Suriye ordusunun egemenliği Türkiye'nin yaranınadır

Mehr Haber Ajansı'na konuşan Gazeteci-Yazar Mehmet Ali Güller "Suriye ordusunun İdlib dahil Suriye’nin her santimetrekaresinde egemenliği yeniden tesis etmesi Türkiye’nin yararındadır" dedi. 

Suriye’de iç savaşın başlamasıyla birlikte Ankara-Şam hattında kriz başladı. Türkiye’de Ortadoğu’daki gelişmeleri yakından takip etmeye çalışan pek çok kişi epey bir zamandır Ankara’nın Şam Yönetimi ile artık uzlaşması lazım geldiğini, Türkiye'nin 2012 yılı Mart ayında askıya aldığı elçilik faaliyetlerinin yeniden başlaması ve ikili ilişkilerin yeniden normalleşmesi gerektiğini söylüyorlar.

Her geçen yıl iki ülke arasındaki gerginlik daha da derinleşiyor ve bir yılda Türkiye Suriye'de Barış Pınarı ve Bahar Kalkanı adı verilen iki operasyon gerçekleştirdi. Bu durumda akla gelen ilk soru şudur: Ankara'nın Suriye politikasının sonucu Türkiye için nedir?

Mehr Haber Ajansı muhabiri, konuyu Gazeteci-Yazar Mehmet Ali Güller'e sordu.

İşte Güller'in Mehr'in sorularına verdiği yanıtlar: 

1- Son bir sene de Türkiye Suriye’de iki operasyon gerçekleştirdi. Birisi Barış Pınarı diğeri de İdlib’de gerçekleştirilen Bahar Kalkanı operasyonuydu. Peki bu iki operasyonun sonucu Türkiye için neydi?

Barış Pınarı ile Bahar Kalkanı operasyonları birbirinden farklı, hatta birbirine zıt iki operasyondu. Barış Pınarı, ana hedefi ABD’nin kurmak istediği terör koridoru olan, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatının devamıydı. Suriye’nin kuzeyindeki kuşağı hedef aldığı için de, pratikte Suriye’nin toprak bütünlüğüne yarıyordu. 

Bahar Kalkanı ise İdlib’de Suriye ordusunun ilerlemesini durdurma hedefli bir operasyondu. Hükümetin politikasının tersine, Türkiye için yararlı bir operasyon da değildi. Tersine Suriye ordusunun terörle mücadele etmesi Türkiye’nin yararınadır. Tersine Suriye ordusunun İdlib dahil Suriye’nin her santimetrekaresinde egemenliği yeniden tesis etmesi Türkiye’nin yararındadır. 

Çünkü Suriye’nin toprak bütünlüğü, Türkiye’nin toprak bütünlüğünün de garantisidir.

Bahar Kalkanı bu nedenle yanlıştı. Neyse ki kısa sürdü ve 5 Mart’ta Soçi Mutabakatı’na Moskova’da yapılan bir Ek Protokol ile sonuçlandı. Böylece Türk ve Suriye orduları arasındaki savaş riski de rafa kalktı.

2- Suriye’de iç savaşın başlamasıyla birlikte Ankara-Şam hattında kriz başladı. Türkiye’de birçok parti liderleri istese de Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan diplomasi yoluyla Şam ile sorunları çözmek istemiyor. Bunun asıl sebebi nedir?

AKP hükümeti, Suriye’de iç savaşın başlamasıyla birlikte bunu fırsata çevirip Şam yönetimine İhvan’ı monte etmek istedi. Dönemin Dışişleri Bakanı elinde 7 isim listesiyle Şam’a gitti ve Beşar Esad’a, hükümetine bu 7 ismi almasını söyledi. Tabii Esad bunu kabul etmedi. 

Ardından AKP hükümeti, Libya örneğinden hareketle kolay olduğunu varsayarak, Esad’ı devirme hedefi belirledi. Tabi bu da olmadı. 

