Suudi Arabistan İsrail'in lehine medyayı kullanıyor

Türk gazeteci Mahmut Muslihan, Suudi Arabistan'ın siyasi ve askeri alanda yaptığı işbirlikleri, sosyolojik alanda reflekslerin oluşturulmasına neden olacağı şüphesi üzerine, bu duruma engel olmak amacıyla medyayı bir güç olarak kullanmaya başladığını söyledi.

Rüya Fereyduni - Son günlerde Mübarek Ramazan ayı münasebetiyle Suudi Arabistan’ın MBC televizyon kanalında yayınlanmaya başlayan "Mahrec 7" ve "Ümmü Harun" isimli diziler başta Filistin olmak üzere pek çok Arap ülkesinden izleyicilerin tepkisine neden olurken, sosyal medyada yapılan paylaşımlarda Suudi Arabistan'a ait olduğu MBC Medya grubuna bağlı kanalın boykot edilmesi çağrıları yapılıyor.

Suudi Arabistan’ın bu tür dizilerle Riyad’ın Siyonist Rejim’le ilişkileri normalleştirmeye çalıştığı belirtiliyor.

Türk gazeteci Mahmut Muslihan Mehr Haber Ajansı’na verdiği röportajda Suudi Arabistan’ın bu yöndeki amaçlarını değerlendirdi:

1- Bilindiği üzere Suudi Arabistan kendi güvenliğini sağlamak amacıyla Siyonist Rejim'le ilişkileri normalleştirmeye çalışıyor. Sizce Suudi Arabistan bu kez neden dizi yapmak yolunu hedeflerine ulaşmak için seçmiştir?

Suud'un, ABD ile ilişkileri ortadadır… Gerek siyasi paydalarda birliktelik sağlamaları, gerekse ticari ve askeri anlaşmalarda iş birlikleri bölgenin dizaynına açıkça etki etmektedir.

Riyad yönetiminin sözde barış planı anlaşmasında verdiği tepki de Siyonist Rejim ile Filistin arasında yaptığı tercihi açıkça ortaya koymuştur. Bunun yanında Suud'un Filistinli esirler hakkında uyguladığı tablo belirgindir.

Nisan ayının başında Hamas'ın çağrısı üzerine pandemi olmasına rağmen, Suud somut bir adım atmamıştır.

Hamas yaptığı yazılı açıklamada; "Filistinlilerin Suudi Arabistan'da suç işledikleri için değil, ümmetin davası olan Filistin davasını unutmadıkları için tutuklandıkları" ifade edilmiştir.

Suudi rejimi kısa bir süre öncesine kadar Hamas üyelerinin ülkede çalışmasına, siyasi faaliyette bulunmasına ve Gazze için yardım toplamasına izin veriyordu.

Ancak yaklaşık 70 kişinin mahkemeye çıkarılması Suudi rejiminin Filistin meselesine bakışında keskin bir dönüşüm yaşandığını gösteriyor.

Öte yandan bu kişiler iç güvenliği ihlal, siyasi istikrarı bozmak ya da krallığın düşmanları ile işbirliği gibi sebeplerden yargılanmıyor.

Diğer yandan Hamas'ın faaliyetleri de ortada… Hamas, Türkiye, İran ve Katar gibi Suudi rejiminin bölgesel rakipleriyle ilişkileri güçlendirdi.

Hamas lideri İsmail Henniyenin bir süredir bu ülkelerle görüşmeler gerçekleştirmesi sonucu, Suud'un; Hamas'ı cezalandırma yoluna gittiği ifade ediliyor.

Genel anlamda baktığımızda bu olaylar zincirin birer halkası olarak gözümüze çarpmaktadır.

Suud siyasi ve askeri alanda yaptığı işbirlikleri, sosyolojik alanda reflekslerin oluşturulmasına neden olacağı şüphesi üzerine, bu duruma engel olmak amacıyla medyayı da bir güç olarak kullanmaya başladı. Yani Suud, müslüman toplumlarda işgal rejimini şirin göstermeye yönelik çalışmaları hızlandırdı.

