İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Amerika halkına hitaben yayımladığı mesajında şu soruyu gündeme getirdi: “Mevcut savaş tam olarak Amerikan halkının hangi gerçek çıkarına hizmet etmektedir? İran’ın enerji ve sanayi tesisleri de dâhil olmak üzere hayati altyapılarına yönelik saldırıların başlatılması, doğrudan İran halkını hedef alan bir eylemdir; bu ise istikrarsızlığın yayılması, insani ve ekonomik maliyetlerin artması ve etkileri yıllarca sürecek bir gerilim döngüsü ile kin tohumlarının ekilmesi anlamına gelir. Bu yol güç göstergesi değil, kalıcı bir çözüme ulaşmadaki kafa karışıklığı ve yetersizliğin işaretidir.
Cumhurbaşkanının Amerika halkına mesajının tam metni aşağıdaki gibidir:
Bismillahirrahmanirrahim
Amerika Birleşik Devletleri halkına ve çarpıtılmış ve kurgulanmış anlatıların yoğunluğu içinde gerçeği ve daha iyi bir yaşamı arayanlara.
İran, bu adıyla, bu kimliğiyle ve bu varlığıyla, insanlık tarihinin en eski kesintisiz medeniyetlerinden biridir; tarihsel ve coğrafi üstünlüklere sahip olmasına rağmen, yakın tarihinde hiçbir zaman savaş kışkırtıcılığı, saldırganlık, sömürgecilik ve tahakküm yolunu seçmemiştir. Küresel güçlerin dayattığı işgal, saldırı ve baskı deneyimlerine rağmen ve çevresindeki birçok ülkeye kıyasla askerî kapasiteye sahip olmasına rağmen, hiçbir zaman savaş başlatan taraf olmamış; ancak saldırganları cesurca geri püskürtmüştür.
İran milleti, Amerika halkı, Avrupa halkları ve komşuları da dâhil olmak üzere hiçbir milletle düşmanlık beslememektedir. İranlılar, tarih boyunca yabancı hükümetlerin müdahaleleri ve baskılarıyla karşılaşsalar dahi, her zaman halklarla hükümetler arasında ayrım yapmışlardır; bu, geçici bir tutum değil, bu milletin zihninde ve kültüründe kök salmış bir ilkedir.
Bu doğrultuda, İran’ın bir tehdit olarak sunulması ne tarihsel gerçeklikle ne de bugünün somut gerçekleriyle bağdaşmaktadır. Bu imaj, güç yapılarını ayakta tutan siyasi ve ekonomik ihtiyaçların ürünüdür; baskıyı meşrulaştırmak, askerî üstünlüğü sürdürmek, silah sanayilerini beslemek ve stratejik pazarları yönetmek için düşman yaratma ihtiyacıdır. Böyle bir çerçevede, eğer bir tehdit yoksa, oluşturulur.
İşte bu yaklaşımın sonucunda bugün, Amerika Birleşik Devletleri’nin askerî güçlerinin, üslerinin ve kapasitesinin en büyük yoğunlaşması, en azından ABD’nin kuruluşundan bu yana hiçbir savaşı başlatmamış olan İran’ın çevresinde şekillenmiştir. Bu üslerden kaynaklanan son Amerikan saldırıları, böyle bir varlığın tehditkâr niteliğini ortaya koymuştur. Hiçbir ülkenin böyle bir durumda savunma kapasitesini güçlendirmekten vazgeçmeyeceği açıktır; İran’ın yaptığı ve yapmaya devam ettiği şey yalnızca bir tepki ve savunmadır, saldırı, savaş ve işgal başlatmak değildir.

yorumunuz