İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, düzenlediği haftalık basın toplantısında gündemi değerlendirdi.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, bölgede hâlâ Siyonist rejimin fitne ve kışkırtmalarına tanık olduklarını belirterek, Batı Asya bölgesinde; Suriye, Lübnan, Gazze ve ötesinde yaşanan kaosun temel kaynağının Siyonist rejim olduğunu söyledi.
“Filistin’de sözde bir ateşkes ilan edilmiş olmasına rağmen, Siyonist rejimin Filistin halkına yönelik sürekli saldırılarını görüyoruz” diyen sözcü, “Dün gece Siyonist rejim tarafından Lübnan hava sahasının 15 kez ihlal edildiğine tanık olduk ve bu ihlaller bazı Lübnanlı sivillerin yaralanmasına yol açtı” diye ekledi.
Bekayi, Lübnan’da ateşkesin ilan edilmesinden bu yana Siyonist rejimin ateşkesi 6 bin kez ihlal ettiğini, Filistin’deki suçlarının da devam ettiğini belirtti.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, ABD’nin bölgedeki son askeri hareketliliği ve bu ülkenin Fars Körfezi İşbirliği Konseyi’ne üye bazı ülkelerle düzenlediği ortak tatbikatlara ilişkin bir soruya yanıt olarak, “Gerçek şu ki, bir hibrit savaşla karşı karşıyayız ve bu durum devam ediyor” dedi.
Sözcü, “Geçen yılın haziran ayında ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri saldırılarının ardından, son birkaç ayda her gün ABD ve Siyonist rejimden İran’a yönelik yeni iddia ve tehditlerle karşı karşıya kaldık” diye konuştu.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü sözlerini şöyle sürdürdü: “Bölge ülkeleri çok iyi biliyor ki, bölgedeki herhangi bir güvensizlik yalnızca İran’ı hedef almıyor. Güvensizlik bulaşıcıdır ve bu nedenle bu tehditler konusunda bölge ülkeleri arasında ortak bir kaygı söz konusudur.”
Bekayi, "İran, kendi yeteneklerine güvenmektedir ve 12 günlük savaş da dahil olmak üzere geçmiş deneyimlerimizi göz önünde bulundurarak, İran'a yönelik herhangi bir saldırıya kapsamlı ve pişman edici bir yanıt verebilecek kapasitedeyiz" ifadesini kullandı.
Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, Trump'ın sözde Barış Konseyi planıyla ilgili bir soruya da, "Filistin halkının temel haklarını herhangi bir şekilde etkileyen veya geciktiren her plan, bizim görüşümüze göre reddedilir ve sonuç vermez." şeklinde yanıt verdi.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, ABD uçak gemisi Abraham Lincoln’ün bölgeye hareket etmesi ve bu geminin ABD’nin İran’a yönelik bir saldırısı amacıyla gönderildiğine dair yapılan analizlere ilişkin bir soruya verdiği yanıtta şunları söyledi:
“Herhangi bir geminin bölgeye girişi, İran’ın kendini ve toprak bütünlüğünü savunma konusundaki azim ve iradesini etkilemez ya da bu konuda bir zafiyet yaratmaz. Biz kendimizi savunma konusunda kararlı ve ciddiyiz; bu alanda gerekli kapasiteye sahibiz. Geçmiş tecrübelerimizden yararlanarak silahlı kuvvetlerimiz her türlü hareketliliği titizlikle izlemekte ve İran’ın ulusal onuru ile güvenliğini korumak için kabiliyetlerini artırma konusunda tek bir saniye bile boş durmayacaktir.”
Bekayi sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bölgeye askeri güç gönerilmesi ve tehdit dili kullanılması, uluslararası düzenin tüm ilkelerine aykırıdır. Elbette Amerikan tarafının bu ilkelere pek önem vermediğini biliyoruz; ancak bunlar uluslararası toplumu ayakta tutan temel ilkelerdir. Bu ilkelerin ihlal edilmesi halinde güvensizlik herkes için söz konusu olur.”
“Biz hem diplomaside ve müzakerede samimiyiz hem de kendimizi savunma konusunda ciddiyiz” diyen İranlı üst düzey diplomat, “Tehdit ve aşırı talepler karşısında durmamak ve sadece seyretmek mümkün mü? Silahlı kuvvetlerimiz her türlü saldırıya karşı durur ve pişmanlık yaratacak bir karşılık verir” ifadelerinde bulundu.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, ABD’nin Ulusal Savunma Belgesi ve bu belgede İran’ın nükleer programına ilişkin öne sürülen iddialarla ilgili başka bir soruya da yanıt vererek şu değerlendirmede bulundu:
“Bu belge, ABD’nin İran’a yönelik yaklaşımından bağımsız olarak ele alınmamalıdır. Aslında bu, Amerikalıların onlarca yıldır İran hakkında dile getirdiği düşünce sisteminin bir parçasıdır. İranofobiyi yaymayı ve İran’ın bölgenin sorunu olduğu algısını oluşturmaya çalıştılar ve hâlâ da bunu yapıyorlar. Oysa bölge ülkeleri Batı Asya’daki asıl tehlikenin Siyonist rejim olduğunu çok iyi bilmektedir.”
Bekayi, “Bu belge İran konusunda kendi içinde çelişkiler barındırmaktadır” diyerek şunları söyledi:
“Bir yandan İran’ın nükleer silah peşinde olduğu iddia ediliyor, diğer yandan ABD Başkanı çıkıp İran’ın nükleer silaha ulaşmasını engellediklerini söylüyor. Oysa ortada hiç var olmayan bir şey hakkında iddia ortaya atılıyor. İran’ın savunma doktrininde nükleer silah hiçbir zaman yer almamıştır ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın raporları da bunu teyit etmektedir.”
Bekayi, Siyonist rejime ait bir medya kuruluşunun, İsrail’den ABD’ye gönderilen bilgi ve raporların ABD yönetimi- özellikle Steve Witkoff ve Jared Kushner- tarafından aşırı şüpheyle karşılandığını iddia etmesi ve Witkoff’un İran ile ABD arasında aracı rolü oynayarak ABD’nin İran’a saldırmasını engellediği yönündeki iddialara ilişkin soruya şu yanıtı verdi:
“Bu raporda İran hakkında ileri sürülen iddiaların tamamı kesinlikle asılsızdır ve Siyonist rejimin yalan zincirinin bir devamıdır; ancak bu raporda dikkat çekici bazı noktalar da var. Bunlardan biri, Siyonist rejimin her türlü etkileşim ve diplomasiye düşman olduğunun bir kez daha vurgulanmasıdır. Ayrıca İran hakkında üretilen pek çok yanlış bilgi ve sahte haberin kaynağının Siyonist rejim olduğu da ortadadır. Örneğin, İran’ın 15 ocak tarihinde 800 kişiyi idam edeceği yönündeki yalan haber gibi.”
yorumunuz