İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu üyesi Alaeddin Burucerdi, El Mayadin televizyonuna verdiği özel röportajda, ABD’nin yeniden bir hata yapma ihtimaline değinerek İran’ın füze stoklarının yüzde 50’den fazla arttığını ve savaşın iki yıl daha sürmesi durumunda bile bu stokların tükenmeyeceğini söyledi.
İran’ın füze ve insansız hava aracı (İHA) kapasitesini nükleer bombayla eşdeğer olarak nitelendiren Burucerdi, Tahran’ın zenginleştirilmiş uranyumunu teslim etmeyi kabul etmeyeceğini vurguladı.
Burucerdi, İran’daki bazı çevrelerin, ABD Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’na (NPT) bağlı kalmıyorsa İran’ın da bu antlaşmaya bağlı kalmasının fazla bir anlam taşımayacağını düşündüğünü belirtti.
Hürmüz Boğazı eski durumuna dönmeyecek
Hürmüz Boğazı’na ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Burucerdi, Umman’ın İran ile üzerinde anlaşmaya varılan yeni güzergâhı kabul ettiğini ve boğaza ilişkin ortak bir açıklama yapılmasının planlandığını, ancak ABD’nin baskılarının bu adımın atılmasını engellediğini söyledi.
Burucerdi, İran’ın petrol ihracatının engellenmesi durumunda bölgeden hiçbir petrolün ihraç edilemeyeceği uyarısında bulunarak, Hürmüz Boğazı’ndaki deniz taşımacılığı düzeninin artık eski haline dönmeyeceğini ifade etti.
Tahran’da düzenlenen dörtlü toplantıyı da son derece önemli olarak nitelendiren Burucerdi, toplantıyı ABD’nin bölgedeki başarısızlığının ardından ortaya çıkan olumlu bir gelişme olarak değerlendirdi.
3 ülkenin güvenlik heyetleri İran’a gelecek
Burucerdi, Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye’nin görüşmelerde bulunmak üzere güvenlik heyetlerini Tahran’a göndermeyi planladıklarını bildirdiklerini ve İran’ın bu girişimi memnuniyetle karşıladığını söyledi.
Dörtlü toplantının ilk adım olarak gerçekleştirildiğini belirten Burucerdi, görüşmede tarafların bakış açılarının olumlu bir atmosferde ele alındığını kaydetti. Toplantının, İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai’nin yönetiminde gerçekleştirildiğini ifade etti.
Burucerdi, bölge ülkelerinin güvenliklerini sağlama konusunda Washington’ın kapasitesine yönelik umutlarını kaybettiklerini ve bu nedenle genel politikalarını yeniden gözden geçirmeye başladıklarını söyledi.
Bölge ülkelerinin ABD’nin kendilerine güvenlik sağlayamayacağını anlamaları gerektiğini vurgulayan Burucerdi, İsrail ile ilişkiler kuran bazı ülkelerin hesaplarında yanıldığını ve bu hatanın sonuçlarının kendilerine geri döneceğini belirtti.
İranlı milletvekili, İran’a karşı yürütülen iki savaşın sonuçlarından birinin de ABD’nin bölgedeki üslerinin yok edilmesi olduğunu ifade etti.
Burucerdi ayrıca, İran’a yönelik terör saldırısının sonuçlarından birinin Avrupa’da hükümetlere karşı düzenlenen halk protestoları olduğunu savundu.
Lübnan’ın güvenliği İran’ın güvenliğinden ayrı değil
Röportajın bir diğer bölümünde Lübnan ile İran’ın güvenliği arasındaki bağlantıya dikkat çeken Burucerdi, İslam ülkelerinin kendi kapasitelerine güvenmelerinin zamanının geldiğini belirtti.
Burucerdi, İslam dünyasının bağımsız ve önemli imkânlara sahip olduğunu vurguladı.
ABD kamuoyunun tutumuna da değinen İranlı milletvekili, Amerikan halkının Donald Trump’a yönelik bakışının son derece olumsuz olduğunu ve bölge ülkelerinin yeni bir yol haritası oluşturmak için çaba göstermeleri gerektiğini ifade etti.
Katar’ın girişimlerini de değerlendiren Burucerdi, bu çabaların ABD ile koordinasyon içinde yürütüldüğünü belirterek, yaklaşan ABD seçimleri nedeniyle söz konusu girişimlerin sonuç vermesinin düşük bir ihtimal olduğunu söyledi.
Yemen krizinin çözüm anahtarı Suudi Arabistan’ın elinde
Yemen’deki krize ilişkin değerlendirmesinde Burucerdi, çözümün anahtarının İran’ın değil, Suudi Arabistan’ın elinde olduğunu belirtti ve Riyad yönetiminin politikalarını yeniden gözden geçirmesini umduklarını ifade etti.
Burucerdi ayrıca, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın Moskova ziyaretini son derece önemli olarak nitelendirdi ve Tahran ile Moskova arasındaki ilişkilerin önemine dikkat çekti.
yorumunuz