İran ile bir tarafta, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in yer aldığı diğer tarafta imzalanan iki haftalık ateşkesin üzerinden yedi gün geçti. Bu ateşkes, iyi niyetin değil, Batı-İsrail ittifakının 40 günlük askeri ve ekonomik çıkmazının sonucu olarak, Pakistan’ın aktif arabuluculuğu ve İslamabad’da yapılan yoğun müzakereler sonucunda sağlandı.
Şimdi, ateşkesin başlamasının üzerinden tam yedi gün geçmişken, anlaşmanın kırılganlığına dair işaretler belirginleşti: Amerika, İran limanlarında deniz ablukası uygulamaya başladı; İslamabad’daki görüşmeler 21 saat süren temasların ardından anlaşmaya varılamadan sona erdi ve Pakistan ikinci tur müzakereleri önerdi.
Bu rapor, sahadaki veriler ve Batılı kaynakların resmi raporlarına dayanarak, Washington ve Tel Aviv’in ateşkesi kabul etmesinin nedenlerini katmanlı biçimde analiz ediyor.
1. ABD‑İsrail ortak savunma sisteminin İran’ın katmanlı ve birleşik saldırıları karşısındaki yetersizliği
40 günlük çatışma boyunca İran, ilk kez “katmanlı füze‑İHA fırtınası doktrini”ni tamamen uyguladı: uzun menzilli balistik füzelerin (Hürremüşehr, Fettah, Heyberşenkan, Hac Kasım, Siccil), seyir füzelerinin ve binlerce intihar İHA’sının (Şahid‑136, Mücahir‑6, Araş) eşzamanlı fırlatılması.

İran, İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve ABD üsslerini hedef alarak binlerce mühimmat ateşledi; bu sayı bölgedeki füze savaşları tarihinde eşi görülmemiş bir düzeye ulaştı.
Temel veriler:
• Toplam mühimmat: Binlerce adet (yüzlerce balistik füze ve binlerce İHA; hedefler İsrail, ABD üsleri ve ABD’nin bölgedeki bazı ekonomik müttefiklerinin tesisleri).
• Doğrulanan isabetler: Petrol rafinerilerine, Nevatim ve Ramon hava üslerine, ABD’nin bölgesel komuta merkezine ve Kızıldeniz’deki bazı ABD muhriplerine doğrudan saldırılar.

• Engelleme oranı: Demir Kubbe, Arrow, Patriot ve THAAD sistemlerinin önleme performansı savaşın orta haftalarında ciddi şekilde düştü ve Batı’nın “aşılamaz teknoloji üstünlüğü” miti büyük ölçüde sarsıldı.

Bu saldırılar, ABD’nin günlük caydırıcılık maliyetini milyarlarca dolara çıkardı (önleyici füzeler, savaş uçaklarının yakıtı ve filo hareketliliği dâhil).
2. Savaşın ekonomik çöküşü; stratejik iflas nedeniyle ateşkes talebi
40 gün süren savaş yalnızca askeri değil, aynı zamanda kapsamlı bir ekonomik çatışmaya dönüştü. Dünya Bankası ve CSIS raporlarına göre, İsrail ekonomisi gayrisafi yurt içi hasılada ciddi bir daralma yaşarken, ABD’nin doğrudan askeri harcamaları on milyarlarca dolara ulaştı. İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatması ise küresel petrol ticaretini felce uğrattı.
Gizli bir raporda, savaşın sürmesinin Tel Aviv için ekonomik iflasa ve ABD’nin bölgedeki üslerinden zorunlu çekilmesine yol açabileceği uyarısında bulunulduğu belirtildi. Bazı uzmanlar, iki haftalık ateşkesin kabul edilmesinde bu uyarının belirleyici rol oynadığını ifade ediyor.
3. Pakistan’ın belirleyici rolü; gerçek caydırıcılığa sahip tek tarafsız seçenek
Pakistan, İran’la ortak sınır ve güvenlik iş birliği, ABD’ye yönelik stratejik bağımlılık (NATO dışı ana müttefik statüsü) ve nükleer caydırıcılık olmak üzere üç stratejik unsur sayesinde güçlü bir arabulucuya dönüştü. Başbakan Şahbaz Şerif ve Genelkurmay Başkanı Asım Munir, JF‑17 savaş uçaklarının eşlik ettiği uçuşlar ve iki aşamalı bir çerçeve önerisiyle ateşkesin önünü açtı.
İslamabad’daki ilk müzakere turu; ABD Başkan Yardımcısı J. D. Vance, özel temsilci ve İranlı yetkililer Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf ve Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi dahil ile gerçekleştirildi. Ancak 21 saat süren görüşmeler anlaşmaya varılamadan sona erdi.
Mevcut durum: Ateşkesin yedinci günü; kırılganlık, ABD ablukası ve ikinci senaryoya hazırlık
Yedi günün ardından ateşkes kırılganlığını koruyor:
ABD, İran limanları ve Hürmüz Boğazı için deniz ablukası ilan etti.
İran, ateşkesin bir parçası olarak görülen İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının tamamen durdurulması gerektiğini vurguluyor.
Pakistan, İslamabad’da ikinci tur müzakereleri önerdi. Donald Trump da önümüzdeki günlerde görüşmelerin yeniden başlayabileceği ihtimalini doğruladı.
İsrail, Hizbullah’a yönelik saldırılarını artırdı; İran ise bunu ateşkesin açık bir ihlali olarak değerlendiriyor.
Uzmanlar bu ateşkesi “taktiksel bir nefes alma” olarak tanımlıyor. Buna göre “Direniş Ekseni” yeni bir caydırıcılık düzeyi oluştururken, ABD ise kaybettiği itibarı yeniden inşa etmeye çalışıyor.
Bir dönemin sonu, yeni bir muammanın başlangıcı
Kırk günlük çatışmanın ardından gelen zorunlu ateşkes, tarafların askeri gerilimi sınırlamakta zorlandığını ortaya koydu. Pakistan, hem Katar hem de Umman’ın geleneksel rollerini aynı anda üstlenebileceğini göstererek bölgesel diplomasi için yeni bir merkez hâline geldi. Ateşkesin bitimine yedi gün kala dikkatler, İslamabad’da yapılması muhtemel ikinci tur görüşmelere çevrilmiş durumda. Bu sürecin, Batı Asya’nın güvenlik mimarisini, Hürmüz Boğazı’nın geleceğini ve ABD güçlerinin bölgedeki mevcudiyetini şekillendirebileceği değerlendiriliyor.
İran ise halk desteği ve füze İHA temelli caydırıcılık kapasitesine dayanarak mevcut güvenlik stratejisinin etkinliğini bir kez daha vurguladığını savunuyor.

yorumunuz