Merkezi Birleşik Arap Emirlikleri olan Suudi televizyon kanalı MBC de İsrail ile normalleşme mesajları içeren dizi hazırladı.

2- Suudi Arabistan'ın siyasi alanda Siyonist Rejim’le ilişkileri normalleştirmeye çalışmalarının ardından, şimdi çektiği bu dizilerle ilişkileri kültürel alanda da normalleştirmeye çalıştığını söyleyebilir miyiz?

Tabi dizi kültürel alanda, bölgede varlık gösteren toplumlumlar arasında bir geçiş özelliği taşıyor.

İsrail-Arap savaşlarına baktığımızda kitlelerin İsrail aleyhine durumu ortadayken şuan oluşması ihtimal dahilinde olan her türlü aksiyon perdelenmek istenmektedir.

İnsanın tutum ve davranışlarını ve hayatı algılama biçimlerini kuşatan bütün maddi ve manevi unsurlara etki edilmektedir.

İsrail'in davetlisi olarak işgal edilmiş topraklara geldikten sonra işgal altındaki Mescid-i Aksa'yı ziyaret eden Suudi gazeteciyi buna örnek gösterebiliriz.

Gazeteci, Filistinliler tarafından Harem-i Şerif'in avlusundan çıkarılmıştı.

Pr çalışmasının en bariz örneklerindendir bu olay.

3- Arap ve Müslüman ülkelerin Suudi Arabistan'da yapılan bu tür dizilere tepkisi nasıldı?

Ülkelerin tavırlarına baktığımızda ise BAE ve Suud başta olmak üzere bazı petrol zengini Arap ülkeleri,  İsrail ile ilişkilerin normalleştirilmesinden yana tavır sergiliyor.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu da çok sayıda Arap ülkesiyle güçlü ilişkileri olduğunu ifade etmişti. Bu söz, bir yandan zaten ortadaki ilişkinin delili olma özelliği taşımaktadır.

Netanyahu, ülkelerin isimlerinin açıklandığına dair bir cümle kurmadı.

Son olarak Filistin Normalleşmeyle Mücadele Merkezi tarafından yapılan açıklamada; İsrail`in işgalciliğine karşı çıkan Müslüman toplumlarda Yahudileri şirin göstermek olduğunun altı çizilmişti.

4- Sizce bu tür dizilerin yayınlanması ABD'nin açıkladığı sözde barış planının (Yüzyılın Anlaşması) uygulanması yönünde midir?

Elbette vurguladığımız üzere olaylar birbirini tamamlayan olguya işaret etmektedir. Plana baktığımızda hiçbir hukuki ya da ahlaki kaygı gözetilmemektedir.

İşgalci akıl şimdi de toplumsal bilinçaltını hedef almıştır.

Bu kısmı özellikle vurguluyorum; Kudüs davası gelecek nesillere bırakılmak istenmemektedir. Amaca giden araçlar farklılaştırılmıştır.

Aslında; "İsrail'in de bölgede pay sahibi olmaya hakkı varmış" söylemi geliştirilmek istenmektedir.

Eğer toplum buna yoğunlaşırsa direnişe geçecek her uzuv hareketsiz bırakılacaktır.

Biraz geriye gidecek olursak;  Sözde barış planı açıklandığı andan itibaren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sözde barış planı ile ilgili; "Bu bir işgal projesi" demişti.

Milli Görüş'ün de düzenlediği miting burada dikkat çekicidir.

İran'da açıklamaların üst perdeden gelmesi önemlidir. Bizim enerjimiz ve motivasyonumuz yüksek, bilincimiz açık olmalıdır.

News Code 1886335

Ekler

yorumunuz

You are replying to: .
  • 6 + 0 =

    Yorumlar

    • yayınlanan görüşler: 1
    • Pending Comments: 0
    • Rejected Comments: 0
    • trita TR 19:04 - 2020/05/09
      0 0
      israil bölgenin ve dünyanın başbelası zalimidir abdyi kışkırtanda israil lobileridir siyonist yahudilerdir