan Irak’ın İran’ın yanında yer alması ve ABD’nin yaptırımlarını dikkate almaması komşuluk ilişkilerine uygun bir davranış olduğunu söyleyebilirim. Aslında Irak; son zamanlarda tüm bölge ülkeleriyle iyi ilişkiler kurarak diplomatik, ekonomik ve ticari anlamda geliştirmek istiyor. Irak’ın hiçbir ülkeyle husumetli olma lüksü yoktur.
2 - Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi, Tahran ile Washington arasında tırmanan gerginlikleri durdurmak amacıyla iki ülkeye heyetler göndereceğini açıklamıştır. Sizce Irak bu konuda ne kadar başarılı olabilir?
- Başbakan Adil Abdülmehdi’nin arabuluculuk girişimi tamamen semboliktir. Hatırlarsanız 27 Aralık 2018 tarihinde Başkan Trump sürpriz bir şekilde Irak’ın Enbar vilayetinde bulunan Aynul Esed Amerikan üssünü ziyaret etmişti. Söz konusu ziyaretten Bağdat hükümetini yeni kuran Abdülmehdi’ye haber vermemişti. Hatta Abdülmehdi özellikle Şii siyasetçiler ve Haşdi Şaabi yetkilileri tarafından ciddi manada eleştirilmiş ve büyük tepkiye maruz kalmıştı. Bu bağlamda Irak’ın Washington-Tahran arasında yaşanan gerginliğin önüne geçmek için arabuluculuk girişiminin başarı olmasından ziyade ABD kendisinin işgal ettiği bir ülkeyi dinler mi? Diye düşünmemiz lazım. Çünkü uluslararası ilişkiler disiplininde arabuluculuk yapan ülkeyi ilk önce tarafların kabul etmesi gerekir. Arabulucu olan devletin taraflara sözü geçecek kadar güçlü olması gerekmektedir. Başka bir tabirle Irak’ın taraflara sözünü dinleteceği zordur. Bu özelliklerin Bağdat hükümetinde olduğunu düşünmüyorum.
3 - Irak’ın İran ile ABD arasında gerilimi düşürmek için çaba sarfetmesinin asıl sebebi nedir?
- Irak’ın İran ile ABD arasında gerilimi düşürmek için çabasının temelinde söz konusu gerilimden en çok ülke olacağını düşünmektedir. Bir diğer sebep ise, ABD-İran geriliminin ana sahası Irak’ın olacağı endişesidir. Bağdat hükümeti, ABD-İran muhtemel çatışmasının Irak topraklarında gerçekleşmesi kaygısı var. Bağdat bu yüzden iki çatışan ülkenin ortasında kalmak istemiyor. Çünkü ABD-İran olası çatışması durumda bölgesel anlamda bir felakete yol açacağı gibi en büyük kaybedeni de Irak olacaktır.
4 - Sizce Türkiye, İran ile Irak arasındaki yakın ilişkilere rağmen İran’ın Irak’ta ticaret pazarındaki payını elde edebilir mi?
- Irak pazarında hem Türkiye hem de İran etkindir. İran, Irak’ın güneyinde, Türkiye ise kuzey Irak’ta ticari anlamda etkindir. Eğer ki ABD, İran’a uyguladığı yaptırımlara uyması için Irak’a baskı yaparsa ticaret bağlamında tek alternatif Türkiye’dir. Örneğin DAEŞ terör örgütünden kurtarılan bölgelerin yeniden imarı konusunda Türk firmalarına büyük ihtiyaç vardır. Türkiye’nin inşaat malzemeleri, gıda ve demir çelik gibi ürünlerde Irak’ta önemli bir yeri vardır.
5 - Türkiye’nin Irak pazarındaki payı kaç milyar dolar ve İran ürünleri yerine ne gibi ürünleri ihraç edebilir?
- Türkiye-Irak arasındaki ticaret hacmi yaklaşık 13 milyar dolardır. Irak’ta yaklaşık 30 milyar dolarlık bir yatırımı mevcut. 28-29 Nisan’da Irak’ı ziyaret eden Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu yaptığı açıklamada Türkiye-Irak ticaret hacminin 20 milyar dolara yükseltmeyi hedeflediklerini söyledi. Bu sebeple DAEŞ sonrası Irak’ta Türkiye-Irak ticaret hacminin 2019 yılında 14-15 milyar dolara kadar artacağını tahmin ediyorum. 20 milyar dolar hedefi ise 2020’de gerçekleşmesi öngörülmektedir. Türkiye’nin İran ürünlerinin yerini alacak ürünlerinden ziyade iki ülkenin Irak’a ihraç ettikleri bazı ürünler konusunda artabilir. Örneğin inşaat malzemelerinde, gıda, meyve, sebze, et ve süt ürünlerinde Türkiye’nin İran’ın önüne geçebileceğini düşünüyorum. Özetlemek gerekirse hem Türkiye hem İran Irak’ı önemli bir pazar olarak görmektedir. Türkiye-İran’ın Irak’taki rekabeti ekonomi ve ticaretten ziyade siyasi olduğunun altını çizmekte yarar vardır. Ancak şu gerçeği unutmamak da gerekir ki; ABD’nin İran’a uygulamakta olan ekonomik yaptırımlarına ilk itiraz eden ülkelerden biri de Türkiye’dir. Bu durum ise iki ülke arasındaki iyi komşuluk ilişkilerinin pekiştiğinin bir göstergesidir.
yorumunuz