Muharrem etkinliği İran seyahatlerimde önemli bir yer tutmaktadır

İran gezi rehberi olan Türk turist Fatih Kibar," İran’ın Yezd kentinde Muharrem ayı merasimine katılmıştım. Bu merasim töreni, İran seyahatlerimde önemli bir yer tutmaktadır" dedi.

2013 yılından bu yana tam zamanlı olarak yurt içi ve yurt dışı seyahatler yapan Fatih Kibar, şimdiye kadar 14 ülke ve 100’den fazla şehirde bulunmuş.

Yıllar önce bir hobi olarak başlayan kısa süreli seyahatleri yerini uzun süreli seyahatlere bırakarak beraberinde tam zamanlı bir işe dönüşmesine neden oldu. Bugün ise yapmış olduğu tüm seyahatlerinde edindiği deneyimleri başta kendi seyahat sitesi "www.hadigez.com" olmak üzere sektörün önde gelen Türk turizm markalarının internet siteleri için yazılar yazan bir seyahat yazarıdır.

Öte yandan İran’a sıklıkla yaptığı seyahatler sonrası açmış olduğu "www.irangezirehberi.com" da İran hakkında içerikler üreterek ülkenin Türkiye’de tanınmasına katkıda bulunmaktadır. Bugün, iyi bir ziyaretçi kitlesine sahip olan web sitesi, İran turizmi hakkında derinlemesine bilgiler içeren kapsamlı bir gezi rehberi sitesine dönüşmüştür. Artan bu ziyaretçi kitlesinin beraberinde İran’a olan ilgisini gördükten sonra yılda birkaç defa olmak üzere İran’a kültürel turlar yaparak çalışmalarına devam etmekteydi.

Mehr Haber Ajansı Fatih Kibar ile bir röportaj gerçekleştirdi. Aşağıdaki yazıda Kabir'ın Mehr'e verdiği yanıtları okuyabilirsiniz:

1- İran'a olan ilginizin sebebi nedir?

Seyahatlerimin ana teması öncelikli olarak insan odaklı olmasıdır. Bunu sırasıyla kültür, tarih ve edebiyat takip eder. İran’a baktığımızda ise bu ve daha fazlasını ziyaretçisine zengin bir şekilde sunduğunu görürüz.

İran’a ilgim yıllar önce Üsküdar’da bir sahafa girip kendime birkaç okumalık kitap bakarken rafta karşılaştığım Ömer Hayyam’ın Rubailerini içeren kitabı sayesinde olmuştu. Bu, İran’ı tanımam için yalnızca küçük bir kıvılcımdı. Hayyam hakkında az da olsa bir bilgiye sahiptim fakat derinlemesine okumalar yapmak ve en nihayetinde onu anlamak da istiyordum. Açıkçası güzel bir tevafuk olmuştu. Eve geldiğimde doğrudan okumaya başlamış ve 2 gün gibi kısa bir sürede kitabı bitirmiştim. Ömer Hayyam’ı sırasıyla Sadi-i Şirazi’nin Gülistan ve Bostan eserleri ve Şehriyar’ın şiirleri takip etmiş, İran’a olan ilgim her geçen gün artmıştı. Okumayla birlikte İran’a henüz gitmeden oraları görebilmek için İran filmlerini araştırmaya başlamıştım. Üstat Abbas Kiyarüstemi ile karşılaştığımda birkaç filmini izlemeye koyuldum. Kiyarüstemi filmlerine baktığımızda toplum ve sosyal yaşamı çok iyi bir biçimde işlediğini görürüz. Okuduğum kitaplar ve izlediğim filmler sonrası İran’a olan merakım giderek artmaya başlamıştı. Bu merakım, beraberinde İran’da muazzam bir tarih ve keşfetmeye değer zengin bir geleneksel kültürün olduğunu bana hissettirmişti.

Tüm bu okumalar ve izlediğim filmlerden sonra 2014 yılının Temmuz ayında sırt çantamı hazırlamış ve kendimi 45 saat süren İstanbul-Tahran otobüsünde bulmuştum. Yolu ve insanın karşısına çıkardığı sürprizleri sevdiğimden dolayı otobüs yolculuğunu tercih etmiş ve İranlı pek çok yolcu ile birlikte başkent Tahran’ın yolunu tutmuştum.

