Gelecek Partisi'nin Suriye ve Libya konusundaki tavrı diplomasi esasıdır

Mehr Haber Ajansı'na konuşan Gelecek Partisi kurucularından Vahdettin İnce, "Diplomasi bölgede olup bitenlerden uzak durmak, etliye sütlüye karışmamak demek değildir. Bütün bölgesel güçleri aklı selim etrafında ortak çıkarlarını gözetecek şekilde bir araya getirme becerisidir" dedi.

Eski başbakan Ahmet Davutoğlu liderliğindeki Gelecek Partisi, 13 Aralık 2019'da Ankara'da yapılan tanıtım toplantısıyla kuruluşunu ilan etti.

150 kişinin yer aldığı Kurucular Kurulu'nda Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) eski Başkanı Yusuf Ziya Özcan, eski Ak Parti milletvekilleri Ayhan Sefer Üstün, Selçuk Özdağ, Karar Gazetesi eski yazarı ve Mavi Marmara yolcularından Hakan Albayrak, Belediye Başkanı Halil Kulak, Nihal Olçok, Bayram Zilan, İl Eminiyet eski Müdürü Mevlüt Demir, bir dönem Başbakanlık baş danışmanlığı da yapmış olan Etyen Mahçupyan gibi çeşitli alanlarda simalar yer aldı. Bu isimler çoğunlukla AKP’de parti teşkilatında görev almış isimler. Bu sebeple akla gelen ilk soru şudur: "AKP'den kopmuş olan Davutoğlu gibi bir siyasetçi hangi değişik düşüncelerle Gelecek Partisi'nde yoluna devam edecek"?

Konuyu araştıran Mehr Haber Ajansı muhabiri, Gelecek Partisi kurucularından partinin İnsan Haklarından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Vahdettin İnce'yle konuştu.

İşte Vahdettin İnce ile yapılan röportaj:

1- Ahmet Davutoğlu yeni partisini kurmasıyla birlikte Ali Babacan da partisini kurmak üzere. Bildiğiniz gibi her iki isim de AKP’nin en güclü aktörlerindendi. Böyle bir süreç nasıl yaşandı? 

Toplumsal hayat durağan değil, dinamiktir. Her an eşyanın tabiatının gerektirdiği bir değişimle karşı karşıyadır. Siyasal hareketler ve iktidarlar bu değişimi durdurmak veya akışı tersine çevirmek yerine sağlıklı bir mecrada ilerlemesini yönetmekle yükümlüdürler. Türkiye toplumunun dinamizmi yeni bir değişim sürecini zorunlu hale getirmişti. Uzun yıllar statüko taraftarları bu değişimi durdurmak için çok çabaladılar. Ancak Milli görüş hareketiyle geleceğin Türkiye’sini yönetmeye hazırlanan kadroların öncülüğündeki Ak Parti'nin süreci yönetecek pozisyona gelmesini daha fazla geciktiremediler.

Ak Parti bu alanda önemli işler başardı. Ancak siyasal hareketlerin çoğuna musallat olan mevcudu koruma refleksi onu da kıskacına aldı ve artık Ak Part'nin şimdiki tavrı için statükoyu sürdürme çabası ifadesini kullanabiliriz. Bu ise eşyanın dinamik tabiatına aykırıdır ve bu tutum sürecin dışına itilmekle sonuçlanır kaçınılmaz olarak. Bugün dinamizm ve değişim açısından oluşan siyasal boşluğun doldurulması artık kaçınılmaz bir hal almıştır. Sn. Ahmet Davutoğlu’nun liderliğindeki Gelecek Partisi bu ihtiyaca bir cevap olmak üzere kuruldu. Sn. Ali Babacan da bu alanda varlığını göstermek üzere bir parti kurdu. Burada önemli olan toplumsal dinamizmin yönünü doğru okumak ve ona göre söylemler ve eylemler geliştirmektir. Sn. Davutoğlu’nun devlet tecrübesi, geçmiş başarısı ve entelektüel derinliği ile birlikte yakın arkadaşlarının birikimleri ve toplumsal kesimleri temsil açısından oluşturdukları çeşitlilik doğru bir zamanda ortaya çıkmış doğru bir hareketin işaretlerini veriyor. 

2- Yeni partilerin kurulması AKP’nin yavaş yavaş dağılmasımı mı ifade ediyor? 

İlkesel olarak her varlığın bir sonu var. Yine ilkesel olarak biliyoruz ki varlıklar misyonlarının gereğini yerine getirdikleri sürece varlıklarını kalıcı hale getirebilirler. Bu, insanın elindedir. Ak Parti de bir misyonla yola çıktı ve bir süre bu misyonun gereğini yerine getirdi ve doğal olarak büyüdü. Zaman içinde statükonun emrine girme işaretlerini verince de toplumsal desteğin peyderpey eksildiğini görüyoruz. Yeni hareketler için özellikle Ak Parti'nin dağılmasını beklemekten ziyade doğruları ifade etmek daha sağlıklı bir tutumdur. Kimin ne zaman yükseleceğine, ne zaman dağılacağına halk karar verecektir. Halkın bu yöndeki kararının şekillenmesinin de değişmez parametreleri vardır.

