İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, düzenlediği basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, düzenlediği basın toplantısında İslam Devrimi’nin zafer yıldönümünü kutladı.
Sözcü, geçen hafta boyunca İran diplomasisinin, İran halkının çıkarlarının korunması ve bölgesel barış ile istikrarın muhafazası için ciddi ve sorumlu bir şekilde çalıştığını belirterek, Cumhurbaşkanı düzeyinde temasların yanı sıra Dışişleri Bakanı’nın bölge ülkelerindeki mevkidaşlarıyla gerçekleştirdiği görüşmelerin tamamının İran’ın ulusal çıkarları doğrultusunda yapıldığını ifade etti.
Bakayi, siyonist rejimin Lübnan ve Gazze’ye yönelik saldırılarının tırmanmasına değinerek, “Son günlerde ateşkesten sonra yaşanan en ağır saldırılardan birine tanık olduk ve bu saldırılarda 30 Filistinli şehit oldu. Lübnan’da da altyapı ve sivil konutlara yönelik saldırılar sürüyor. Bu saldırıların temel amacı, imar ve kalkınmayı engellemektir. Bu durum, ateşkesin garantörlerinin sorumluluğunu iki kat artırmaktadır” dedi.
Avrupa’nın Devrim Muhafızları’nı terör örgütü ilan etme girişimine ilişkin konuşan Bakayi, “Büyükelçilerin çağrıldığını ve yapılan açıklamaları gördünüz. Son günlerde Tahran’da büyükelçiliği bulunan tüm Avrupa ülkelerinin büyükelçileri Dışişleri Bakanlığı’na çağrıldı. Bir dizi karşı adımı değerlendiriyoruz ve konu karar alınması için ilgili kurumlara iletilmiştir. Bu adım yalnızca İran halkına yönelik bir hakaret değil, aynı zamanda Avrupa Birliği’nin yaptığı stratejik bir hatadır” ifadelerini kullandı.
Bakayi, Avrupa’nın terörle mücadelede temel rol oynayan bir yapıyı suçladığını vurgulayarak, “Avrupa, terörle mücadelenin ana yükünü taşıyanları hedef aldığını unutmuştur. Eğer Avrupa bu adımın ABD ve siyonist rejime hoş görünme amacı taşıdığını düşünüyorsa, büyük bir yanılgı içindedir” dedi.
İran’ın ABD ile yürütülebilecek müzakerelerin bir tuzak olmadığından nasıl emin olacağına ilişkin soruya yanıt veren Bakayi, “Önceki tecrübeleri mutlaka dikkate alıyoruz. Son 10 yılda ABD’nin taahhüt ihlali, sözünden dönme ve aldatmaya dayalı çok sayıda uygulamasına tanık olduk. Bunların zirvesi haziran ayında yaşandı. Bu tecrübeler kolay elde edilmedi ve her türlü karar alma sürecinde mutlaka göz önünde bulundurulacaktır” diye konuştu.
Avrupa’nın Devrim Muhafızları’nı terör örgütü ilan etme girişimine ilişkin konuşan Bakayi, “Büyükelçilerin çağrıldığını ve yapılan açıklamaları gördünüz. Son günlerde Tahran’da büyükelçiliği bulunan tüm Avrupa ülkelerinin büyükelçileri Dışişleri Bakanlığı’na çağrıldı. Bir dizi karşı adımı değerlendiriyoruz ve konu karar alınması için ilgili kurumlara iletilmiştir. Bu adım yalnızca İran halkına yönelik bir hakaret değil, aynı zamanda Avrupa Birliği’nin yaptığı stratejik bir hatadır” ifadelerini kullandı.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü ayrıca, ABD’nin bölgemizdeki eylemlerinin uluslararası hukukun sürekli ihlali niteliğinde olduğunu belirterek, Dışişleri Bakanı’nın da vurguladığı üzere İran’ın, diplomasiye bağlılığını ve ulusal çıkarlarını savunmak ile bölgesel barış ve kolektif güvenliği koruma konusundaki kararlılığını defalarca ortaya koyduğunu söyledi.
Bakayi, “Diplomasi konusundaki ciddiyetimizi ve iyi niyetimizi kanıtlamaya ihtiyacımız yoktur. Asıl ihmal ve kusurlar karşı taraftan kaynaklanmaktadır. Bölge ülkeleri, mevcut durumdan endişe duymalarına rağmen samimi biçimde olumlu rol oynamaya çalışmaktadır. Buna karşılık Avrupa ülkeleri tamamen gerilimi artırıcı yönde hareket etmektedir” şeklinde konuştu.
Bölge ülkelerinin arabulucu rolüne de değinen Bakayi, bu ülkelerin mesaj iletimi görevini üstlendiğini ve çeşitli başlıklar altında mesaj alışverişinin sürdüğünü ifade etti.
Müzakerelerin yapısına ilişkin soruya ise Bakayi, “Her türlü diplomatik sürecin ayrıntılarını değerlendirme ve karara bağlama aşamasındayız. Önümüzdeki günlerde bu konuda bir sonuca varmayı umuyoruz” yanıtını verdi.