Bugün İran’ı mutlaka herkesin keşfetmesi gerektiğini düşünenlerdenim. Birbirinden çarpıcı mimari yapıları, büyüleyici doğası, uçsuz bucaksız çöl manzaraları ve gün batımları, öğretici kültürü, kültür-sanat zenginliği ve en önemlisi de ön yargıları kıran şaşırtıcı misafirperverliği ile Ortadoğu’nun özel ülkelerinden biridir. Fakat İran’ı tanımak için birden fazla seyahat yapmak gerekir. Her bölgesi farklı kültüre, tarih ve mutfağa ev sahipliği yapan çok zengin bir ülkedir.

2-  İran gezilerinizin hangi bölümü sizin için özel bir değere sahipti? İran’da yaşasaydınız hangi kenti tercih ederdiniz?

İran tüm bu zenginliğin ötesinde benim için farklı bir değere sahiptir. 2014 yılında başlayan İran seyahatlerim 2016 yılına kadar kısa süreli olmuştu. Bu büyüklükte ve zenginlikteki ülkeyi daha derinlemesine tanımak istiyordum. Ancak bunun için de İran’da uzun süre kalmam gerektiğini biliyordum. Nitekim 2016 yılının yine bir yaz ayında sırt çantamı toplayarak tekrardan İran’ın yolunu tutmuştum. Bu defa ülkede daha uzun süre kalmak ve farklı şehirlerini ziyaret etmek istiyordum. Van Kapıköy sınırından İran’a giriş yapıp Hoy şehrine vardığımda başlamıştı insanların bana (tüm turistlere olduğu gibi) olan samimi yaklaşımları.

İran’a gidenler bilirler yaz aylarında ülkenin Güney bölgelerinin ne denli sıcak olduğunu. İran’ı keşfetme arzusuyla çıktığım bu yolda sıcağa pek aldırış etmeden kuzeyden güneye, doğudan batıya tam 60 gün süren ve 16 şehri kapsayan bir yolculuk yapmıştım. Hava sıcaklığının ve yolculuk süremin fazla olması nedeniyle Tebriz’e vardığımda bitap düşmüştüm. Direncim inanılmaz derecede düşmüş ve ayağa bile kalkamaz olmuştum. Bu sırada yanıma bir genç yaklaşıp nasıl olduğumu sormuştu. Kendisi pek de iyi olmadığımı görünce koluma girerek, “haydi, kalk bizim eve gidiyoruz” dedi. Bu haldeyken teklifini geri çeviremezdim. Eve vardığımızda gencin, ailesiyle birlikte yaşıyor olduğunu gördüm. Evin anne ve babası beni çok iyi bir şekilde karşılamışlardı. İyi olmadığımı gören ev halkı bana tam 6 gün evlerinin kapılarını açmış, kendi oğulları gibi bakmışlardı. Evin annesi iyileşmem için 6 gün boyunca bitki ve baharatlardan oluşan karışımlar yaparak içirmiş, daha fazla yemek yiyebilmem için tabağımı sürekli doldurmuştu. 6. günün sonunda ise eski direncime kavuşarak sağlıklı bir şekilde ayağa kalkmıştım.

Bu yaşadığım anı ve aileyi unutabilmem mümkün değil. Bugün halen görüştüğümüz Esmaeili ailesi benim İran’daki çok sevdiğim ve değer verdiğim ailemdir. Öyle ki, 2018 yılı Temmuz ayında yaptığım bir diğer İran seyahatimde yine Esmaeili ailesini ziyaret ettiğimde doğum günümdü. Hiç ummazken o akşam bir sürpriz yaparak doğum günümü kutlama inceliği göstermişlerdi. Her İran seyahatimde mutlaka yanlarına gider ve birkaç gün kalarak kendileriyle hasret gideririm. Kendileri de İstanbul’a gelerek misafirim olmuşlardır.

