İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Seyyid Abbas Musevi, Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da düzenlenen Fars Körfezi İşbirliği Konseyi (KİK) Yüksek Kurulu’nun 40’ıncı oturumunun bildirisine ve oturumda yapılan bazı açıklamalara tepki göstererek, “Bu bildirideki bazı mesnetsiz iddiaların tekrarlanması son yıllarda çok taraflı işbirliğinin genişletilmesini önlemeye çalışan birkaç konsey üyesinin politik baskısı sonucudur” dedi.
Musevi konuyla ilgili, “Onlar son yıllarda sadece komşu ülkelerin servetlerini yağmalamakla kalmadı, aynı zamanda yabancı güçlerin bölgeye daha fazla müdahale etmesini sağlamıştır” ifadelerinde bulundu.
İran İslam Cumhuriyeti’nin son yıllardaki sorumlu davranışına atıfta bulunan Musevi, “Saldırmazlık Paktı anlaşması planı, bölgesel diyalog formu ve Hürmüz Barış Girişimi planın sunulması İran’ın bölgesel işbirliğini sağlama yönünde sarfettiği çabalardandır” dedi.
Abu Musa, Büyük Tunb Adası ve Küçük Tunb Adası’nı İran’ın “ayrılmaz bir parçası” olarak nitelendiren Musevi, “Biz bu adalarla ilgili herhangi bir iddiayi ülkenin içişlerine müdahale olarak görüp şiddetle kınıyoruz” diye konuştu.
Musevi sözlerini şöyle sürdürdü:
“İran İslam Cumhuriyeti’nin söz konusu adalardaki tüm eylemleri ülkenin ulusal egemenliğine ve toprak bütünlüğüne uygun olarak yapılmıştır ve bu müdahaleci tutumların devam etmesi mevcut yasal ve tarihsel gerçekler üzerinde hiçbir etkisi olmayacaktır.”
Fars Körfezi İşbirliği Konseyi’nin İran’ın nükleer anlaşmadaki taahhütlerini askıya alma kararına tepkisini “tarihsel bir mizah” olarak nitelendiren Musevi, “Nükleer anlaşmanın başarısız kalmasına çalışan ülkeler günümüzde İran’ın meşru eylemlerine itiraz ediyorlar” değerlendirmesinde bulundu.
Musevi, Fars Körfezi İşbirliği Konseyi’nin (KİK) bildirisindeki mesnetsiz iddiaların birçoğunun cevap vermeye değmediğini belirterek, “Bu iddiaların bölgeyi bilinmeyen bir geleceğe itmekten başka bir sonucu yok” dedi.
yorumunuz