3- Gelecek Partisi’nin kurucularının çoğu AKP’liydi. Sizce bu parti hangi siyasi düşünceler ve uygulamarda AKP ile farklı olacak? 

Kurucularımız arasında vaktiyle Ak Parti'de siyaset yapan arkadaşlarımız var. Başta genel başkanımız Ak Parti genel başkanlıydı, hükümette Dışişleri bakanlığı ve Başbakanlık yapmıştır. Ancak kurucularımızın çoğu Ak Parti'de siyaset yapan kimselerden oluşmuyor. Çok çeşitli bir yelpazeye dağılıyor kurucularımız. Alevi, Sünni, Kürt, Türk, Çerkes, Ermeni, Hristiyan…çok çeşitli toplumsal kesimleri temsil eden kurucularımız var. Sağcılar, solcular, İslamcılar, Milliyetçiler hep birlikte farklılıklarımızı koruyarak bir arada barış içinde yaşamanın mücadelesini vermek üzere bir araya gelmiş kimseleriz. Toplumun buna ihtiyacı var ve biz de buna çözüm üretmek üzere siyaset sahnesindeki yerimizi almış bulunuyoruz. Bu nedenle mevcut tutumuyla Ak Partiden ayrışıyoruz ve doğal sürecin mecrasında devam etmesini yönetmeye hazırız ve elbette farklıyız.

4- Gelecek Partisi, Erdoğan'ın başta Suriye ve Libya olmak üzere dış politikasını destekliyor mu? 

Dış politikayı, uluslararası ilişkileri öncelikle devletin yüzlerce yıldır oluşmuş tecrübesi, birikimi ve refleksi belirler. Siyasal hareketler ya da iktidarlar ise bu bağlamda tarzlarıyla farklılık gösterirler. Suriye’de, Libya’da bu ülke bir adım atacaksa ve devletin derin refleksi bunu gerektiriyorsa atacaktır, İran’ın, Rusya’nın, ABD’nin ve daha başka devletlerin hiç kuşkusuz tarihsel tecrübelerinden hareketle attıkları gibi. Dışişleri bakanlığı ve Başbakanlık yaptığı dönemlerindeki tavrından biliyoruz ki sn. Davutoğlu’nun tavrı diplomasi esaslıdır. O zamanlar “sıfır sorun” gibi bir kavramı literatüre sokmuştu ve bölgenin tüm ülkeleriyle sıcak ilişkiler kurmuştu. Kuşkusuz devletler gerektiğinde güç kullanırlar ama Davutoğlu’nun siyaset tarzı savaşa gerek bırakmadan diplomasi ile çözüme ulaşma odaklıydı ve eğer iktidarı devam etseydi bugün silahla elde edilmesi amaçlanan birçok neticeyi diplomasiyle elde ederdi. Diplomasi bölgede olup bitenlerden uzak durmak, etliye sütlüye karışmamak demek değildir. Bütün bölgesel güçleri aklı selim etrafında ortak çıkarlarını gözetecek şekilde bir araya getirme becerisidir.

5- Bazı uzmanlara göre, Meral Akşener'in liderliğini yaptığı İyi Parti, beklentileri karşılayamadı. Hatta bazı uzmanlara göre kalıcı bir parti olmayacak. Peki siz Gelecek Partisi’nin geleceğini nasıl görüyorsunuz? 

Meral Akşener’in öncülüğünü yaptığı İyi Parti farklı bir mecrada siyaset yapıyor. Büyük ölçüde Türkiye’nin milliyetçi tabanına hitap ediyor. Biz ise Türkiye’nin geneline hitap ediyoruz. Bu açıdan mukayese doğru değildir. Ayrıca İyi Parti'ye de kurulduğu zaman kimse şans vermiyordu, hatta anketlerde sıralamada bile yer vermiyorlardı. Ama görüldü ki hitap ettiği tabanın başat partisiyle başa baş bir performans sergiledi. Gelecek Partisi olarak şu veya bu hareketle mukayese edilmekten ziyade toplumsal talepleri temsil noktasındaki başarımız geleceğimizi belirleyecektir. Biz kendimize bakıyoruz, sağımızda solumuzda dökülenlere, dağılanlara, çözülenlere dönüp bakmıyoruz. 

6- Gelecek Partisi’nin İran ve bölgeyle ilgili bakış açısı nedir?

Biz kardeş milletleriz, bin yıllardır komşuyuz. Aynı dinin ve mezheplerin mensuplarıyız. Aynı coğrafyanın sakinleriyiz ve büyük ölçüde aynı tarihin çocuklarıyız. Aynı dilleri konuşuyoruz. İran’da ve bölgenin diğer ülkelerinde konuşulan Türkçe, Kürtçe, Arapça, Farsça gibi diller Türkiye’de de konuşuluyor. Biz sadece aynı dilleri konuşmuyoruz aynı duyguları da paylaşıyoruz. Bizim anlaşmamız kadar kolay ne var? Birbirimizle ilişkilerimiz işte bu değişmez temeller üzerinde gelişecektir, gelişmelidir. Gelecek Partisi bu esasa göre hareket ediyor.

Muhabir:

Azar Mahdavan

News Code 1885126

Ekler

yorumunuz

You are replying to: .
  • 2 + 2 =