İran’a yönelik her tehdit bölgeye bulaşıcı etkiler yaratır
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Suudi Arabistan Savunma Bakanı’nın İran’a ilişkin açıklamalarını değerlendirerek, “Bu medya raporlarını gördük. İran ve Suudi Arabistan iki Müslüman ülkedir ve bizim ilk tepkimiz, bölgedeki kardeşlerimize karşı daima iyi niyetli bir yaklaşım sergilemektir. Bölge ülkelerinin, İran’a yönelik her türlü tehdit ve güvenlik ihlalinin bulaşıcı sonuçlar doğuracağını çok iyi bildiklerine inanıyoruz.” dedi.
Sözcü, bu bilinç nedeniyle bölge ülkelerinin gerilimin tırmanmasını önlemeye dönük ortak bir yaklaşım benimsediklerini vurguladı.
Bekayi“Sadece bir medya haberine dayanarak ülkelerin tutumlarını değerlendirmiyoruz. Suudi Arabistan’la yakın temas halindeyiz; son günlerde büyükelçimiz, Riyad’daki temaslar hakkında Tahran’a bilgi verdi. Dün gece ise dışişleri bakanımız ile Suudi mevkidaşı arasında bir telefon görüşmesi gerçekleştirildi.” ifadelerini kullandı.
Yaptırımların kaldırılması temel önceliktir
Müzakerelerin amacı ve gündemine ilişkin konuşan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bakayi, “Yaptırımların kaldırılması tartışmasız şekilde temel bir önceliktir. Sayın Bakan da son olarak, nükleer konunun yıllardır İran’a savaş dayatmak için bir bahane olarak istismar edildiğini açıkça dile getirdi. İran’ın nükleer programının doğası konusunda güven tesis edilmesi karşılığında, talebimiz bu haksız yaptırımların kaldırılmasıdır.” dedi.
Epstein dosyası iddialarına dair: Bu konu ciddiyetle araştırılmalıdır
Bakayi, Jeffrey Epstein hakkındaki yeni belgeler ve bu meselenin İran’la yürütülen müzakerelerle ilişkilendirilmesi konusunda gelen soruya, “Bu konuda resmi bir görüş bildiremiyorum. Medyada birçok siyasetçinin adı bu dosyayla bağlantılı olarak geçiyor. Bazı çevreler özellikle siyonist rejim bu bilgileri bazı siyasetçileri yönlendirmek amacıyla kullandıkları yönünde tartışmalar mevcut. Ben bu iddiaları doğrulama veya yalanlama konumunda değilim ancak bu meselenin önemli bir yönü var ve üzerinde durulması gerekir. Rejim geçmişte de benzer bilgileri politika yapıcıları etkilemek için kullanmıştır.” yanıtını verdi.
İran, Çin ve Rusya ile ortak tatbikatlara ilişkin: Planlandığı şekilde sürecek
Dışişleri Sözcüsü, İran’ın Çin ve Rusya ile ortak askeri tatbikat düzenlediği yönündeki haberlere dair, “Bu konuda açıklamayı askeri yetkililer yapmalıdır. İran Silahlı Kuvvetleri’nin tatbikat programında herhangi bir değişiklik yoktur.” ifadelerini kullandı.
Bakayi, “İran Ordusuna bağlı Deniz Kuvvetleri’nin Çin ve Rusya ile gerçekleştirdiği tatbikat, Hint Okyanusu’nun kuzeyinde düzenlenen yıllık bir faaliyettir. Bugüne kadar altı ya da yedi kez icra edilmiştir ve takvim uyarınca yapılacaktır. Devrim Muhafızları’nın tatbikatı ise test ve hazırlık amaçlıdır; belirlenen plan çerçevesinde yürütülmektedir. Bu tatbikatlar düzenli ve kesintisiz şekilde devam etmektedir.” şeklinde konuştu.
İran-Türkiye ilişkileri karşılıklı saygı temelindedir
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bakayi, bazı medya organlarında yer alan “Türkiye’de İranlı casusların yakalandığı” iddialarına ilişkin soruya yanıt vererek, “Gerçek şu ki bu konu bizim için de şaşırtıcıydı. Türkiye ile ilişkilerimiz karşılıklı saygı temelinde yürümektedir. Sınırlarımız dostluk ve barış sınırlarıdır.” dedi.
Bakayi, son günlerde Türkiye’nin yapıcı bir rol üstlendiğini belirterek, “Bölge ülkeleri arasındaki yakınlaşmayı istemeyen taraflara karşı dikkatli olunmalıdır. Türkiye hükümetinin, bu tür medya manipülasyonlarına karşı akılcı ve sorumlu bir tutum sergileyeceğinden eminiz.” ifadelerini kullandı.
Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Grossi'nin iddiasına tepki
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bakayi, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Grossi’nin İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stoklarına ilişkin “bilgi sahibi olmadıkları” yönündeki açıklamalarına tepki göstererek, “Bu bilgisizliğin nedenini kendisine sormak gerekir.” dedi.
Bakayi, “12 günlük savaştan önce, Ajans müfettişleri açık ve belirlenmiş prosedürler çerçevesinde nükleer tesislerimizi rutin şekilde denetliyordu. Bugün ortaya çıkan bu ‘bilgisizlik’ durumunun nedeni ABD, İsrail ve bu iki aktörün destekçilerinde aranmalıdır.” ifadelerini kullandı.
İranlı Sözcü, söz konusu sorunların tamamının Siyonist rejimin askeri saldırganlığından kaynaklandığını vurgulayarak, “Ne yazık ki Ajans Genel Direktörü, bu suçu açık ve net şekilde kınamaktan kaçınmıştır.” değerlendirmesinde bulundu.
yorumunuz