İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreterliği müzakerelerle ilgili bir bildiri yayınladı.
Bildiri şu şekilde:
Aziz İran Milleti,
• Önceki bildirimizde açıklandığı üzere, İran’a saldıran güçlerin askerî sahada yenilgiye uğraması ve halkımız ile silahlı kuvvetlerimizin benzersiz direnişi sonrasında, savaşın onuncu gününden itibaren ABD tarafından ateşkes ve savaşın sona erdirilmesine yönelik mesajlar gönderilmeye başlandı. ABD’nin İran’ın 10 maddelik planını müzakerelerin çerçevesi olarak kabul ettiğini açıklamasının ardından, İran İslam Cumhuriyeti savaşın kırkıncı gününde, kardeş ülke Pakistan’ın arabuluculuğunda İslamabad’da görüşmeleri kabul etti.
• Müzakereler kesintisiz 21 saat sürdü. İran heyeti, ABD’ye duyulan yoğun güvensizliğe rağmen, İran halkının taleplerini kararlılıkla dile getirdi ve takip etti.
• ABD, görüşmeler öncesi İran’ın 10 maddelik planını kabul etmiş olmasına rağmen, görüşmeler sırasında yeni ve aşırı talepler ileri sürdü. İran heyeti bu taleplere net bir tutumla karşılık verdi ve İran’ın sahadaki askerî güç ve halk desteğine dayanarak geri adım atmayacağını açıkça ortaya koydu. Bu nedenle görüşmeler belirgin bir sonuç alınmadan sona erdi. Devamı, karşı tarafın aşırı taleplerinden vazgeçip sahadaki gerçeklerle uyumlu bir tutum benimseyeceği bir zamana bırakıldı.
• Son günlerde Pakistan Genelkurmay Başkanı’nın arabulucu olarak Tahran’da bulunmasıyla, ABD tarafından yeni öneriler iletilmiştir. İran İslam Cumhuriyeti bu önerileri incelemekte olup, henüz bir yanıt verilmemiştir.
• Milletimize, cephedeki savaşçılarımıza ve şehirlerde-sahalarda meydanlarda olan yiğit halkımıza açıklıyoruz: İran müzakere heyeti, Allah’a tevekkül ederek ve halkın desteği ile silahlı güçlerinin kararlılığına dayanarak siyasi alandaki bu mücadeleye girmiştir. Heyet, İran’ın çıkarlarını, ülkenin onuru ve bağımsızlığı uğruna dökülen değerli kanları özellikle aziz liderimizin temiz kanını savunma konusunda en küçük bir taviz vermeyecektir.
• İran’ın geçici ateşkesi kabul etmesinin temel şartlarından biri, tüm cephelerde Lübnan dahil ateşkesin sağlanmasıydı. Ancak siyonist rejim, Lübnan’a ve Hizbullah’a yönelik saldırılarıyla bu şartı daha ilk andan ihlal etti.
• İran’ın ısrarı sonucunda siyonist rejim Lübnan’da ateşkesi kabul etti. Buna göre, düşman tüm cephelerde ateşkese uyduğu sürece, Hürmüz Boğazı yalnızca ticari gemiler ve düşman olmayan ülkelerin sivil gemileri için, İran’ın belirlediği güzergâhtan ve İran silahlı kuvvetlerinin kontrolü altında, ateşkes süresi boyunca geçici ve koşullu olarak açılacaktır.
• ABD’nin bölgedeki askeri üslerinin önemli bölümünün Fars Körfezi’nde Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemilerle lojistik olarak desteklendiği göz önüne alındığında, bu durum İran ve Fars Körfezi bölgesi açısından güvenlik tehdidi oluşturmaktadır. Bu nedenle İran, savaş tamamen sona erip bölgede kalıcı barış sağlanana kadar Boğaz’dan geçişleri denetleme konusunda kararlıdır.
• Bu uygulama; geçiş yapan gemilerin tam bilgilerinin alınması, İran’ın ilan ettiği kurallar doğrultusunda geçiş sertifikası verilmesi, savaş şartlarına uygun güvenlik ve çevre koruma hizmetleri için ilgili ücretlerin ödenmesi ve İran’ın belirlediği rotaların kullanılmasını kapsar.
• Düşmanın deniz trafiğini engelleme veya deniz ablukası gibi adımlar atması, İran tarafından ateşkes ihlali sayılacak ve Hürmüz Boğazı’nın koşullu ve sınırlı açılmasına izin verilmeyecektir.
• Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreterliği, Devrim Lideri’nin tavsiyelerini hatırlatarak; askerî sahadaki kazanımların korunması ve diplomatik başarı sağlanması için İran halkının meydanlardaki varlığını sürdürmesinin, cephelerde tam teyakkuzda olunmasının ve yöneticiler, medya kuruluşları ile siyasi-sosyal aktörler tarafından ulusal birliğin hassasiyetle korunmasının zorunlu olduğunu vurgular.

yorumunuz