Türkiye ile İran arasındaki ortaklığın simgesi; Tuğrul Kulesi

Tahran’ın güneyindeki Rey kentinde büyüleyici bir yakut misali parlayan Tuğrul Kulesi, İran ve Türkiye arasındaki ortak kültürel ve tarihi ilişkilerin apaçık bir göstergesi.

Azar MAHDAVAN: İran’da yer alan Tuğrul Kulesi Selçuklu döneminden geride kalan tarihi binalardan biridir. Tahran’ın güneyindeki Rey kentinde büyüleyici bir yakut misali parlayan bu eski yapıt ise İran ve Türkiye arasındaki ortak kültürel ve tarihi ilişkilerin apaçık bir göstergesi.

Tuğrul Kulesi her daim Türk gezginlerle siyasetçilerin ilgisini toplamayı başaran İran’ın en önemli cazibelerden birisi sayılır.

Kulenin dahili ortamında yapılan ilginç tasarım içeriye giriş yapan turistleri kentin kalabalık atmosferinden kopararak tarih boyu uzanan enteresan bir yolculuğa götürüyor. Bahçede bulunan 4 mevsimlik yeşil alan ise sonbaharın ortasında bile görenlere bahar mevsiminin ferahlığını yaşatıyor. Söz konusu yemyeşil bahçenin tam ortasında tüm ihtişamıyla boy gösteren 900 senelik bir bina yer alıyor.

Rey kentindeki Tuğrul Kulesi bir zamanlar Selçuklu Devleti’nin kurucusu “Tuğrul Bey”in tüm dünyaya meydan okuduğu mekan olarak da namını tarihe eklemiştir. 12. yüzyılda yapılan bu bina İranlılardan ziyade Türkiye’den gelen ziyaretçilerin odak noktası haline gelmiştir. Bir Türk Devleti olan Selçuklu’nun İran’da böylesi bir hükümdarlığa sahip olması Türkiye’den gelen gezginlerin ilgisini çeken en önemli etkenlerden birisi.

Pili bitmeyen saat

Tuğrul Kulesi sıradan bir yapıt olmayarak tam tersine zamanında birçok amaç için kullanılan işlevsel bir bina. Bunların başında ise sahip olduğu saat özelliği. Silindir şeklinde yapılan kulede her birisi günün birer saatini temsil eden 24 sütun bulunmaktadır; böylece güneşin ışıltısına maruz kalan sütunlar hangi saatte bulunduğumuzu gösteriyor. Güneş batımından sonra ise pili asla tükenmeyen bu saat artık ayın ışığıyla çalışmaya başlıyor.

Kulenin giriş kapısındaki yaralı aslan

Eski dönem İran’ın da simgesi olan birer aslan, binanın hilal şeklindeki giriş kapısı üzerinde konuşlanarak tarih boyu uzun bir geçmişi olan yaşamın zorluklarından kendini kurtarmayı başarmıştır.

Bu büyüleyici yapıtın bir diğer özelliği de kulenin hükümdarlarla şahların hitabe yaptığı bir mekan olarak tasarlanması. Yuvarlak şeklinde yapılan bu alanın tam ortasında konuşulduğu zaman sesin yankılanması ve dört bir köşede yüksek bir tonla duyulması gerçekten de binayı yapan mimarların ustalığını gözler önüne seriyor.

Binanın çatısı ilaveten rasathane olarak da kullanılıyordu; işte dönemin astronomi çalışmaları için ortada bulunan uygun bir mekandı.

Tuğrul kulesi hakkında Türkçe araştırmalar

Kule hakkında birçok Türk arkeolog ile araştırmacı tarafından paylaşılan önemli makaleler ile yazıların başında Kemal Özkurt’un binanın tarihiyle Selçuklu Devleti’nin kuruluşunu konu alan bir çalışması yer alıyor. Bunlara ilave olarak Türkiye’nin Devlet Televizyonu TRT’nin de bu mekanda yaptığı programlara işaret edebiliriz.

Tuğrul’un nazik amcası

İran-Irak savaşının gazisi olan Kasım Ganbari tüm zamanını gönülden kuleyi korumaya adamıştır. Ziyaretçileri güler yüzlü bir şekilde karşılayan Tuğrul’un nazik amcası bina hakkında muhabirimizle şu bilgileri paylaşıyor: Bu mekan birkaç sene evvel milli bir miras olarak kayıtlara geçmiştir ancak küresel çapta daha böyle bir şey yapmayı başaramadık.  Bu konuda UNESCO’ya yaptığımız başvurular büyük ihtimal ile yakın bir zamanda olumlu bir yanıt bulacak.

Ganbari sözlerini şöyle sürdürdü: Her sene Türkiye’den buraya gelen binlerce turist anlattıklarımı büyük bir özenle dinliyor. Hatta bir defasında da eski Türkiye Başbakanı Ahmet Davutoğlu da buraya geldi. İki ülke arasındaki yakın ve ortak kültürel birikim ile tarihi değerleri kendisine anlatarak Türk bir devlete ait tarihi anıtın İran’da bulunmasına karşın Farsça şiirleriyle dünyada ün kazanan Mevlana’ya ait mezarın da Türkiye’de yer alamasının bu yönde pek de şaşırtıcı olmadığını söyledim.

Dünyanın gelini; Rey kenti

Rey kentini dünyanın gelini olarak niteleyen Türk turist Umut Çor’un mekanı gezip ülkesine döndükten sonra Cumhuriyet ve Hürriyet gazetelerinde yayınladığı yazıdan bir parça ise şu şekilde: Tahran’ın güneyinde bulunan Şehri Rey’e metroyla ulaşılabiliyor. Merkezden sadece yarım saat uzaklıkta. Buraya bizi çok ilgilendiren birinin anıt mezarını görmek için geldim. Tuğrul Bey’in…

Selçuk Bey’in torunu ve Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun kurucusu. İyi bir asker önemli bir devlet adamı. Horasan’a göç ettiği Selçuk Boyu’nu büyük bir devlete dönüştürüyor. Kardeşi Çağrı Bey’le bölgeyi hakimiyet altına alıyor. Zaten sonrada Çağrı beyin oğlu Alparslan Anadolu’da kesin bir Türk hakimiyeti sağlıyor.

Baştan söyleyeyim mezarı fotoğraflarda gördüğümden daha heybetli buldum. Giriş kapısı İran geleneklerine göre dizayn edilmiş. Kapıya asılı iki tokmaktan ince sesli olanı kadınlar kalın sesli olanı erkekler çalıyor böylece gelenin erkek mi kadın mı olduğu biliniyor. Türbeye sevimli bir amca bekçilik yapıyor ve çok yardımcı olmaya çalışıyor. Beni büyük bir saygı ve dostlukla karşıladı.

Bir İranlı olarak güzel ülke Türkiye’den gelen misafirimize hoşgeldin diyorum diyerek incelik yaptı. Türbe’nin bakımlı bahçesinin, güzel çiçeklerinin, hatta havuzdaki sevimli balıkların bakıcısı ve koruyucusu o. Tarihimizde önemli yeri olan Tuğrul Bey’in mezarına gözü gibi bakan İranlı amca küçük bir bahşişi her zaman hak ediyor.

News Code 1873681

Ekler

yorumunuz

You are replying to: .
  • 6 + 9 =