İran’ın Birleşmiş Milletler Daimî Temsilciliği Maslahatgüzarı Gulam Hüseyin Derzi, cuma günü New York’ta düzenlenen BM Güvenlik Konseyi’nin Orta Doğu ve Filistin konulu oturumunda yaptığı konuşmada, İsrail’in uluslararası hukuka ve BM Şartı’nın ilkelerine saygı göstermediğini defalarca kanıtladığını söyledi.
Filistin’deki durumun hâlâ vahim olduğunu vurgulayan Derzi, ilan edilen ateşkese rağmen İsrail’in cezasızlık içinde saldırılarını ve insan hakları ihlallerini sürdürdüğünü belirtti. Gazze’nin yıkım altında olduğunu, askeri saldırıların devam ettiğini ve Filistin halkının büyük acılar çektiğini ifade etti.
Derzi, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı yerleşim faaliyetlerini genişlettiğini, yerleşimcilerin şiddet ve terör eylemlerini artırdığını, Filistin topraklarını ilhak etmeyi ve Filistinlileri topraklarından mahrum bırakmayı amaçlayan hukuka aykırı uygulamalarını sürdürdüğünü kaydetti.
İranlı diplomat, saldırıların kalıcı olarak sona erdirilmesi, Gazze’deki ablukanın kaldırılması, kalıcı ateşkes sağlanması, İsrail işgal güçlerinin Gazze’den koşulsuz ve tamamen çekilmesi, insani yardımların ve yardım görevlilerinin bölgeye kesintisiz biçimde ulaştırılması gerektiğini vurguladı.
Derzi, Filistinlilerin haklarını dışarıdan dayatılan güvenlik gerekçelerine tabi kılan hiçbir Gazze düzenlemesinin meşru olamayacağını belirterek, Gazze’nin geleceğine ilişkin her türlü düzenlemenin Filistinlilerin doğal haklarını, bağımsızlığını ve kendi kaderini tayin hakkını eksiksiz biçimde gözetmesi gerektiğini söyledi.
Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkını kullanabilmesi, başkenti Kudüs olan, egemen ve bağımsız bir Filistin devleti kurabilmesi ve BM’ye tam üye olması gerektiğini ifade eden Derzi, işgal, yerleşim faaliyetleri, zorla yerinden etme ve Filistinlilerin haklarının ihlali sürdükçe kalıcı bir çözümün mümkün olmayacağını dile getirdi.
İsrail’in Lübnan ve Suriye’ye yönelik saldırıları
İsrail’in bölgedeki saldırılarına da değinen Derzi, Tel Aviv yönetiminin Lübnan’ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü her gün ihlal etmeye son vermesi, Lübnan topraklarından tamamen çekilmesi ve BM Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararına uyması gerektiğini belirtti.
Derzi, İsrail’in Suriye topraklarına yönelik askeri saldırılarını da sona erdirmesi, işgal altındaki Suriye Golanı ve diğer işgal bölgelerinden çekilmesi, Suriye’nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermesi gerektiğini kaydetti.
Uluslararası hukukun, özellikle uluslararası insancıl hukukun ağır ihlallerinden sorumlu olanların hesap vermesinin hem bir zorunluluk hem de hukuki bir yükümlülük olduğunu vurgulayan Derzi, İsrail’in son üç yılda Filistin, Lübnan, Suriye ve İran halklarına karşı soykırım, savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve saldırı suçu dahil ağır uluslararası suçlar işlediğini söyledi.
İran’a yönelik saldırılar uluslararası hukukun ihlalidir
Derzi, ABD ve İsrail’in İran’a karşı iki ayrı haksız ve gerekçesiz saldırı savaşı başlattığını belirterek, bunun BM Şartı’nın ve uluslararası hukukun temel ilkelerinin açık ihlali olduğunu ifade etti. Sivillerin ve hayati altyapının kasıtlı olarak hedef alınmasıyla tüm kırmızı çizgilerin aşıldığını ve savaş suçları işlendiğini savundu.
İranlı diplomat, saldırganların yanı sıra bu ağır saldırı ve suçları mümkün kılan, destekleyen veya kolaylaştıran herkesin uluslararası hukuk uyarınca tam olarak hesap vermesi gerektiğini söyledi.
BM Güvenlik Konseyi’ne çağrıda bulunan Derzi, Konseyin krizin temel nedenlerini ele almak, cezasızlığa son vermek, İsrail’i uluslararası hukuk ve ilgili BM kararları kapsamındaki yükümlülüklerine uymaya zorlamak ve Filistin halkına onlarca yıldır dayatılan adaletsizlikleri sona erdirmek için kararlı adımlar atması gerektiğini belirtti. Siyasi saiklerle hareket edilerek yapılan seçici kınamaların, uluslararası hukukun tutarlı, tarafsız ve kararlı biçimde uygulanmasının yerini almaması gerektiğini vurguladı.
İran’a yönelik “asılsız ve siyasi saiklerle ortaya atılan suçlamaları” reddeden Derzi, bu iddiaların gerçekleri kasıtlı olarak çarpıttığını, mevcut durumun temel nedenlerini göz ardı ettiğini ve saldırgan ile mağdurun rollerini tersine çevirmeye çalıştığını söyledi.
Hürmüz Boğazı’ndaki durumun nedeni ABD’nin saldırılarıdır
Hürmüz Boğazı ve Fars Körfezi’ndeki mevcut durumun, ABD ve İsrail’in 28 Şubat 2026’da başlattığı saldırı savaşının doğrudan sonucu olduğunu belirten Derzi, ABD’nin deniz ablukası da dahil olmak üzere sonraki yasa dışı ve saldırgan eylemlerinin de bu duruma yol açtığını ifade etti.
Derzi, söz konusu tarihten önce Hürmüz Boğazı’nın açık olduğunu ve deniz trafiğinin normal şekilde sürdüğünü hatırlattı. Bu saldırganlık karşısında sessiz kalan, ancak İran’ı suçlamak için acele edenlerin çifte standartlarını ve ikiyüzlü tutumlarını ortaya koyduğunu, bunun da Güvenlik Konseyi’nin itibarını zedelediğini söyledi.
İran’ın deniz ulaşımının emniyetini ve güvenliğini sağlamaya bağlılığını sürdürdüğünü vurgulayan Derzi, ülkesinin açık bir saldırganlığın mağduru olduğunu ve BM Şartı’nın 51. maddesi uyarınca egemenliğini, toprak bütünlüğünü, halkını ve hayati çıkarlarını korumak için doğal meşru müdafaa hakkını kullandığını belirtti.
Bu gerçeğin aksini ileri süren iddiaların tamamen asılsız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu kaydeden Derzi, Hürmüz Boğazı’nda normal ve güvenli deniz ulaşımının yeniden sağlanmasının tek uygulanabilir yolunun ABD’nin saldırılarını derhal ve kalıcı biçimde sona erdirmesi, saldırıların tekrarlanmayacağına dair güvenilir güvenceler vermesi, İran’ın egemenlik haklarına saygı göstermesi ve deniz ablukası dahil tüm yasa dışı zorlayıcı tedbirleri tamamen kaldırması olduğunu söyledi.

yorumunuz