27 May 2015 11:45

Erdoğan’ın Ak Saray’daki zor günleri

Erdoğan’ın Ak Saray’daki zor günleri

Tahran, 27 Mayıs 2015 – AK Parti eski lideri ve şimdiki Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, yeni cumhurbaşkanlığı sarayı hiç yaramadı ve görünür o ki Erdoğan’ın Ak Saray’daki zor günleri en azından yakın gelecekte hiç bitmeyecek.

Erdoğan önderliğindeki AK Parti son yıllarda iki taraflı zor bir oyuna girişti. Erdoğan bir taraftan doğunun yani Ortadoğu’nun önderliğine soyunur iken diğer taraftan ise görünürde bazı karşı ve sembolik tutum ve tavırlar ortaya koysa da, aslında Batı’ya yaklaştı ve AB üyeliğini partisinin stratejik hedefi olduğunu açıklamaktan hiç kaçınmadı. Ama 2015 yılının ortalarına ve daha da önemlisi 7 Haziran’da yapılacak olan Genel Seçimler öncesi Erdoğan ve AKP benimsediği bu çift taraflı politikada ne kadar başarılı oldu?

2015’in ortasına geldiğimizde AK Parti eski liderinin sadece bölgenin yani Ortadoğu’nun yegane gücü olma hayalleri, Suriye ve Irak’ta izlediği politikalar nedeni ile tamamen suya düşmüş ve diğer yandan ise  Avrupa Birliği’ne üyelik yolunda da özellikle de insan hakları ve basın özgürlüğü konusunda izlediği siyasetler nedeni ile AB’nin kırmızı ışığı ile karşı karşıya kalmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve halefi olan Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun çift taraflı yanlış siyaseti yüzünden, Ankara acı gerçekle yani yanlızlık ve yenilgi gerçeği ile baş başa kalmış ve Erdoğan’ın Osmanlı İmparatorluğunu yeniden kurma tutkusunun  yerini önümüzdeki seçimlerde Türkiye içi siyasetinde ve bölgesel arenada ise kanaatkar bir istek ve hedef ile yetinmesine neden olmuştur.

Bugüne gelindiğinde AKP bölge halkları nezdinde IŞİD terör örgütüne destek veren en önemli siyasi oluşum olarak görünüyor. 2011 yılından beri ve Suriye krizinin patlak verdiği ilk günlerden beri, kendi siyasi hırslarına araç arayan Erdoğan, Ahmet Davutoğlu gibi idealist teorisyenlerin ortaya koyduğu politikaları izleyerek,  Ankara’nın dış siyasette yenilgisine sebep olmuş ve bu yanlış hesaplamaların Türkiye’nin dış politika konusunda hatta stratejik müttefik dediği ABD tarfından bile eleştirilmesine neden olmuştur. Erdoğan bölgede izlediği politikalardan o kadar emindi ki, AKP’nin kurucularından olan Abdullah Gül gibi isimlerin eleştirilerini bile dinlemedi.

AKP’nin Ortadoğu konusunda izlediği yanlışlara Kobani’yi kurtarma operasyonunda izlediği tavır, Ankara’nın IŞİD ve El Nusra gibi terör örgütlerine verdiği aralıksız  destekler ve kollaması, demokrasi ve insan hakları konusunda dünyanın yüz karası olan Suudi Arabistan’ın yeni karalı Salman ile giriştiği ittifak ve en sonu ise Suudi Rejimi’nin mazlum Yemen halkına yönelik düzenlediği askeri saldırıya verdiği destekleri sayabiliriz.

 

 

MUHAMMED KADERİ: dış politika ve uluslararası ilişkiler uzmanı

 

Erdoğan son dönemde çok kırılgan bir noktaya gelmiş ve kendini AKP dönemi Türkiyesi’nin dış politikasının fikir babası olarak tanıtan Ahmet Davutoğlu’na rağmen, Ankara bölgesel politikada yanlış üstüne yanlış yapmaktadır.

Bu arada Erdoğan’ın geçen aykı Tahran ziyareti büyük önem taşımaktaydı. Recep Tayyip Erdoğan bu ziyaret sırasında İslam İnkılabı Rehberi başta olmak üzere İranlı üst düzey yetkililerle bir aray geldi. Tabi ki İran İslam Cumhuriyeti komşu ülkesi olan Türkiye’nin yanlızlığı ve düşüşünü istememektedir. Ama Erdoğan da özellikle İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Seyyid Ali Hamanei ve diğer ülke yetkililerinin bölgede izlediği yanlış politikaları ile alakalı dile getirdiği eleştiri ve önerilerini dikkate almalı ve Ankara’nın izlediği ve başta Türkiye olmak üzere tüm bölge ülkelerine zararlı olan geçmiş yıllardaki uyguladığı yanlış ve gerçeklikten uzak dış siyasetlerden kaçınmalı.

Bu konudaki en son halka ise Yemen krizidir. Kuşkusuz Yemen konusunda Riyad’ın izlediği kara politikayı desteklemek AKP için bir başka yenilgiye dönüşebilir. Elbette Ankara biraz da önümüzdeki genel seçimler ve biraz da olsun yakın geçmişteki hatalarından ders çıkararak, buraya kadar Yemen krizi konusunda Suriye ve Irak’ta olduğu gibi tamamen yanlış siyaset izlemekten kaçındı. Şimdi ise akla gelen soru şu:

Erdoğan, Davutoğlu ve AKP yöneticileri geçmişte yaptığı gerçek dışı bölgesel siyaseti bir kenara bırakacak mı? Ve önümüzdeki seçimin bunda ne kadar etkisi olacağı konusudur.

 

O.SH

 

News ID 1855452

Ekler

yorumunuz

You are replying to: .
  • captcha