Bakanlık tarafından yayımlanan açıklamada, Avrupa Birliği’nin bu adımının, “İran İslam Cumhuriyeti’nin onurlu halkının irade ve kararlılığını kırma yönündeki dış kaynaklı ve yönlendirilmiş tehditlerin art arda başarısızlığa uğramasına verilen kin dolu, aceleci ve çaresizlik içeren bir tepki” olduğu ifade edildi.
Açıklamada, Avrupa Birliği ve Bakanlar Konseyi’nin, dünya genelinde – Avrupa dâhil – terörle gerçek ve etkin mücadele yürüten en büyük kurumlardan biri olan İran Devrim Muhafızları’nı hedef almasının, uluslararası hukukun açık ilkeleriyle çeliştiği vurgulandı. Bu kararın, AB’nin kuruluşuna ve uluslararası meşruiyetine temel teşkil eden hukuki prensiplerin ihlali anlamına geldiği belirtildi.
Bakanlık açıklamasında, Avrupa Birliği’nin Birleşmiş Milletler Şartı’nın 8. Bölümü kapsamında bölgesel bir örgüt olarak uluslararası sistemde tanındığına dikkat çekilerek, bu nedenle BM Şartı’nın 2. maddesinin 7. fıkrası uyarınca devletlerin iç işlerine müdahale etmeme ilkesine bağlı kalmakla yükümlü olduğu hatırlatıldı.
Açıklamada ayrıca, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun İran Anayasası çerçevesinde egemenliğin ayrılmaz bir parçası olan temel bir devlet kurumu olduğu vurgulandı. Avrupa Birliği’nin bu kurumu kriminalize etmesinin iki temel hukuki ihlal içerdiği belirtildi:
Birincisi, bir devletin egemenliğine yönelik suç isnadının hukuken anlamsız olduğu; ikincisi ise egemenliğin bölünmez ve bağımsız bir bütün olduğu, bu nedenle uluslararası hukuk çerçevesinde egemenliğin bir bölümünün “terörist” olarak nitelendirilemeyeceği ifade edildi.
Açıklamada, Avrupa ülkelerinin son aylarda “tetik mekanizmasını” devreye sokma girişimlerinin devamı niteliğindeki bu kararın, Avrupa Birliği’nin uluslararası sistemde yaşadığı kafa karışıklığını gözler önüne serdiği belirtildi. Bu durumun, ABD’nin ulusal güvenlik belgelerinde de dile getirilen “medeniyetin çöküşü” söylemiyle örtüştüğü ifade edildi.
İran Savunma Bakanlığı, AB Bakanlar Konseyi’nin söz konusu kararının yalnızca hukuki çelişkileri ve belirsizlikleri ortaya koymakla kalmadığını, aynı zamanda siyasi tutarsızlığı ve insani değerlerin göz ardı edildiğini de gösterdiğini kaydetti.
Açıklamanın sonunda, dolaylı seçimle oluşan ve Avrupa Birliği içinde dahi sınırlı siyasi meşruiyete sahip olan AB kurumlarının bu tür siyasi kararlarla kendi işlevsel meşruiyetlerini daha da zayıflattığı belirtilerek, alınan kararın İran halkının temel hak ve özgürlüklerini ihlal ettiği vurgulandı.

yorumunuz