24 Şub 2026 14:04

Ukrayna Savaşının Dördüncü Yılı: İnisiyatif Neden Rusya’nın Elinde?

Ukrayna Savaşının Dördüncü Yılı: İnisiyatif Neden Rusya’nın Elinde?

Dört yılı geride bırakan Ukrayna savaşında çatışmalar durmazken barış ihtimali daha da belirsizleşiyor. Sahadaki dengeler, yıpratma savaşı koşulları, Batı’daki siyasi değişimler ve müzakerelerdeki tıkanma, Moskova’nın askerî ve diplomatik inisiyatifi giderek güçlendirdiğini gösteriyor.

Dört yıl önce bugün (24 Şubat), Kiev’in kışkırtıcı adımlarının ardından Rusya, Ukrayna’ya karşı geniş çaplı saldırısını başlattı; bu savaş, Avrupa’yı İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en büyük askerî yüzleşmenin içine sürükledi. Savaşın dördüncü yıldönümünde ne askerî operasyonlar durdu ne de barış ufku geçmişe kıyasla daha netleşti. Ancak sahadaki ve diplomatik dengeler, inisiyatifin her zamankinden daha fazla Moskova’nın elinde olduğunu gösteriyor.

Bugün savaş, ilk şok evresini geride bırakmış ve yıpratma mücadelesine dönüşmüş durumda. Rusya, ateş gücü üstünlüğünü koruyarak doğuda kademeli ilerlemeler ve Ukrayna’nın altyapısına yönelik sürekli baskıyla konumunu sağlamlaştırdı. Siyasi düzeyde ise belirleyici bir açılım olmaksızın müzakereler sürüyor; Batı ittifakında yorgunluk emareleri görülüyor. Tüm bu unsurlar, dördüncü yılda terazinin kefesini giderek Moskova lehine ağırlaştırıyor.

Sahadaki hareketlilik; doğu cephesinde savaş ve stratejik derinlikte rekabet

Savaşın dördüncü yılında Rusya ile Ukrayna arasındaki çatışma, büyük ve belirleyici harekâtlardan ziyade Ukrayna’nın doğu bölgelerinde yürütülen yıpratma savaşına dönüşmüş durumda. Rus kuvvetlerinin temel odağı, Donetsk bölgesindeki cephe hatlarını sağlamlaştırmak ve doğu eksenlerinde askerî baskıyı sürdürmek.

Askerî analizlerde Pokrovsk kenti, Ukrayna’nın doğusundaki stratejik lojistik düğümlerden biri olarak değerlendiriliyor ve olası bir kontrol değişikliği Moskova için önemli bir kazanım anlamına gelebilir. Bu bölgenin önemi, özellikle Rusya’nın 2024 yılında Avdiyivka çevresindeki konumunu pekiştirmesinin ardından, Doğu Ukrayna’daki ulaşım hatlarını birbirine bağlamasından kaynaklanıyor.

Hava savaşı, Ukrayna’nın kentsel altyapısı üzerindeki baskının başlıca aracı olmayı sürdürüyor. Rusya’da “Vatan Savunucusu Günü” ile eş zamanlı gerçekleştirilen son saldırılarda, Odessa ve Zaporijya dâhil olmak üzere birçok şehir füze ve insansız hava araçlarından oluşan dalgalarla hedef alındı. Ukraynalı askerî kaynaklar, bu operasyonda toplamda 50 füze ve 297 İHA olmak üzere 345 mühimmatın fırlatıldığını, hava savunma sistemlerinin bunların bir kısmını imha edebildiğini açıkladı. Bu saldırıların sürekliliği, Rusya’nın Ukrayna’nın hayati altyapıları üzerindeki baskı stratejisini sürdürdüğünü gösteriyor.

