İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, haftalık basın toplantısında önemli açıklamalarda bulundu:
Bekayi Şirazlı şair Hafız’ı anma günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, İran kültürünün ve medeniyetinin ülkenin kimliğinde özel bir yere sahip olduğunu söyledi.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun son konuşmasını değerlendiren Bekayi, bu konuşmanın ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü bilişsel savaşın bir parçası olarak görülmesi gerektiğini belirtti. Tarihî olayların çarpıtılarak Washington’ın savaş yanlısı politikalarının gerekçelendirilmesinin tehlikeli olduğunu ve Yunan kültürüne de haksızlık teşkil ettiğini ifade etti.
Bekayi, Rubio’nun konuşmasında istemeden bazı önemli gerçekleri de kabul ettiğini belirterek İran’ın binlerce yıldır bir kavram, fikir ve düşünce olarak varlığını sürdürdüğünü söyledi. Orta Çağ’ın karanlık döneminde Yunan düşüncesini tercüme eden ve yorumlayan İranlı ve Müslüman düşünürler olmasaydı, bugünkü Batı düşüncesinin de bu biçimde var olamayacağını ifade etti. İran medeniyetinin tarih boyunca farklı kültürleri birleştirerek ve yeni değerler üreterek geliştiğini vurguladı.
Bekayi, Rubio’nun danışmanlarına da göndermede bulunarak ABD Dışişleri Bakanı’na bir Hafız Divanı hediye etmelerini ve böylece kendisinin İran kültürünün inceliğini tanımasını istedi. ABD’nin kendisini Batı ve Yunan medeniyetinin temsilcisi olarak sunamayacağını belirten Bekayi, Avrupa’da yaşanan iki dünya savaşının Doğu-Batı medeniyetleri çatışmasının sonucu olup olmadığını, son üç yılda yaşanan suçların İran ile ABD arasındaki çatışmadan kaynaklanıp kaynaklanmadığını ve ABD’nin bağımsızlık savaşını İran’a karşı mı, İngiltere’ye karşı mı yürüttüğünü sorarak Washington’ın tarih anlatısındaki çelişkilere dikkat çekti.
Bekayi, Rubio’nun konuşmasını hazırlayanların bu çelişkilerin farkında olduklarını, ancak saldırı ve şiddeti haklı göstermek amacıyla bunları bilinçli biçimde görmezden geldiklerini söyledi. Batı medeniyetinin mirasçısı olduğunu savunan Avrupa ülkelerinin bu konuda tutumlarını açıkça ortaya koymaları gerektiğini ifade etti.
Hürmüz Boğazı: ABD’nin iddiaları ve sahadaki gerçekler
ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki kozunu kaybettiği yönündeki açıklamasına da değinen Bekayi, Amerikan açıklamaları ile sahadaki gerçekler arasında fark bulunduğunu söyledi. Piyasanın kendi kuralları olduğunu belirten Bekayi, Hürmüz’de yaşananların İran’ın bir koz kullanmasının değil, ABD’nin İran topraklarına doğrudan saldırmasının sonucu olduğunu ifade etti.
İran’ın uluslararası hukuk çerçevesinde ve ulusal egemenliğini savunmak amacıyla gerekli tedbirleri aldığını belirten Bekayi, ABD’nin ablukayı ve askerî saldırıları sürdürmekte ısrar etmesi hâlinde bu stratejik su yolunda güvenliğin yeniden sağlanamayacağını vurguladı.
Hürmüz Boğazı’nın güvenliğinin İran için diğer tüm ülkelerden daha önemli olduğunu söyleyen Bekayi, ABD’nin saldırılarıyla yalnızca bölgeye değil, kendisine ve bütün dünyaya da sorun yarattığını belirtti. Bu gerçeğin dünya kamuoyunun gündeminde tutulması gerektiğini ifade etti.
İran-Rusya Kültür Haftası
Bekayi, İran ve Rusya Kültür Haftası’nın da iki ülke arasındaki en görkemli ortak kültür etkinliklerinden biri olduğunu söyledi. Rusya’nın dört şehrinde düzenlenen etkinliğin Rus halkı ve yetkililerinden geniş ilgi gördüğünü belirten Bekayi, organizasyona ev sahipliği yapan Rus yetkililere teşekkür etti. Etkinliğin iki halk arasındaki kültürel ve toplumsal ilişkilerin güçlendirilmesine önemli katkı sağladığını ifade etti.
Yemen ile Suudi Arabistan arasında bir yol haritası üzerinde uzlaşılmıştı ancak anlaşma hayata geçirilmedi
Bekayi, Yemen’deki son gelişmelere ilişkin yaptığı açıklamada, Tahran’ın tutumunun net olduğunu belirterek Yemen meselesinin çok daha önce çözüme kavuşturulması gerektiğini söyledi. Bekayi, Yemen ile Suudi Arabistan arasında bir yol haritası üzerinde uzlaşıldığını ancak bu anlaşmanın uygulanmadığını ifade etti.
