30 Mar 2026 13:03

Bekayi: ABD ile hiçbir müzakere yapmadık

Bekayi: ABD ile hiçbir müzakere yapmadık

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, haftalık basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, haftalık basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Bakeyi, konuşmasının başında şu ifadeleri kullandı:  

“Bahar mevsimine, İran’ımızın dünyanın en haydut rejimleri tarafından saldırıya uğradığı bir dönemde girdik. İran halkı, onurunu ve ülkesinin varlığını dişiyle tırnağıyla savunacağını bir kez daha gösterdi. Bizim dişimiz ve tırnağımız; Hayber, Hürremşehr ve Siccil’dir (İran füzeleri) ve bunlar saldırganlara doğru fırlatılmaktadır. İran’ın varlığını korumak için bu tamamen haklı yolu tüm gücümüzle sürdürmeye kararlıyız.”

Bekayi, ABD’nin saldırgan politikalarının uluslararası insancıl hukuka ağır darbe vurduğunu belirterek şunları söyledi:  

“ABD’nin saldırgan savaşının en büyük mağduru uluslararası insancıl hukuk oldu. Son 80 yılda, bir ay gibi kısa bir sürede bu kadar ağır suçların işlendiği benzer bir örnek bulamazsınız. Üniversitelere, kültür merkezlerine ve her bir İranlı için büyük önem taşıyan mekânlara saldırılar düzenlendi. Bunların bazıları insanlığın ortak mirası olarak UNESCO listesinde yer alan yerlerdir. Hastanelere, Kızılay’a ve konutlara yönelik saldırıların tamamı savaş suçu niteliğindedir.”

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, ülkenin kritik altyapılarının hedef alınmasına ilişkin açıklamalarda bulundu. Bekayi, “İran’ın tüm toplumun hayatını doğrudan etkileyen altyapıları saldırıya uğruyor. Dün gece elektrik iletim hatlarına yapılan saldırı nedeniyle Tahran ve Kerac’ın bazı bölgelerinde kesintiler yaşandı.” dedi.

Bekayi, Enerji Bakanlığı mühendisleri ve çalışanlarına teşekkür ederek, “Karanlığı seven dostların saldırılarına rağmen ülkeyi aydınlık tutmak için çaba gösteren tüm mühendis ve personelimize teşekkür borçluyuz.” açıklamasını yaptı.

Saldırılara ilişkin tüm verilerin kayıt altına alındığını söyleyen Bekayi “Bunların tamamını düzenli şekilde belgeliyoruz. Böylece gelecekte halkımız, İran’a sözde yardım edildiği yönündeki iddiaların bir aldatmacadan ibaret olduğunu görecek.” dedi.

Bekayi, saldırıların arkasında kültürel ve tarihi bir düşmanlık hissi bulunduğunu savunarak, “Yaptıkları açıklamalarda İran’ın tarihine ve kültürüne yönelik küçümseyici ifadeler kullanıyorlar. Geçmişi öne sürerek saldırıları meşrulaştırmaya çalışıyorlar. Oysa dünyanın en köklü ve en canlı uygarlıklarından birine sahip olan İran, düşmanlarıyla nasıl mücadele edeceğini çok iyi bilir.” ifadelerini kullandı.

“İsrail özellikle haber alanını hedef alıyor”

Bekayi, gazetecilere yönelik saldırıları da değerlendirdi. “Dün el-Arabi televizyonunun ofisine yönelik bir saldırıya tanık olduk. Bir gün önce Lübnan’da düzenlenen saldırıda el-Meyadin ve el-Manar muhabirleri hayatını kaybetti.” dedi.

Son üç yılda hayatını kaybeden gazetecilerin uzun bir listesinin bulunduğunu belirten Bekayi, “Görünen o ki İsrail, özellikle haber alanını kendisine düşman olarak görüyor. Oysa uluslararası sözleşmeler gazetecilerin korunması konusunda nettir ve gazetecilere yönelik her türlü saldırı savaş suçu sayılır. Buna rağmen rejim bu kurallara uymuyor ve çok sayıda gazeteciyi kasıtlı olarak hedef alıyor.” ifadelerini kullandı.

