Tarih'te bugün: Suudi Arabistan Yemen'e karşı savaş başlattı

Suudi Koalisyonunun Yemen'e dayattığı savaşın 6'ncı yılı, Suudilerin Yemen ulusal kurtuluş hükümeti karşısında yenilgiyi önlemek için 2020 sonuna kadar Arap dünyasına yönelik siyasetlerini eleştirdiği Türkiye'ye yöneldiği bir sırada doldu.

Şimdi de Yemen savaşı bir kaç  önemli  gelişme ile dolmaktadır. İlk gelişme Yemen halk komiteleri ve ordusunun  üstün konumu ve güçlü konumda olmasıdır.  Bu savaşın 6'ncı yılında Yemen halk komiteleri ve  ordusu tarafından iki caydırıcı operasyon Suudi Arabistan topraklarında düzenlenmiştir. 

İlk operasyon  Haziran 2020'de dördüncü caydırıcılık operasyonu olarak adlandırılan askeri  harekattı.  Bu operasyonda  Suudi istihbarat ve savunma bakanlığı ve de Selman hava üssü ayrıca Riyad, Cizzan ve Necran'daki kimi askeri mevziler  Yemen halk komiteleri ve ordusunun hava, füze ve İHA birlikleri tarafından vuruldu.  İkinci operasyon ise  Şubat 2021'de 5'inci caydırıcılık operasyonu olarak adlandırılan harekattı.   Bu operasyonda  Suudi Arabistan başkenti  Riyad, ve iki Güney şehri yani Abha ve Hamis Muşayt vuruldu.  Bu operasyonların önemli olmasının nedeni, Yemenli İHA'lar ve füzelerin Suudi Arabistan topraklarının derinliğine kadar gitmesidir. Öyle ki  Amerikan hava savunma sistemleri bile  bu füzeleri ve İHA'ları vuramamış ve avlayamamıştır. 

Bir başka önemli husus ise bu operasyonların, savunma özüne sahip olmasıdır.  Başka bir ifade ile Suudi Arabistan'ın Yemen'e karşı günlük saldırılarının devam etmesinden dolayı  Yemen halk komiteleri ve ordusu da bu saldırılara tepki olarak  bu operasyonları düzenlemektedir.  Buradaki temel mesaj,  Suudi Koalisyonun Yemen'e karşı hiçbir saldırısı ve saldırgan girişiminin cevapsız kalmayacağıdır.   Yemen stratejik ve askeri uzmanı  Tuğgeneral Abid El Sur  ise bu hususta şöyle bir açıklamada bulunmuştur:"  5'inci  caydırıcılık operasyonu,  Yemen'in askeri gücünün güçlenmesinin  kanıtıdır. "

Bu operasyonlara ilaveten, Yemen halk komiteleri ve ordusu, savaşın 6'ncı yılında iki önemli başarı da elde etmişlerdir.  İlk başarı, saldırganların  ülkesinin derinliğine inmek ve ikincisi de işgal edilmiş bölgeleri kurtarmadaki ilerlemeleridir. Suudi saldırganların bölgelerine girmek büyük bir öneme sahip ve Yemen halk komiteleri ve ordusunun güçlü istihbari çalışmalarını göstermektedir.  

 San'a, askeri istihbarat teşkilatı başkanı Abdullah Hakim ise bu hususta şöyle diyor:"  San'a'nın saldırganların topraklarının içine sızması ve girebilmesi,  düşman cephesinin zayıflığını ve savunma alanındaki kırılganlığını göstermektedir.  

Bu başarı,  bir kez daha  Suudi Arabistan tarafından  paralı askerlerin kullanılmasının kırılgan nokta yarattığını ve  de  Yemenlilerin  Suudilere karşı insani açıdan üstün olduğunu göstermektedir. 

Saha anlamında ise Marib operasyonu  büyük bir kazanım sayılır.  Yemen halk komiteleri ve ordusu stratejik Marib kentini kurtarma eşiğindedirler ve şimdi de  Marib kentinin  5 kilometrelik mesafesine ulaşmışlardır.  Marib'in kurtarılması halinde pratikte  Yemen'in Kuzey bölgelerinin tüm alanları  Ulusal Kurtuluş hükümetince yönetilecek ve bu hükümetin kontrolü altında bulunacaktır. Tabii ki  Suudi Arabistan'ın San'a'ya erişim ve musallat olma hayalleri de boşa çıkacaktır. 

Yemen ordusunun ve halk komitelerinin sahadaki ve istihbarat alanındaki başarıları, ABD'deki hükümet değişikliğiyle birlikte, Yemen'e karşı savaşta Suudi Arabistan'ın alanını daralttı. Suudi Arabistan içinde ve dışında Riyad'ın Yemen'e karşı savaşta yenilgiye uğradığına ve savaşın devamının bu yenilgiyi daha da kötüleştirebileceğine inanan bir sürü uzman vardır. Bu yüzden Suudiler de Yemenlilerin savaşı kazanma kararlılığından korkuyor. Amerika Birleşik Devletleri hükümetinin değişmesi bu durumu daha da ciddi bir ihtimal haline getirmiştir.  ABD hükümeti, Suudi Arabistan'a verdiği desteği sona erdireceğini sadece sözde ve görünüşte açıklamasına rağmen, Joe Biden yönetimi, Yemen'e karşı savaşta Al-ı Suud için Donald Trump yönetiminin görevini hiç kuşkusuz sürdürmeyecek ve onun yerini dolduramayacaktır. Buna göre Suudi Arabistan bu ay içerisinde Türkiye'den yardım almaya başladı. 