13 Temmuz'da Sana Havalimanı’na yönelik bir saldırı düzenlendiğini hatırlatan Bekayi, İran’ın saldırının ardından derhal endişelerini dile getirdiğini belirtti. Bekayi, mevcut durumun diyalog ve diplomasi yoluyla çözüme kavuşturulması çağrısında bulundu.
Rusya ile nükleer konuda istişarelerimiz yeni değil
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, İran Cumhurbaşkanı ile Rusya Devlet Başkanı arasında gerçekleşen son görüşme ve Vladimir Putin’in bu görüşmenin ardından Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.
Bekayi, Rusya ile nükleer meseleye ilişkin istişarelerin yeni olmadığını belirterek, Moskova’nın Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nın (KOEP/JCPOA) oluşturulması sürecinde olumlu ve yapıcı bir rol oynadığını söyledi. İki ülke arasındaki karşılıklı güvene dayalı ilişkinin değerli bir kazanım olduğunu vurgulayan Bekayi, bu ilişkiyi korumakta ve güçlendirmekte kararlı olduklarını ifade etti.
Bekayi, iki ülke cumhurbaşkanının Türkmenistan’da gerçekleştirdiği görüşmede İran Cumhurbaşkanı’nın Tahran’ın tutumunu ve yedi günlük planın ayrıntılarını Rus mevkidaşına aktardığını, İran’ın hassasiyetlerini de dile getirdiğini belirtti. Putin’in Trump ile bir telefon görüşmesi yapmasının planlandığını hatırlatan Bekayi, bu nedenle görüşmede konuya ilişkin bazı noktaların gündeme getirildiğini, ancak bunun yalnızca İran’ın tutumunun aktarılmasından ibaret olduğunu kaydetti.
Bekayi, Pakistan ve Katar’ın İran ile ABD arasında arabuluculuk rolünü sürdürdüğünü de vurguladı.
Bölgesel ve Avrupalı ülkelerin tutumundaki çifte standart, uluslararası hukuku zayıflatıyor
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, haftalık basın toplantısında bölge ülkeleri ve Avrupa’nın Yemen’e yönelik saldırılar ile Suudi Arabistan’a yönelik saldırılar karşısındaki tutumlarında çifte standart uyguladığına dikkat çekerek, bunun uluslararası meselelerde küresel güçlerin ikili yaklaşımının ilk örneği olmadığını söyledi.
Uluslararası yetkililerin, özellikle de Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin, ellerindeki en temel aracın seslerini yükseltmek olduğunu ifade ettiklerini hatırlatan Bekayi, ancak bu aracın dahi seçici biçimde kullanıldığını belirtti.
Uluslararası hukukun ihlalleri karşısında seçici davranılmasının hukuksuzluğu teşvik edeceğini vurgulayan Bekayi, saldırıların görmezden gelinmesinin bölgede savaşın yayılmasına yol açtığını söyledi. Bekayi, bugün bu ateşin, yaşananlar karşısında sessiz kalan ülkeleri de etkilediğini ifade etti.
Bekayi’den bölgesel iş birliği mesajı: Yabancı müdahalelerden uzak, güvenli ilişkiler
Irak Başbakanı’nın önümüzdeki günlerde Suudi Arabistan’a yapacağı ziyaretin Tahran ile ilişkiler üzerindeki olası etkisine ilişkin soruyu yanıtlayan Bekayi, İran’ın bölge ülkeleri arasındaki diyaloğun güçlendirilmesini her zaman desteklediğini söyledi.
Bekayi, uzun süredir Körfez ülkelerinin katılımıyla bir toplantı düzenlenmesini önerdiklerini, yakın zamanda da Umman’da ortak bir toplantı yapılmasını gündeme getirdiklerini ancak diğer tarafların bu öneriyi kabul etmediğini belirtti.
İran’ın bölge ülkeleri arasındaki ilişkilerin ve karşılıklı güvenin güçlendirilmesinden yana olduğunu vurgulayan Bekayi, bunun dış aktörlerin müdahalesinden uzak ve güvenli ilişkilerin kurulmasına zemin hazırlayacağını kaydetti.
Trump’ın Zelenskiy hakkındaki sözlerine Kissinger’ın ifadeleriyle yanıt verdi
ABD Başkanı Donald Trump’ın Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy hakkındaki değerlendirmelerine ilişkin konuşan Bekayi, Henry Kissinger’a atfedilen şu sözü hatırlattı:
“Amerika’nın düşmanı olmak tehlikeli olabilir, ancak dostu olmak ölümcüldür.”
İran’dan Fransa’ya tepki: Binlerce kişinin gözaltına alınması ve öğrencilere şiddet açıklığa kavuşturulmalı
Fransa’da öğrencilerin gözaltına alınmasına ilişkin değerlendirmede bulunan Bekayi, İran’ın bu uygulamayı açıkça kınadığını ve tutumunu duyurduğunu söyledi.