AKP hükümeti bir süredir ABD’nin terör koridorunu önlediği ölçüde, o koridor üzerinde kendi kontrolünde başka bir koridor hedefliyordu: ÖSO koridoru… Ancak bunun da gerçekleşmesi mümkün değil zira AKP’nin bu hedefine her şeyden önce Türkiye’nin çoğunluğu karşı…

3- Sizce Ankara ile Şam arasında görüşme mümkün mü?

Zor ama imkânsız değil. Türkiye’nin de Suriye’nin de çıkarı işbirliğinden yana. Suriye’de Esad’ı devirme anlayışı kaybetti. Suriye toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini koruyor ve koruyacak. Türk hükümeti de en sonunda Şam yönetimiyle anlaşacak. Bunu AKP hükümeti yapmazsa, yapacak olanlar hükümet olacak. Zira bu Türkiye’nin de bölgenin de ihtiyacı. 

Ankara Şam’la anlaşmadığı müddetçe Türkiye’deki Suriyelilerin sayısı artacak, geri dönüşleri zorlaşacak ve ekonomik maliyeti büyüyecek. Bunun sürdürülmesi mümkün değil. Bu mesele de ancak Şam’la anlaşarak çözülebilir. Dolayısıyla AKP hükümeti ya anlaşacak, ya da Türk milleti anlaşacak olanı hükümet yapacak. 

Öte yandan şartlar Ankara’yı Şam’la işbirliğine zorluyor. Putin önce Adana Mutabakatı’nı anımsatarak Ankara’yı Şam’la işbirliğine yöneltti ancak onunla anlaşma gelmedi. Şimdi 5 Mart’ta imzalanan Ek Protokol ile Putin bir kez daha ve daha güçlü şekilde Ankara’yı Şam’la anlaşmaya teşvik ediyor. Zira Ek Protokol’de terörle topyekûn mücadele ve mültecilerin geri dönüşü konuları var. Her iki konu da Suriye’nin işbirliği olmadan başarılamaz. Dolayısıyla Ek Protokol’ü olması gerektiği gibi uygulamak Ankara’yı Şam’la işbirliği yapmaya zorlayacak.

4-Bildiğiniz üzere İdlib’de ateşkes başlatıldı. İdlib’de ateşkes ne kadar kalıcı olabilir?

İdlib’de ateşkes, haliyle geçici ve kırılgan… Bunun kalıcı olabilmesi için Ankara ile Moskova’nın güvenlik koridoru merkezli işbirliği modeli geliştiriliyor. O modele göre M4 karayolunun 6 km kuzeyinde Türkiye, 6 km güneyinde Rusya var. Rusya’nın olduğu yerde de HTŞ’ye bağlı terör grupları var. Yakın zamanda Suriye ordusu o 6 km’de HTŞ’ye karşı

Rusya’nın hava desteğiyle operasyonlara başlayacaktır. HTŞ ya savaşacak ve ezilecek, ya da Türkiye’nin kontrolündeki diğer 6 km’ye kaçacak. 

İşte ateşkesin geçiciliği ya da kesinliği o zaman test edilecek. Türkiye kendi kontrolündeki bölgeye gelen HTŞ’ye Ek Protokol’ün gereği olarak müdahale ederse ateşkes kazanacak. Dahası Soçi Mutabakatı kazanacak. 

Ve sahada fiilen Ankara ile Şam HTŞ’ye karşı askeri işbirliği yapmış olacak. Bu da beraberinde siyasi işbirliğini getirebilir. 

Bu biraz da AKP’nin gerçeği görerek Suriye’nin kuzeyinde nüfuz bölgesi oluşturma hedefinden vazgeçmesine bağlı tabii. Öyle olunca, sahada kullandığı gruplara da ihtiyacı kalmayacak çünkü…
 

News Code 1885269

Ekler

yorumunuz

You are replying to: .
  • 2 + 2 =