19 Eyl 2026 14:48

Erakçi: Kalıcı güvenlik bölge dışından dikte edilemez

Erakçi: Kalıcı güvenlik bölge dışından dikte edilemez

İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Endonezya Dış Politika Topluluğu tarafından düzenlenen '2026 Küresel Diyalog Forumu’na video konferans yoluyla katıldı.

Forumda konuşan Erakçi, “Yaşadığımız dünya, her zamankinden daha köklü bir rota değişikliğine ihtiyaç duyuyor; zira savaş, müdahale, yaptırım ve güç kullanımı, istisna olmaktan çıkıp siyasetin olağan araçları haline gelmiş durumdadır. Asıl soru şudur: Bu noktaya nasıl geldik? Savaşı önlemek, barışı desteklemek, insan onurunu korumak ve adaleti tesis etmek amacıyla inşa edilen mevcut sistem, nasıl oldu da saldırılar, sivil katliamları ve uluslararası hukukun açık ihlalleri karşısında bu denli aciz kaldı?

Bunun cevabı acı bir gerçeklikte aranmalıdır: Ortadoğu’da on yıllardır süregelen dış müdahaleler, askeri baskılar ve bitmek bilmeyen savaşlar, inkar edilemez bir gerçeği kanıtlamıştır: Askeri müdahale güvenlik sağlamaz; baskı ve zorlama ise barışa yol açmaz. Aksine savaş, uluslararası ilişkilerin temel araçlarından biri olarak kanıksanmış ve sürekli bir çatışma döngüsünü besleyen bir modele dönüşmüştür” ifadelerini kullandı.

İsrail rejimin Gazze ve Lübnan’daki eylemlerini “başarısız bir modelin trajik sonucu” olarak nitelendiren Erakçi, bu durumun uluslararası toplumun vicdanı için bir “sınama” olduğunu söyledi.

Erakçi sözlerine şöyle devam etti:

“Şu anda tehlikeli bir model ortaya çıkmıştır; öyle bir model ki, askeri güç artık ‘son çare’ olarak değil, bölgesel siyasi ve güvenlik vizyonunu yeniden tasarlamak için kalıcı bir mekanizma olarak kullanılmaktadır. Bu koşullar altında saldırganlık olağanlaşmakta, gerilimin tırmanması kurumsallaşmakta ve yıkım, savaşın bir sonucu olmaktan çıkıp siyasi hedefleri ilerletmek için bir araca dönüşmektedir. Bu süreç, Gazze ve Lübnan sınırlarında da durmamıştır.”

ABD ve İsrail rejiminin İran’a yönelik askeri saldırısına değinen Erakçi, “Bu askeri saldırı tam olarak bu çerçevede değerlendirilmelidir; bu saldırı, hukuka aykırı, adaletsiz ve hiçbir provokasyon olmaksızın gerçekleştirilen bir saldırganlık eylemidir. Bu savaş, İranlı yetkililere yönelik hedefli suikast kampanyaları, siyasi şahsiyetlere yönelik tehditler, devlet egemenliklerinin ihlali ve saldırgan eylemlerin cezasız kalması gibi daha geniş bir ‘cezasızlık’ modelinin parçasıdır. Eğer uluslararası toplum tarafından etkin bir tepkiyle karşılaşmazlarsa, bu durum uluslararası hukukun kırmızı çizgilerini kademeli olarak ortadan kaldıracaktır.”

Erakçi, bu tür politikaların Minab’daki 168 masum öğrencinin katledilmesi felaketinden başka bir sonuç doğurmayacağını ifade etti.

“Eğer uluslararası hukuk, büyük güçlerin çıkarları doğrultusunda göz ardı edilirse, artık hukukun üstünlüğünden söz edilemez. Eğer insan hakları bazı milletler için doğal bir hak, bazıları için ise koşullu bir imtiyaz olursa, artık evrensel olarak adlandırılamaz. Ancak çözüm, çok taraflılıktan vazgeçmek değildir. Aksine, günümüz dünyası her zamankinden daha fazla gerçek, etkili ve adil bir çok taraflılığa ihtiyaç duymaktadır.” diyen Erakçi evcut gidişatı değiştirmek için siyasi irade ve cesaret gerektiğini vurguladı.

Erakçi, “Ortadoğu’da kalıcı güvenlik, bölge dışından dikte edilemez. Bölgenin güvenliği, bizzat bölgenin kendisine ait olmalıdır. Bölge ülkeleri, kendi güvenlikleri, istikrarı, kalkınmaları ve ortak gelecekleri hakkında diyalog kurabilmeli ve dış güçlerin müdahalesi olmaksızın kendi çözümlerini bulabilmelidir.

Kalıcı güvenliğin, yabancı güçlerin askeri varlığı ve iradelerinin dayatılmasıyla değil; bölge ülkeleri arasında diyalog, güven inşa etme, işbirliği ve karşılıklı saygı yoluyla elde edileceğine inanıyoruz.” diye konuştu.

Uluslararası topluma seslenen Erakçi, “Uluslararası toplum bugün tarihi ve medeni bir yol ayrımındadır. Aynı yolda devam edebiliriz; militarizm, müdahale, çatışma ve bitmek bilmeyen savaşlar yolunda… Ya da rotayı değiştirme iradesine ve cesaretine sahip olabiliriz. Kalkınmayı yeniden merkeze alabiliriz. İnsan onurunu güç hesaplarının önüne koyabiliriz. Adaleti tekelden ve seçicilikten kurtarabiliriz. Ve uluslararası hukuka yeniden gerçek anlamını ve itibarını kazandırabiliriz. Dünyanın bugün ihtiyaç duyduğu köklü değişim işte budur. Ve bunun zamanı yarın ya da belirsiz bir gelecekte değil; tam olarak şimdi, bu andır” ifadelerini kullandı.

News ID 1938635

Ekler

yorumunuz

You are replying to: .
  • captcha