İran İslam Şura Meclisi Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, Katar merkezli ve bölge dışına da hitap eden “Al‑Araby Al‑Jadeed” gazetesine verdiği röportajda, İran’a karşı ABD‑İsrail tarafından dayatılan savaş etrafındaki gelişmeleri değerlendirdi.
Soru:Bölgedeki birçok ülke İran’a yönelik askeri saldırıyı kınamasına rağmen, İran neden güney komşularına yönelik saldırılarına devam ediyor?
Galibaf:Bu soruyu Amerikalılara sormalısınız. Amerikalılar, Fars Körfezi bölgesindeki ülkelerin topraklarını ve sermayelerini kullanarak üsler kurdu ve bu üslerin sözde amacı bu ülkelerin güvenliğini sağlamaktı. Ancak kendileri bu üsleri İran’a saldırmak için kullandılar ve bizi cevap vermeye zorladılar. Güvenlik ihlalini bu ülkelerin topraklarından başlatan Amerika’dır. Biz varoluşsal bir savaşta doğal olarak kendimizi savunmak zorundayız. Nitekim bu kapasiteyi 12 günlük savaşta da gösterdik. Amerikalılar İsrail rejiminin yanında olmasına rağmen, onlar savaşa doğrudan girmediği sürece bölge ülkelerini çatışmaya dahil etmedik.
Soru:Bu saldırılar, İran için bu ülkelerle ilişkilerin artık önemli olmadığı anlamına mı geliyor?
Galibaf:Aksine, geçmişe göre komşu ülkelerle ilişkileri güçlendirmeye daha fazla inanıyoruz. Ancak mevcut durumda kendimizi savunmak zorundayız. Biz bölgesel güvenliğin dış müdahale olmadan, bölge ülkeleri tarafından sağlanması gerektiğine inanıyoruz. Bu savaşın birçok bölgesel ilişkiyi değiştireceğini düşünüyoruz ve savaş öncesi koşullara geri dönülmeyecektir. Bu nedenle bölge ülkeleriyle kalıcı güvenlik anlaşmaları yapmaya hazırız. Bu anlaşmalar her iki taraf için de güvence oluşturabilir ve bölgede yatırımcılar için sürdürülebilir güvenlik sağlayabilir.
Soru:Son yıllarda özellikle ilişkilerin iyileşmesinden sonra, güney komşularınız bölgedeki halklar ve ülkeler bu saldırıları beklemiyordu. Onlara ne söylemek istersiniz?
Galibaf:Açık konuşalım. Aslında biz de güney komşularımızın topraklarının İran’a yönelik saldırılar için kullanılmasını beklemiyorduk ve bu nedenle kendimizi savunmak zorunda kaldık. Mesajım, yeni liderimizin söylediğiyle aynıdır: Siz Amerika’ya güvenliğinizi sağlasın diye üs verdiniz, fakat bu üsler ülkeniz için güvensizlik kaynağına dönüştü; çünkü onlar size ihanet etti. Amerika’nın gerçek müttefiki sadece Siyonist rejimdir.
İsrail Katar’a saldırdığında bile bu üsler İsrail savaş uçaklarına karşı hiçbir savunma yapmadı, hatta basit bir uyarı dahi vermedi. Trump, önceki başkanlığı döneminde Fara Körfezi’nin güneyindeki ülkeler hakkında ne düşündüğünü açıkça ifade etmişti; o ifadeyi tekrarlamak istemiyorum. Ancak bu söz, Amerikalıların bu ülkelere bakışının gerçek yansımasıdır. Bu savaş bir kez daha gösterdi ki Fars Körfezi’ndeki Arap ülkeleri Amerika için hiçbir önem taşımıyor. Bu noktaya gelmişken, bir kez ve herkes için bu meseleyi bitirin ve ülkelerinizdeki ABD üslerini kapatın.
Soru:Daha önce bir açıklamanızda kesin olarak ateşkes peşinde olmadığınızı söylediniz. Eğer karşı taraf ya da arabulucular ateşkes sağlamak isterse, hangi şartlar altında savaşın sona ermesini kabul edersiniz?
Galibaf:Ateşkes ancak savaşın yeniden başlamasını önleyecek şekilde olursa mantıklıdır. Ateşkes, düşmana sadece kaybettiği radarları onarmak ya da önleyici füze eksiklerini gidermek için zaman kazandırmamalı ve ardından tekrar bize saldırmasına fırsat vermemelidir. Düşman saldırısından gerçek anlamda pişman olana ve dünya ile bölgede uygun siyasi ve güvenlik koşulları oluşana, tehdit ve savaş gerçekten sona erene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.
Soru: ABD ve İsrail savaşı tek taraflı olarak durdurursa, İran taleplerine ulaşana kadar Hürmüz Boğazı’nı kapatmaya ve saldırılara devam edecek mi?
Galibaf:Düşman gerçekten pişman olana ve dünya ile bölgede uygun siyasi ve güvenlik koşulları oluşana kadar ateşkesi kabul etmeyeceğiz.
Soru:Tahran’ın bu tutumu göz önüne alındığında, düşmanlarının ağır saldırılarına ve İran’ın askeri kapasitesinin azaldığı yönündeki iddialara rağmen İran savaşı ne kadar sürdürebilir?
Galibaf:Biz kendimizi uzun süreli bir savaşa hazırladık. Çünkü saldırıya uğrayacağımızı biliyorduk ve önceki savaş deneyimlerimize dayanarak operasyonel kapasitemizi nasıl hedef alacaklarını da tahmin ediyorduk. Bu nedenle tüm senaryolara karşı tedbir aldık. Artık kimsenin Amerikalıların İran’ın saldırı kapasitesini yok ettiği yönündeki söylemlerine inandığını sanmıyorum. Hem yeterli füze ve İHA stokumuz var hem de bu teknoloji yerli olduğu için üretim kapasitemiz mevcut. Üstelik bunları düşmanın önleyici füzelerinden çok daha hızlı ve çok daha düşük maliyetle üretebiliyoruz.

yorumunuz