İran’da yaşamaya değer birden fazla şehir vardır. Eğer doğa aşığı biriyseniz İran’ın kuzeyinde kalan (Şomal) şehirlerini tercih edebilir, trafik yönünden sessiz ve yapılaşma bakımından daha seyrek yerler arayanlar Erdebil ve Kaşan gibi küçük ama bir o kadar da keyif veren şehirleri tercih edebilirler. Hareketli bir yaşam ve sosyal hayat bakımından çeşitliliği arayanlar ise Tahran ve İsfahan gibi şehirleri tercih edebilirler.
Ancak kendim İran’da yaşıyor olsaydım tercihimi Şiraz’dan yana kullanmış olurdum. Şiraz, Zendiye ve Akamenid gibi dönemleri kapsayan eserlere ev sahipliği yapıyor. Daha da önemlisi Persepolis’e yalnızca 1 saatlik sürüş mesafesinde. Ayrıca Fars edebiyatının iki önemli ismi Sadi ve Hafız’ın da kabirlerini içerisinde barındırıyor. Şehir içi ulaşım alt yapısı da gayet iyidir. Çevre şehirlere de iyi bir ulaşım bağlantısı sunuyor. Tahran’ı aratmayan sosyal hayat bakımından çeşitlilik de sunmaktadır.

Tahran’a baktığımızda ise sosyal yönden daha zengindir. Ziyaretçisine pek çok şey sunar. Sırf kafelerinde arkadaşlarınızla vakit geçirmek için bile Tahran tercih edilebilir. Farsça dil öğrenimim için ilerleyen seneler İran’da yaşamayı düşünüyorum. Nitekim dil öğrenimi için İran’a geldiğimde yaşamak için Şiraz’ı tercih edeceğim.

3- İran’da tattığınız yemeklerin hangisi sizin için daha lezzetli ve hangi yemek tat ile lezzet açısından Türk mutfağına yakındı?

Hazırlanış ve sunumları her ne kadar farklı olsa da İran ve Türk yemeklerinin benzer pek çok yanları bulunmaktadır. Türkiye’de Doğu ve Güneydoğu Anadolu şehirlerinde sıkça kullanılan baharatların İran yemeklerinde de kullanıldığını görürüz. Kebaplara baktığımızda ise Türk turistlerin lezzet bakımından İran’da hiç yabancılık çekmeden afiyetle yiyebilecekleri çeşitli kebap türleri bulunmaktadır.

Ghormeh Sabzi yemeğinin ise nasıl ki İran mutfağında yeri ayrıysa bende de yeri her zaman ayrı olmuştur. İran’a her geldiğimde mutlaka Ghormeh Sabzi yemeğini yerim. Et ve sebze karışımı ile damakta enfes bir tat bırakıyor.

4- İran ziyaretinizden önce Şiraz’daki tarihi eserlerle ilgili nasıl ve ne kadar bilgi sahibiydiniz? Yakından yaptığınız gözlemler bu bilgilerle uyuşuyor muydu?

İran hakkında yaptığım okumalar ve izlediğim filmler sonrası ülkeye olan ilgim daha da artınca ister istemez internette daha derin araştırmalar yapmıştım. Yukarıdaki soruda da değindiğim üzere Şiraz, tarihi eserler bakımından önemli bir yere sahiptir. Persepolis ise bu mirasın en önemlisi olduğu su götürmez bir gerçektir. Ancak Akamenid ve Zendiye dönemlerine ait yapıları da görebilmek mümkündür.

Bugün ise Persepolis Antik Kenti, İran’ı ziyaret etmek isteyen her turistin mutlaka görmek istediği bir yerdir. İnternette yer alan kaynaklardan yaptığım okumalar ile antik kenti yerinde görmek elbette eksik kalan yerleri tamamlama noktasında iyi olmuştu. Her ne kadar Persepolis Şiraz ile özdeşleşse de, kentte kale, hamamlar ve Vekil çarşısı gibi yerler de mutlaka görülmelidir.

5- İran’daki turistik cazibelerin küresel toplum ile Türkiye’ye tanıtımı hakkındaki yorumunuz nedir?

