10 Ağu 2026 10:00

İran’dan Mesaj: Hürmüz ve Füze Gücü İki Büyük Kozumuz

İran’dan Mesaj: Hürmüz ve Füze Gücü İki Büyük Kozumuz

İranlı yetkili, verdiği röportajda, 40 günlük savaş sırasında İran’ın füze gücü ve Hürmüz Boğazı kozunu etkin şekilde kullandığını açıkladı.

İslami Şura Meclisi Divan Heyeti Üyesi Ahmed Naderi, Mehr Haber Ajansı’na röportaj verdi. İste o röportajın önemli bölümleri:
 

12 Günlük Savaş’ta tespit edilen tecrübeler ve zayıf noktalar doğrultusunda, komuta yapısında ve hızlı müdahale mekanizmasında ne gibi değişiklikler yapıldı? 40 Günlük Savaş’ta düşmana en kısa sürede karşılık verilmesini sağlayan mekanizma nasıl oluşturuldu?

40 Günlük Savaş’ta yaşanan şu oldu: Eğer yanlış hatırlamıyorsam, ülkemize yönelik saldırının başlamasından 15 dakikadan kısa bir süre sonra düşman hedeflerine yönelik ilk füzelerimizi ateşledik.

Bunun nedeni, önceden belirlenmiş net bir protokolün bulunmasıydı. Buna göre, eğer Başkomutan şehit olursa, bir sonraki öncelikli sorumluluk Genelkurmay Başkanı ve Hatemü’l-Enbiya Karargâhı Komutanı’na aitti. Herhangi bir nedenle onlardan da haber alınamazsa, Devrim Muhafızları Ordusu Komutanı ateş emrini verecekti.

Eğer Devrim Muhafızları Komutanı da görev başında değilse, bir alt kademedeki isim, yani Devrim Muhafızları Hava-Uzay Kuvvetleri Komutanı ateş emrini verecekti. Hava-Uzay Kuvvetleri Komutanı’nın da şehit olması, ulaşılamaz durumda bulunması veya kendisiyle iletişim kurulmasının mümkün olmaması ihtimaline karşı, daha alt kademeler için de önceden belirlenmiş bir komuta zinciri vardı. Bu zincir birkaç kademe boyunca devam ediyordu.

İşte bu nedenle saldırının başlamasından 15 dakikadan kısa bir süre içinde, bölgedeki düşman hedeflerine yönelik ilk saldırıyı gerçekleştirebildik.

Aslında 12 Günlük Savaş’tan çok önemli dersler çıkardık ve kendi savunma ve taarruz sistemlerimizi yeniden yapılandırmaya çalıştık. Açıkçası bu konuda da başarılı olduk.

Sonuç olarak, düşmanın gerçekleştirmek istediği o korkunç plan hayata geçirilemedi. Çünkü elimizde 12 Günlük Savaş’tan çıkardığımız dersler vardı.

Savaş sırasında Der Spiegel’in İran yanlısı gazetecilerinden biri bana mesaj göndererek İran’ın gücü karşısında şaşırmadığını söyledi. İran’ın füze gücüne ilişkin olarak da şu ifadeyi kullandı: “47 yıldır bugününüz için hazırlanıyordunuz.”

Dolayısıyla düşmanın, iki-üç gün içinde, hatta daha kısa veya daha uzun bir sürede İran İslam Cumhuriyeti’nin işini bitirebileceği düşüncesi gerçekçi değildi. Bu, onların büyük bir yanılgısıydı.

Bu savaşta İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolü, bölgesel dengeler ve güç dengesi açısından nasıl bir etki yarattı?

Belki de son 10 yıl içerisinde, özellikle kriz dönemlerinde ve ülkemize yönelik baskıların arttığı zamanlarda, Hürmüz Boğazı’nı kapatmanın, en azından normal şartlarda, mümkün olmadığını biz de düşünüyorduk. Bunun gerçekleşmesi için özel koşulların oluşması gerektiğine inanıyorduk.

Aslında elimizde potansiyel bir kapasite ve koz vardı. Bu savaşın ardından ise bu potansiyel kapasite fiilî bir güce ve somut bir koza dönüştü ve bu kozumuzu da ortaya koymuş olduk.

Elimizde ayrıca füze kozumuz var. Bunu bölgesel savaş kapasitemizle birlikte değerlendirdiğimizde ve buna Hürmüz Boğazı’nın kapasitesini de eklediğimizde, sonuç olarak elimizde iki önemli koz bulunduğunu söyleyebiliriz.

İran’ın bu savaşta ortaya koyduğu güç ve caydırıcılık göz önüne alındığında, İran İslam Cumhuriyeti’nin bölgesel ve küresel denklemlerdeki geleceğini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Gördük ki İran bu savaşta yalnızca teslim olmadı veya diz çökmedi; aksine elindeki kozları kullanarak dünyanın dördüncü ya da beşinci büyük gücü konumuna yükseldi ve dünyanın büyük askeri güçlerinin bulunduğu lige girdi.

Futbol ve spor dünyasından bir benzetme yapacak olursak, bu savaşta bir lig değiştirdik. Büyük askeri güçlerin bulunduğu lige girdik ve buradaki konumumuzu da pekiştirdik. Bunu gerçekten herkes gördü.

İki büyük dünya gücünün ve iki büyük ordunun karşısında durmak hiç de küçümsenecek bir şey değil. Bana göre, aslında tüm NATO bizimle savaştı.

Yani yalnızca ABD ve İsrail’in karşısında değildik; bütün NATO bizimle karşı karşıyaydı. Rusya birkaç yıldır savaş halinde ve orada da NATO ile Rusya karşı karşıya. Elbette İsrail o cephede Rusya ile savaşmıyor. Ancak burada, İran’a karşı savaşın içerisinde.

Dolayısıyla biz aynı anda NATO, İsrail ve ABD ile karşı karşıya kaldık. Bu açıdan bakıldığında, karşı karşıya olduğumuz çatışmanın kapsamı Rusya’nın karşı karşıya olduğu çatışmadan bile daha genişti.

Bütün bunlara rağmen, kendi gücümüzü ve caydırıcılığımızı ortaya koymayı ve konumumuzu pekiştirmeyi başardık.

News ID 1937891

Ekler

yorumunuz

You are replying to: .
  • captcha