Buna karşılık Rusya da Ukrayna’nın İHA tehditlerinde artış yaşandığını bildirdi. Rusya Savunma Bakanlığı, kısa bir zaman diliminde 130 saldırı amaçlı İHA’nın hava savunma sistemleri tarafından düşürüldüğünü; bunların bir bölümünün Moskova çevresinde tespit edildiğini duyurdu. İHA ve füze saldırılarının karşılıklı olarak devam etmesi, savaşın ani cephe değişimlerinden ziyade iki tarafın sanayi ve askerî kapasitesini yıpratmaya odaklanan bir aşamaya girdiğini ortaya koyuyor.

Savaş Çalışmaları Enstitüsü’nün analizlerine göre, Rus kuvvetleri 20 Ocak–17 Şubat 2026 tarihleri arasında Ukrayna topraklarının yaklaşık 127 mil karelik bölümünü ele geçirdi. Savaşın 2022’de başlamasından bu yana Moskova, Ukrayna’nın yaklaşık 29 bin mil karelik alanını —yani ülke topraklarının yaklaşık yüzde 13’ünü — kontrol altına almış durumda. Rus yetkililer, temel hedeflerinin doğu bölgelerinde güvenlik derinliği oluşturmak ve çevresel askerî tehditleri azaltmak olduğunu ifade ediyor.

Cenevre: azami şartlar ile uzak bir uzlaşma ufku arasında bir müzakere masası

17 ve 18 Şubat günlerinde Rusya, Ukrayna ve ABD temsilcileri Cenevre’de nal biçiminde bir masa etrafında bir araya geldi; bu düzende Amerikan heyeti masanın başında, Rusya ve Ukrayna temsilcileri ise birbirlerinin karşısında yer aldı. Bu toplantı, Washington’un yıl içindeki üçüncü arabuluculuk girişimi olarak kayda geçti; ancak Abu Dabi görüşmeleri de dâhil olmak üzere önceki müzakerelerde olduğu gibi, somut bir siyasi kazanım olmadan sona erdi ve temel anlaşmazlıklar varlığını korudu.

Bu müzakerelerde Moskova’nın tutumunda kayda değer bir değişiklik görülmedi. Rusya, elde ettiği toprak kazanımlarının tanınmasında ısrar ederken, Ukrayna’dan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’ne (NATO) üyelik yolundan vazgeçmesini talep ediyor. Buna ek olarak, hâlihazırda askerî kontrolü dışında kalan kesimler dâhil olmak üzere Donbas bölgesinin tamamının devredilmesi konusunda ısrarcı davranıyor.

Daha önce 2022 İstanbul görüşmelerinde de yer alan Rusya’nın baş müzakerecisi Vladimir Medinskiy, sert tutumlarıyla tanınıyor ve 2025 yılında Rusya’nın savaşı sınırsız bir süre sürdürebilecek kapasiteye sahip olduğunu açıklamıştı. Medinskiy, Cenevre görüşmelerini “karmaşık ama operasyonel” olarak nitelendirirken, yakın gelecekte müzakerelerin devam edebileceğine işaret etti.

Buna karşılık Kiev’in pozisyonu, mevcut cephe hatlarında çatışmaların durdurulmasını her türlü siyasi anlaşmanın başlangıç noktası olarak görüyor. Volodimir Zelenskiy, Ukrayna toplumunun geniş çaplı toprak devrine yol açacak herhangi bir referandumu kabul etmeyeceğini vurguladı. Ayrıca Kiev, Avrupa’nın en büyük nükleer tesisi olan Zaporijya Nükleer Santrali’nin yönetimi ve işletilmesinde ABD ile ortaklık talep ediyor; bu talep Rusya’nın muhalefetiyle karşılaştı. Ukrayna, bu taleplerin yanı sıra, olası bir anlaşmanın ardından yeniden askerî saldırıya uğramamak için Batı’dan uzun vadeli güvenlik garantileri istiyor.

