Mehr Haber Ajansı: İran Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Seyyid Abdurrahim Musevi’nin Donald Trump’a yönelik “ibretlik bir çatışmaya sürüklenir” uyarısı, yalnızca sözlü bir tehditten ibaret değildir. Bu açıklama, son on yıllarda sahadaki tecrübeler ve teknolojik ilerlemeler temelinde şekillenen çok katmanlı bir caydırıcılık doktrininin yansımasıdır. Bu doktrin, gerilim coğrafyasını tek bir noktadan çıkararak küresel ölçekte hayati bir bölgeye taşımıştır.
Musevi’nin, Donald Trump’ın son tehditlerine yanıt olarak yaptığı açıklamalar, Fars Körfezi bölgesindeki askerî dengeye ilişkin derin dönüşümlere bir kez daha dikkat çekmiştir. Trump’ı “dünyaya bağırıp çağırmaktan alıkoyacak” bu açık uyarı, basit bir siyasi söylem değil; İran’ın gerçek kapasite ve caydırıcılık stratejisine dayanan bir stratejik hesaplamanın ürünüdür.

Bugünün İran’ı: Parçalı savunmadan birleşik taarruza
1990’lar ve 2000’lerin başındaki algının aksine, bugünün İran’ı çok boyutlu bir savunma‑taarruz yapısına sahiptir. Wall Street Journal ve Associated Press dâhil olmak üzere uluslararası kaynaklar, Siyonist rejimle yaşanan 12 günlük savaşın ardından dahi İran’ın geniş füze ve İHA kapasitesini teyit etmektedir. İran, hâlen büyük miktarda balistik füze, gemi savar seyir füzesi ve binlerce kamikaze ile keşif İHA’sını elinde bulundurmaktadır. Bu unsurlar, deniz ve kara hedeflerine karşı eşgüdümlü ve birleşik şekilde kullanılabilecek kapasitededir.

Bu kabiliyetler yalnızca birer gösteri unsuru değildir. Askerî analistlere göre İran, olası bir çatışma senaryosunda, çoğu İran sınırlarına 1.000 kilometreden daha kısa mesafede bulunan ABD’ye ait ileri askerî üsleri ciddi biçimde savunmasız hâle getirebilir.
Caydırıcılık stratejisi
Üst düzey askerî ve güvenlik yetkilileri, İran’a yönelik herhangi bir saldırının bölgesel bir savaşa dönüşebileceğini defalarca dile getirmiştir. Bu yaklaşım, olası bir çatışmayı “sınırlı bir savaş” olmaktan çıkararak küresel bir krize dönüştürme potansiyeline sahiptir. İran’a yönelik her türlü saldırı artık yalnızca belirli bir coğrafyada yürütülen askerî bir operasyon olmayacak; günlük milyonlarca varil petrolün geçtiği küresel enerji ve ticaret yollarını doğrudan etkileyecektir.
Sonuç: Yeni bir döneme dair ibret
Tümgeneral Musevi’nin uyarısı, aslında bölge ülkelerine yönelik “sonuçsuz saldırılar döneminin sona erdiğini” ilan eden bir mesaj niteliğindedir. İran, yerli teknolojilere yaptığı akıllı yatırımlar ve direniş eksenli ittifak ağını güçlendirmesi sayesinde denklemi öyle bir noktaya taşımıştır ki, doğrudan bir çatışmanın maliyeti, tarafların hiçbirinin kolayca göze alabileceği bir seviyede değildir.
Bu karmaşık denklemde, söz konusu edilen “ibretlik savaş”, bir savaşı başlatan değil; tam tersine savaşı engelleyen unsur olabilir.

yorumunuz