Konunun Tahran’daki Fransa Büyükelçiliği aracılığıyla da takip edildiğini belirten Bekayi, İran Dışişleri Bakanlığı’nın insan hakları birimi tarafından düzenlenen toplantıda Fransa’daki ağır insan hakları ihlallerinin gündeme getirildiğini ifade etti.
Bekayi, Fransız hükümetinin 5 ila 6 bin kişinin gözaltına alınması, öğrencilere yönelik şiddet uygulanması ve polislerin sınıflara girmesi konularını soruşturması gerektiğini vurguladı.
Nükleer tesislere saldırının ardından NPT üyeliğinin faydası sorgulanıyor
İran’ın Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’ndan (NPT) çekilmesi ihtimalinin gündeme gelmesinden duyulan ABD endişesine yanıt veren Bekayi, Washington’ın bu konudaki kaygılarının anlam taşımadığını belirterek, “İnsan kendi yaptığının sonuçlarından kaçamaz” mesajını verdi.
Bir ülkenin nükleer tesislerine saldırıldığı, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin buna karşı yeterli adım atmadığı, Avrupa ülkelerinin ise söz konusu saldırıları teşvik ettiği bir ortamda NPT üyeliğinin ne fayda sağladığının sorgulanmasının doğal olduğunu söyledi. Bekayi, yayılmanın önlenmesi rejimini zayıflatanların bu soruya yanıt vermesi gerektiğini ifade etti.
Bekayi, nükleer silahların yayılmasının önlenmesi rejiminin üç temel hedefi bulunduğunu hatırlattı: nükleer silahsızlanma, nükleer silahların yayılmasının engellenmesi ve nükleer enerjinin barışçıl amaçlarla kullanılmasının sağlanması. Ancak bugün bu üç alanda da ciddi sorunlarla karşı karşıya olunduğunu kaydetti.
İran diplomasiye bağlı kaldı; müzakere masasını havaya uçuran taraf eleştirilmeli
İran’ın çok sesli bir toplum olduğunu ve NPT’den çekilme konusunun ülke içinde tartışılmasının doğal karşılanması gerektiğini belirten Bekayi, yaşananların ve dini liderin nükleer silahların kullanımına ilişkin fetvasının da dikkate alınması gerektiğini söyledi.
İran’ın diplomasiye, savunma araçlarının kullanımı kadar önem verdiğini vurgulayan Bekayi, ülkesinin hiçbir şekilde suçlanmayı hak etmediğini ifade etti. İran’ın tüm diplomatik süreçlere iyi niyetle katıldığını belirten Bekayi, eleştirilmesi gereken tarafın müzakere masasını havaya uçuran ve önceki aşırı taleplerinde ısrar etmeyi sürdüren taraf olduğunu söyledi.
Bekayi, ABD’nin açıklamalarının mevcut koşullar ve yaşanan gelişmeler dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.
Sınır güvenliğini tehdit eden terör hareketlilikleri yakından izleniyor
Birleşik Arap Emirlikleri’nin terör örgütlerine destek verdiği yönündeki iddialara ilişkin soruyu yanıtlayan Bekayi, ülkenin doğusundaki terör örgütlerinin faaliyetlerinin dikkatle takip edildiğini belirtti.
İran’ın güvenlik, kolluk ve askeri birimlerinin her türlü girişime kararlılıkla karşılık verdiğini söyleyen Bekayi, ülke sınırlarında güvensizlik yaratılmasının İsrail rejimi ve ABD’nin planının bir parçası olduğuna inandıklarını ifade etti.
Bölge ülkeleriyle sürekli istişare halinde olduklarını belirten Bekayi, bir noktadaki güvensizliğin başka bölgelere de yayılabileceğini vurguladı. Terör örgütlerinin bu durumdan yararlanmasını önlemek amacıyla İran’ın hem kara hem de deniz sınırlarını paylaştığı komşu ülkelerle temaslarını sürdürdüğünü kaydetti.
Bekayi’den ABD’nin Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne yönelik tehdidine tepki: 1945 öncesinin güç düzenine dönüş
ABD’nin Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) yönelik yaptırım ve tehditlerinin, Navanethem Pillay’e Nobel Ödülü verilmesinden saatler sonra gündeme gelmesi ve mahkemeyi ortadan kaldırma tehdidinde bulunması hakkında konuşan Bekayi, İran’ın mahkemeye üye olmadığını ancak Roma Statüsü’nü imzaladığını hatırlattı.
Uluslararası ağır suçlarla mücadele fikrinin İran tarafından desteklendiğini belirten Bekayi, cezasızlıkla mücadelenin insanlık medeniyetinin kazanımlarından biri olduğunu söyledi. ABD’nin tutumunun mahkemenin kendisi tarafından değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Bekayi, Washington’ın bu adımını “gerici” olarak nitelendirdi.
Bekayi, söz konusu yaklaşımın 1945 öncesindeki, çıplak güce ve sorumluluk taşımayan güç kullanımına dayalı “orman kanunlarına” dönüş anlamına geldiğini belirtti. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Yunanistan’da kullandığı “sorumluluk taşımayan güç” ifadesine de atıfta bulundu.

yorumunuz