Washington’un Cenevre müzakerelerindeki rolü, hassas bir siyasi başlık hâline gelmiş durumda. Donald Trump, haziran ayına kadar bir anlaşmaya varılması için bir takvim belirlerken, asıl baskıyı Kiev üzerinde yoğunlaştırıyor. Müzakereler öncesinde Ukrayna’nın daha hızlı biçimde müzakere masasına dönmesi gerektiğini söylemesi, Zelenskiy tarafından adaletsiz olarak değerlendirildi; Ukrayna lideri bunun yalnızca bir müzakere taktiği olmasını umduğunu ifade etti. Öte yandan Reuters’a konuşan beş Avrupalı istihbarat yetkilisi, Rus ekonomisinin çöküşün eşiğinde olmadığını ve Moskova’nın müzakereleri ekonomik tavizler elde etmek ve yaptırım baskısını azaltmak için kullandığını düşünüyor.

Genel olarak bakıldığında, Cenevre görüşmelerinde sınırlı da olsa ilerleme kaydedilen tek alan, olası bir ateşkesin denetlenmesine ilişkin teknik meseleler oldu. Taraflar, sahada ortak bir izleme mekanizmasının gerekliliği ve ABD’nin denetleyici rolü konusunda kısmi bir mutabakata vardı; ancak özellikle ihtilaflı bölgelerin geleceğinin belirlenmesi başta olmak üzere temel siyasi konular çıkmazda kalmaya devam ediyor.

Yıpratma savaşı ve sisli bir barış ufku

Savaşın dördüncü yılında Rusya’nın stratejik konumu, çatışmanın başlangıcına kıyasla güçlenmiş durumda. Moskova, Doğu Ukrayna’nın bazı kesimlerini kontrol altında tutmayı başardı ve sahadaki eksenlerin büyük bölümünde operasyonel inisiyatifi elinde bulunduruyor. Aynı zamanda Rus ekonomisi, Batı’nın kapsamlı yaptırım baskısına rağmen çökmüş değil; Avrupalı istihbarat analizleri, ülkenin yıpratma savaşını sürdürmeye yönelik sanayi ve askerî kapasitesinin hâlen faal olduğunu gösteriyor.

Diplomatik düzeyde ise Washington’daki siyasi değişimler, savaş denkleminin önemli değişkenlerinden biri hâline geldi. Donald Trump, savaşın sona erdirilmesi yolunu eş zamanlı askerî ve müzakere baskısı üzerinden şekillendirmeye çalışıyor ve haziran ayına kadar bir anlaşmaya varılması için net bir takvim ortaya koymuş durumda. Bu çerçevede Ukrayna’ya sağlanan askerî yardımlar da siyasi pazarlığın bir aracına dönüşmüş ve Kiev üzerindeki baskıyı artırmak amacıyla kullanılıyor.

Askerî cephede kısa vadede baskın senaryo, yıpratma savaşının devam etmesi olarak değerlendiriliyor. Doğu Ukrayna’daki kademeli ilerlemeler, kentsel altyapılara yönelik hava saldırılarının sürmesi ve Batı’nın Kiev’e verdiği askerî desteğin azalacağı beklentisi, Rusya’nın sahadaki konumunu pekiştirebilecek unsurlar arasında yer alıyor. Herhangi bir anlaşma çerçevesinin oluşması hâlinde ise çatışmaların mevcut cephe hatlarında durdurulması ve Ukrayna için sınırlı güvenlik düzenlemelerinin hayata geçirilmesi ihtimali dile getiriliyor.

Buna karşın, ihtilaflı bölgelerin geleceğine ilişkin temel görüş ayrılıkları, kalıcı bir barışın önündeki en büyük engel olmaya devam ediyor. Bazı çevreler, ilk aşamada belli kazanımlar elde edilse bile, ilerleyen safhalarda yeni siyasi ya da güvenlik taleplerinin gündeme gelmesinden ve müzakere sürecinin yeniden çıkmaza girmesinden endişe ediyor.

News ID 1934681

Ekler

yorumunuz

You are replying to: .
  • captcha