Komşu ülkelerden beklentimiz kardeşlik ve iyi komşuluk ilkelerine bağlı kalmalarıdır

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Birleşik Arap Emirlikleri ve bazı bölge ülkelerinin İran’a yönelik saldırılara yaklaşımı hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Bekayi, İran’ın bölge ülkeleriyle ilişkilerine değinerek, “Biz tüm bölge ülkeleriyle komşuyduk ve komşu olmaya devam edeceğiz. Bu nedenle sağduyu ve ileri görüşlülük, başkalarının gelip geçici olduğunu; bizim ise komşu olarak kalacağımızı hatırlamayı gerektirir. İran hiçbir zaman bölge ülkelerini düşman olarak görmemiştir.” dedi.

İran’ın askeri operasyonlarının hedefinin ABD üsleri olduğunu yineleyen Bekayi, “İran’ın tutumu meşru müdafaa hakkına ve ahlaki ilkelere dayanmaktadır. İranlılar saldırıya uğrarken silahlı kuvvetlerin sessiz kalması düşünülemez. Bu, Birleşmiş Milletler Şartı’nda da tanınan doğal bir haktır.” şeklinde konuştu.

Bekayi, bazı ülkelerin “savaşın parçası olmadıklarını” açıklamalarının yeterli olmadığını belirterek şunları söyledi:  

“Her ülke, kendi topraklarının başka bir ülkeye saldırı amacıyla kullanılmasına izin vermenin uluslararası hukuka aykırı olduğunu bilir. Düşman, bölgedeki bazı ülkelerde bulunan üsleri kullanarak sürekli saldırılar düzenliyor. Komşu ülkelerin toprakları, ister istemez İran’a karşı kullanılıyor.”

İran’ın attığı adımların savunma amaçlı olduğunu vurgulayan Bekayi, “Bizim beklentimiz, komşu ülkelerin kardeşlik ve iyi komşuluk ilkelerine bağlı kalmasıdır. Bu savaş yalnızca İran’a karşı yürütülen bir savaş değildir; gelecekte bölgede yeni kriz ve fitnelerin kaynağı olabilir.” dedi.

Bekayi ayrıca, İran’dan tek taraflı itidal beklenmemesi gerektiğini belirterek, “İran iki farklı rejimin saldırısına maruz kalmıştır ve bu aktörler bilinçli şekilde başka ülkelerin topraklarını kullanmaktadır.” diye konuştu.

Bekayi: Tüm gücümüzü İran’ın varlığını savunmaya adamalıyız

Bekayi, savaşın sona erdirilmesine yönelik olası siyasi girişimlerle ilgili açıklamalarda bulundu. Bekayi, “Şu anda ülke olarak tüm gücümüzü İran’ın varlığını savunmaya yöneltmemiz gerekiyor. Savaşın sona erdirilmesiyle ilgili karar, gerekli görüldüğü zaman yetkili mercilerin değerlendirmesiyle alınacaktır.” dedi.  

Bekayi, İsrail ve ABD’nin saldırılarını artırarak ülkenin bilimsel altyapılarını hedef aldığını belirtti ve “Bu koşullar altında savunma, bizim için bir zorunluluktur.” ifadelerini kullandı.  

ABD ile doğrudan hiçbir müzakere yapılmadı

Bekayi, bazı ülkelerin arabuluculuk girişimleri ve mesaj alışverişleriyle ilgili iddialara da değindi:  

“Öncelikle vurgulamalıyım ki ABD ile hiçbir doğrudan müzakere yapılmadı. Yalnızca aracı ülkeler üzerinden, ABD’nin müzakere isteğini içeren mesajlar alındı. Ancak ABD’den ‘diplomasi’ kelimesi duyulduğunda herkesin temkinli olması gerekir. Açıkçası, ABD’nin diplomasi iddiasına kendi içlerinde bile kaç kişinin inandığından emin değilim.”  

Bekayi, İran’ın tutumunun başından beri net olduğunu vurgulayarak şöyle devam etti:  

“Biz ne istediğimizi ve hangi sınırlar içinde hareket edeceğimizi çok iyi biliyoruz. Bize iletilen talepler ise aşırı ve mantıksız unsurlar içeriyordu. Pakistan’da gerçekleştirilen toplantılar tamamen o ülkenin kendi inisiyatifiyle yapılan girişimlerdir; biz söz konusu sürecin bir parçası değiliz.”  

İran’ın bölge ülkelerinin barış arayışlarını desteklediğini belirten Bekayi, “Elbette bölge ülkelerinin savaşın sona erdirilmesi yönündeki çabalarını olumlu görüyoruz. Ancak herkes, bu savaşın kim tarafından başlatıldığını hatırlamalı. İran saldırıyı başlatmadı; aksine, ani bir saldırının hedefi oldu.” dedi.  