İran, Ortadoğu’da her zaman merak edilen bir ülke olmuştur. Ancak bazı Batılı ülkelerin medyaları ne yazık ki İran’ı insanlara farklı anlatmışlardır. İran’ı araştırmamış ve henüz gitmemiş pek çok insanın bu ülke hakkında ön yargıları olduğunu görürüz. İlk İran seyahatimde karşılaştığım manzara yalnızca sırt çantalı gezginlerin bu ülkeyi ziyaret ettiği yönündeydi. Nitekim Persepolis gibi önemli bir antik kentte sahada gördüğüm tüm yabancılar birer sırt çantalı gezginlerdi. Hava ve karayoluyla yaptığım İran seyahatlerimde ise ne yazık ki sınır kapılarında Türk turistlere rastlamamıştım. Bugün ise Türk turistlerde inanılmaz bir artış söz konusudur. Ayrıca yabancı turistler de buna dâhildir.

Avrupa’nın farklı ülkelerinden gelen pek çok turisti Tahran, Kaşan, İsfahan ve Şiraz gibi turistik kentlerde görebilmek mümkündür. Artan otel doluluk oranları da İran’ı her geçen sene bir cazibe merkezine dönüştürdüğü açıkça görülüyor.

İran’ın turizm tanıtım bakımından iyi işler yaptığını biliyorum. 2018 yılında Tebriz Belediyesi’ne yaptığım ziyarette Turizm El Sanatları ve Kültürel Miras Genel Müdürlüğü’nden sanat yönetmeni Sayın Mecid Bargi ile kısa süreli bir konuşmamız olmuştu. Kendileri ülke çapında tanıtım için yoğun bir çalışma içerisinde olduklarını, basılı yayın ve dijital medya yayınları ile tanıtım yaptıklarını anlatmıştı. Ancak tüm bu tanıtımlara karşılık bazı medya kuruluşları İran’ı farklı göstererek ülke hakkında olumsuz bir hava yaratmaya çalışmaktadır. Tam da bu noktada, İran’a seyahat eden içerik üreticileri İran seyahatlerini kaleme alıyor ve videolar çekerek büyük kitlelere erişebiliyor. Bizler de İran seyahatlerimizin dönüşünde gördüklerimizi ve deneyimlerimizi internet sitelerimizde yazarak insanlara ulaşabiliyoruz. Son birkaç yıldır bana gelen İran hakkındaki soruların fazlalığı bu ülkeye olan ilginin giderek arttığını göstermektedir. Türkiye’de İran’ı merak eden fakat ön yargıları nedeniyle gelmekte tedirginlik yaşayan bir topluluk var. Bunlar çoğunlukla hazır turları tercih etse de, artık kendi araçlarıyla gitmek isteyen bir topluluğun da olduğunu belirtmek isterim.

Son olarak, her yıl İstanbul’da düzenlenen turizm fuarında bazı İran turizm acentelerinin olduğunu görüyorum. Bu tür çalışmaların, İran’ın Türk turistlere tanıtılması açısından önemli bir çalışma olduğunu söyleyebilirim.

6- Türkiye’den İran’a ziyaretçi gelmesi için çalışmalar yapılıyor mu?  Niçin Türkiye’ye giden İranlı turistlerin sayısı çok ama İran’a gelen Türk turistlerin sayısı daha azdır?

Bir önceki soruda da değindiğim üzere her geçen yıl Türkiye’den İran’a gelen turistlerin sayısı artmaktadır. Bunda önemli bir eşik de biz yayıncılardır. Türkiye’de İran hakkında içerikler üreterek İran’a bir seyahat planı olan topluluğa ulaşabilen birkaç kişi bulunmaktadır. Tamamı İran’ı bilen insanlardan oluşuyor. Bu tür çalışmalar, sosyal medya kullanımının da artmasıyla birlikte tanıtım açısından fevkalade olmaktadır.