9 Mart 2021'de Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Suudi Arabistan'la Yemen Ensarullah hareketinin, Suudi topraklarına yönelik saldırıları karşısında dayanışmasını resmen ilan etti. Türkiye Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Ensarullah'ın Suudi petrol tesislerine yönelik saldırıları karşısında Türkiye'nin Suudi halkının ve hükümetinin yanında olduğu belirtildi.

Yemen'e karşı savaşın devam etmesi, Suudi Arabistan için daha ağır bir askeri yenilgiye yol açarken, Yemen'deki insani felaketi daha da kötüleştiriyor ve krizi sona erdirmek için fiilen harekete geçmekte başarısız olan Birleşmiş Milletler için büyük bir yenilgiyi daha meydana getiriyor. Yemen'deki geniş çaplı kıtlık konusunda uyarıda bulunmak üzere Mart 2021'de başkent Sana da dahil olmak üzere Yemen'e giden BM Dünya Gıda Programı'nın yönetici direktörü David Beazley şu açıklamada bulunmuştu: "Dünya uyanmalı ve Yemen'deki kötü koşulları görmeli.Özellikle Sana hastanesinde gözlemlediğim düşük yaşlı kitlenin durumunu görmelidir." Daha önce de BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon'un sözcüsü Stephen Dujarric, "savaş devam ederse önümüzdeki yıl Yemenlilerin yarısının aç kalacak" açıklamasında bulunmuştu ve sözlerine şunları da kaydetmişti: "Tahminimiz, 5 milyon insanın  kıtlığın sadece bir adım uzaklığında olmasıdır."

Bu duruma rağmen Birleşmiş Milletler savaşı durdurmak için harekete geçmek yerine Yemen ordusu ve halk komitelerinin Suudi Arabistan'a yönelik meşru operasyonlarını ve saldırılarını durdurmaya çalıştı. Buna göre, İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamanei  11 Mart'ta bu konuda şunları buyurdular: " Yemenliler bir şeyler yaptığında hemen BMT olsun  sesleri yükseliyor. BMT'nın bu girişimi Suudi Arabistan'ı kınamayan Amerika'nınkinden de daha beter.  Ancak Yemenlilerin savunmalarını kınıyorlar. "

Bu sert eleştiri,  Amerika'nın insan hakları yönündeki yalanları ve iddialarını  hedef almasının yanı sıra  BMT'nin da tarafsız davranmadığını ve pratikte  bölgesel ve küresel kapitalist güçleri desteklediğini gösteren bir bakışı gözler önüne seriyor.  İşte bu tutum, Yemen gibi savaşların uzamasına yol açan önemli bir etkendir. 

Görünüşe göre Yemen savaşının geleceği, "Yemenlilerin iradesi" ve "Suudilerin kafa karışıklığı" bağlamında değerlendirilmelidir. Yemen'in Yüksek Siyasi Konseyi üyesi Muhammed Ali el-Husi şöyle bir açıklamada bulundu: "Yemen'de gerçek barışın gerçekleşmesi, kuşatmanın kaldırılmasına ve saldırganlığın durdurulmasına bağlıdır.Yemenliler, baskıyı kabul etmeyen, özgürlük ve zafer isteyen özgür insanlardır." 

Husi şöyle devam etti: "Bin Salman'a, savaşın ülkemizde devam etmesinin, sizin krallığınızın ve hükümdarlığınızın sonu anlamına geldiğini söylüyorum. Yemen halkı, Suudi koalisyonunun saldırganlığıyla yüzleşmenin yedinci yılının eşiğindeler, ancak direnmeye devam edecektir. "

Rus analist Alexander Nadirov ise yazdığı  makalede şu ifadelere yer veriyor: "Ensarullah, Suudi liderliğindeki Arap saldırgan koalisyonunun Yemen savaşında büyük masraflara rağmen başarısız olduğunu ve kazanma umudu olmadığını kanıtladı. Suudi Arabistan, Yemen'deki savaştan çekilmekte güçlüklerle karşı karşıyadır. Çünkü Yemen'i Riyad için kabul edilebilir şartlarla istikrara kavuşturacak net bir plan yok. Buna ek olarak, çelişkili durumlar artacak ve BAE ile rekabet yoğunlaşacak ve Suudi Arabistan yarımadadaki liderliğini kaybedecek."

Bu koşullar altında Yemen'e karşı savaşı sona erdirmek her şeyden önce Suudi Arabistan'ın, dünya güçlerinin ve Birleşmiş Milletlerin iradesine bağlıdır, çünkü Yemen Ulusal Kurtuluş Hükümeti'nin yaklaşımı esasen saldırgan değil savunma amaçlıdır. Al-ı Suud'un ABD hükümetinin Yemen'deki politikasına ilişkin kafa karışıklığı ve şüpheleri açık ve net ortadadır ve savaşın sona ereceğine dair hiçbir işaret yok.

News Code 1893281

Ekler

yorumunuz

You are replying to: .
  • 1 + 1 =