Bekayi, uluslararası topluma da seslenerek şu mesajı verdi:  

“Bu gerçeği sürekli hatırlatıyoruz ki dünya unutmasın: İran, sorumlu bir aktör olarak diyalog sürecine girdi. Ancak ABD, iki kez o masayı kendi elleriyle yıktı. Biz ne istediğimizi ve hangi şartların bizim için asla kabul edilemez olduğunu çok iyi biliyoruz.”  

Ajansın ve Grossi’nin kayıtsızlığı üzüntü verici

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bakıayi, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ve Rafael Grossi’nin açıklamalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bekayi “ABD ve İsrail’in İran’ın nükleer tesislerine yönelik eylemleri birer suçtur. Ajans’ın kendi tüzüğü uyarınca da bu saldırılar açıkça yasa dışıdır. Ancak daha üzücü olan, Ajans’ın ve Grossi’nin bu saldırılar karşısındaki kayıtsız tutumudur.” dedi.

Bekayi, Grossi’nin son açıklamalarını eleştirerek şunları söyledi:  

“Grossi bir kez daha son derece yanlış bir yaklaşım sergiledi. Saldırganları kınamak yerine, yaptığı röportajlarda gerilimi artıran ifadeler kullandı. Nükleer silahların yayılmasını önlemekle yükümlü bir makamın böyle ihtimalleri dile getirmesi kabul edilemez.”

Ukrayna krizini bölgesel gelişmelere bağlamak ciddi bir hata olur

Bekayi, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’nin bazı Arap ülkelerine yaptığı ziyaretlere ilişkin olarak, “Bölge ülkeleri kesinlikle daha akıllıcadır. Kendi ülkesini ağır bir savaşın içine sürükleyen bir kişinin bölgeyi etkilemesine izin vermeyeceklerdir.” dedi.

Bekayi, Ukrayna savaşının Orta Doğu gelişmeleriyle ilişkilendirilmesini “felaket boyutunda yanlış bir hesap” olarak nitelendirdi ve “Bazı bölge ülkelerinin, ABD ve İsrail’in planlarını fark ederek İran’a yönelik saldırıların parçası olmama yönünde çaba göstermelerini takdir ediyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Suudi Arabistan ile ilişkiler devam ediyor

Sözcü, ABD’de dile getirilen, Suudi Arabistan’ın İran’a yönelik saldırılara destek verdiği yönündeki iddialara da değindi:  

“Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz sürüyor, iletişim kanalları açıktır. Endişelerimizi açıkça ilettik. Uluslararası hukuk gereği hiçbir ülke topraklarını başka bir ülkeye yönelik saldırı için kullanılabilir hale getiremez.”

Bekayi, İran’ın bölge topraklarını operasyon alanı olarak görmek istemediğini belirterek, “Silahlı kuvvetlerimiz sorumlulukla hareket ediyor. Sorun, ABD ve ilgili tarafların bölge ülkelerinin topraklarını kullanmasıdır. Yakın dönemde ABD’ye ait yakıt ikmal uçaklarının Suudi Arabistan’da bulunduğuna dair haberler çıktı. Bizim talebimiz açıktır: Bu toprakların İran’a yönelik saldırılar için kullanılmasının engellenmesi.” dedi.

Azerbaycan’ın yaklaşımı ve İran’a desteği

Bekayi, Azerbaycan’ın tutumuna ilişkin bir soru üzerine, “Bölge ülkeleri yaşananları net şekilde gördü ve kimin nasıl davrandığını değerlendirebiliyor. Kimin haklı olduğu da herkes tarafından anlaşılmaktadır.” ifadelerini kullandı.

Türkiye, Mısır ve Pakistan’ın savaşın durdurulmasına yönelik çabaları

Sözcü, “Türkiye ile ilişkilerimiz her zaman örnek gösterilmiştir. Türkiye’nin saldırıyı açıkça kınaması ve dayanışma göstermesi takdire şayandır.” dedi.

Bekayi Türkiye’nin bölgesel güvenlik konusunda bilinçli hareket ettiğini belirterek, “Türkiye, bölge için hangi tehditlerin söz konusu olduğunu iyi biliyor. Türkiye ve diğer ülkelerin girişimleri barış endişesinden kaynaklanıyor. Umarız tüm ülkeler bu süreçte adil ve gerçekçi bir yaklaşımla hareket eder.” şeklinde konuştu.

News ID 1935601

Ekler

yorumunuz

You are replying to: .
  • captcha