Türkiye de İran gibi çeşitli uygarlıkların beşiğidir. Dört mevsimin bir arada yaşandığı, ziyaretçisine zengin bir tarihi miras, doğa ve tabiat alanları, lezzetli yemekler ve deniz tatili yapabilecekleri plaj yerleri sunmaktadır. İranlıların Türkiye seyahatlerine baktığımızda uzun dönemli tatillerinde Trabzon, İstanbul, İzmir ve Antalya gibi şehirleri tercih ettiğini görüyoruz. Kısa süreli gelişlerde ise daha çok alışveriş ve hafta sonu tatilleri için sınır kentleri olan Van ve Ağrı şehirlerini ziyaret ettiğini görürüz.

İki ülke arasındaki turizm birlikteliği özellikle Türkiye tarafında daha da artmalıdır. Bu cümle ile Türk turistlerin İran’a olan seyahat seyrekliğini ne yazık ki önyargılara bağlayabiliriz. Ancak, 2014 yılından bu yana baktığımda İran’a giden Türk turist sayısında bir artış olduğunu görüyorum. Öyle ki, bana gelen İran hakkındaki yoğun sorular da bu düşüncemi destekler niteliktedir.

İki ülke arasındaki vize serbestisi rejimi ise Türk ve İranlılar için bir fırsattır. Bu fırsatı değerlendirmek isteyen Türk turistlerin sayısının ise giderek artacağından eminim.

7- İran gezilerinizin ardından ülkemize ilişkin sizde oluşan imajda herhangi bir değişim söz konusu mu?

2014 yılında İran’a yapacağım ilk seyahat öncesinde çevreme bu kararımı açıkladığımda bazıları İran’a gitmemem yönünde çeşitli telkinlerde bulunmuşlardı. Nedenini sorduğumda ise pek güvenli olmayacağını söylemişlerdi. Düşüncelerini saygıyla karşılamış ancak seyahat tarihim geldiğinde İran’ın yolunu tutmuştum.

Batılı ülkelerin çoğunda olduğu gibi ne yazık ki Türkiye’de de İran’a karşı az da olsa bir ön yargı mevcut. Daha çok, İran’ın seyahat etmek için güvenli bir ülke olmadığı yönünde olduğunu okuyor ve duyuyorum. Oysaki aralarında asla gitmem diyen bazı okurlarım bile İran’a gidip döndüklerinde bana söyledikleri şey “Neden bu zamana kadar İran’a gitmemişim” ve “Mutlaka tekrar İran’a gideceğim” yönünde oluyor.

Açıkçası İran’a yaptığım ilk seyahatte içimde az da olsa bir tedirginlik hâkimdi. Ancak otobüse bindiğimde bugün bile halen görüştüğüm bazı İranlı yolcuların yol boyu bana olan samimi yaklaşımları ve ülkeleri hakkındaki anlatıları kafamdaki o birkaç soru işaretini de gidermeme yardımcı olmuştu. Evet, “Mutlaka İran’a tekrar gideceğim” sözünü ben de söylemiş ve nitekim bugüne kadar pek çok defa İran’a giderek daha fazla şey keşfedip, daha fazla insan tanıyarak döndüğümde bunları kaleme alıp başkalarının da İran’a gitmesine vesile olmaya çalışmaktayım.

Ziyaret ettiğim diğer tüm ülkeler arasında, hiçbir yerde insanları İran’dan daha fazla misafirperver bulmadığımı tüm samimiyetimle söyleyebilirim. İran’da yaşadığım misafirperverlik gerçekten şaşırtıcıydı! Zor bir yolculuk olmasını beklediğim 45 saatlik İstanbul-Tahran yolculuğum bile yaşadığım en kolay ve en keyifli seyahatlerimden biri olmuştu.

8- İran ile Türkiye arasındaki tarihsel, kültürel ve toplumsal bağları nasıl değerlendiriyorsunuz?

İran ile Türkiye arasındaki tarihsel sürece baktığımızda 10. yüzyıla kadar gidebilmek mümkündür. Bu dönemlerde yaşanan hadiseler sonucu Türk halkı İran’ın muhtelif yerlerine yerleşmiş ve uzun süre buralarda yaşamışlardır. Öte yandan, Türk dilinin Farsça dilinden çok sayıda kelime aldığı da bilinen bir gerçektir. Bir diğer önemli konu ise iki ülkenin 1639 yılından bu yana hiç savaşmamış olması ve yüz yıllardır değişmeyen bir sınıra sahip olmalarıdır. Bu son derece önemlidir. Birbirine yakın bu iki ülkenin halkları zaman içerisinde tarihsel ve kültürel pek çok münakalelere de girerek bugünün Türk-İran ilişkilerinin olgunlaşmasına olumlu etkisi olmuştur.

Günümüzde ise gerek iki ülkenin hükümet kanadı işlerliği, gerek Kültür Müsteşarlığı tarafından düzenlenen sempozyumlar, akademik çalıştaylar, ticari işbirlikleri ve iki ülke arası vize serbestisi bu bağları daha da kuvvetlendirmektedir.

9- Siz gezi rehberliği de yapıyorsunuz. Genelde Türkler İran'la ilgili hangi soruları soruyor?

Evet. İran gezi rehberliği ve bireysel seyahat danışmanlık hizmeti veriyorum. İran’a yaptığım ilk seyahatimin dönüşünde kaleme aldığım “İran Gezi Rehberi” başlıklı yazım beklediğimden de fazla bir ziyaretçi kitlesine ulaşmıştı. İran hakkında yüzlerce soru ve mail almıştım. Tüm bu sorulara yanıt olması ve İran hakkında bundan sonra yapacağım diğer seyahatlerimin notlarını bir arada toplamak maksadıyla bir internet sitesi açtım. Burada, İran’a ilgili olan insanlar, İran hakkında merak ettikleri her şeyi bularak, sorularına yanıt alabiliyorlar.

Geçen bu süre zarfında değişmeyen ilk soru “İran seyahat etmek için güvenli bir ülke midir?” yönünde oluyor. Bu soruyu, havalimanından şehir merkezine ulaşım, İran yemekleri nedir, nerede yenir, gezilecek şehirler, ayırılması gereken gün sayısı ve gezilecek yerler nelerdir yönünde oluyor. Ayrıca para, internet ve dil gibi sorularla da zaman zaman karşılaşmaktayım.

Pandemi öncesi dikkatimi çeken sorulardan biri ise kendi aracıyla İran’a gitmek isteyenlerin olduğudur. Kendi aracıyla İran’a gitmek isteyenler sınır geçişleri ve plaka işlemleri hakkında sorular sormaktadır. 

10- İran'ın Muharrem ayı merasimlerini yakından gördünüz mü?

İran’ın Yezd kentinde Muharrem ayı merasimine katılmıştım. Karşılaştığım manzara karşısında gerçekten duygulanmış, tüylerim diken diken olmuştu. Bu merasim töreni, İran seyahatlerimde önemli bir yer tutmaktadır. Aşura matemi, İranlıların İslami inançlarını ve törenlerini yerinde görmek için antropolojik açıdan önemli bir törendir. Pandemi sonrası İran seyahatimin birini tekrar Muharrem ayına denk getirmek istiyorum. Bu defa törenleri Buşehr kentinde izlemeyi düşünüyorum.

11- Sizce İran kendi tarihi miraslarını Türklere tanıtabilmiş mi?

Tebriz ve Tahran’da çalıştığım bazı kişi ve acenteler olmuştu. Hepsi Türk turistleri hedefleyen çalışmalar yapmaktadır. Dijital medyayı etkin kullanıyor, internet sitelerine yatırım yapıyorlar. Bununla birlikte, her yıl İstanbul’da düzenlenen turizm fuarına katılan İran turizm acentelerinin olması da bu tanıtımlarda önemli bir rol oynuyor. Ayrıca, İran’ın popüler turistik destinasyonlarında yer alan yapılarda stajyer rehberlerin olmasını da çok önemli buluyorum. Tamamına yakını İngilizce dilinin yanı sıra Türkçe dilini de konuşabilmektedir. Bu çalışanlar, İran’ı ziyaret eden Türk turistlere İran kültür ve mirasını tanıtmada oldukça önemli bir rol oynamaktadır.

News Code 1888673

Ekler

yorumunuz

You are replying to: .
  • 2 + 1 =