İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, IRIB’in “Özel Haber Söyleşisi” programında verdiği röportajda İran İslam Cumhuriyeti ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki son müzakerelerin durumu ve Pakistan Ordusu Komutanı Mareşal Asim Munir’in Tahran ziyaretinin sonuçlarıyla ilgili soruları yanıtladı.
Ne zaman İran milletinin çıkarlarının karşılandığını hissedersek, o zaman bir anlaşmaya çok az mesafe kaldığını söyleyebiliriz
Dışişleri Sözcüsü, ABD Başkanı ve diğer Amerikalı yetkililerin müzakerelerin ayrıntılarıyla ilgili açıklamaları hakkında şöyle dedi:
“Amerikalı yetkililerin görüşleri hakkında bir yorum yapmıyorum. Biz kendi işimize odaklanmalıyız. Eğer dikkatimizi karşı tarafın medyatik söylemlerine yöneltirsek, bu bizim odaklanmamızı zora sokabilir. Ne zaman İran İslam Cumhuriyeti’nin çıkarlarının, İran milletinin hak ve menfaatlerinin bir anlaşma çerçevesinde dikkate alınıp karşılandığını hissedersek, işte o zaman bir anlaşmaya az kaldığını söyleyebiliriz. Bunun değerlendirilmesi, sistemin yetkili mercilerinin görevidir.”
İsmail Bekayi şöyle devam etti:
“Bizim Dışişleri Bakanlığındaki ve diplomasi kurumundaki görevimiz, bize iletilen talimatlar doğrultusunda hareket etmektir.”
“Dışişleri Bakanlığının karar oluşturma süreçlerinde çok önemli bir rolü ve etkisi vardır ve kendi uzmanlık görüşlerini iletmekle yükümlüdür. Ancak nihayetinde alınan kararlar doğrultusunda bunları takip etmekle görevliyiz ve bunu da ciddiyetle yapacağız. Bizim için önemli olan, ülkemizin belirlediği kırmızı çizgilere uyulması ve ülkenin çıkarlarının sağlanmasıdır. İşte bu sağlandığında, uygun şekilde duyurulacaktır: Bir uzlaşmaya yakın mıyız yoksa hâlâ mesafe var mı.”
Savaşın tamamen durması İran için çok önemlidir
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, müzakerenin aslında ayrıntılardan oluşan bir paket olduğuna işaret ederek şöyle belirtti:
“Müzakere; savaşın tamamen sona ermesi veya ‘savaşın bitirilmesi’ diye anılan konuya ilişkin çeşitli unsurlar içerir ve bunlar hakkında görüşmeler yapılmıştır. Yaptırımların kaldırılmasına yönelik on maddelik plan bizim için son derece önemlidir. Dayatılan savaş sırasında uğranılan zararların tazmini konusu özel bir öneme sahiptir. Ayrıca savaşın tamamen durduğundan emin olmak bizim için önemlidir. Ateşkes konusundaki tutumumuzda da gösterdiğimiz gibi, savaşın tüm cephelerde durması bizim için özel bir önem taşır.”
Sözcü şöyle devam etti:
“Bu hususlar tek ve bütüncül bir paket olarak görülmelidir ve hiçbir unsurunu diğerinden ayıramayız. Tüm bu konuları birlikte değerlendirmemiz gerekir ki ‘verilenler ve alınanlar’ arasında bir denge oluşsun.”
Artık müzakerelerin hiçbir bölümü veya konusu hakkında herhangi bir belirsizlik kalmamıştır
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Pakistan Genelkurmay Başkanı’nın son iki gündeki Tahran görüşmelerinin sonucuna dair şöyle dedi:
“Şunu söyleyebilirim ki Pakistan heyetinin son toplantısında, hangi alanlardaki mesafemizin giderildiği ve hangi konularda yaratıcı çözümlerle sınır ve ikili yöntemler üzerinden anlaşmazlıkları çözebileceğimiz çok daha net hale geldi. Aynı şekilde, hangi hususların bizim için gerçekten kırmızı çizgi oluşturduğu da daha açık ortaya çıktı. Ayrıntılara fazla girmeme izin verin, çünkü bu müzakereler hâlâ devam ediyor; ancak kesin olarak söyleyebileceğim şey şu ki artık müzakerenin hiçbir bölümü veya konusu hakkında bir belirsizlik yok.”
Sözcü şöyle devam etti:
“Tutumlarımız son derece açık bir şekilde ifade edildi; sadece Dışişleri Bakanlığı tarafından değil, Pakistan heyetinin Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Kalibaf ve askeri yetkililerle yaptığı görüşmelerde de her şey netti. Bunu şunun için söylüyorum: Son birkaç günün müzakereleri, önceki dönemlerden farklıydı. Önceki müzakereler nükleer konulara odaklıydı, ancak şimdi müzakereler savaşın sona erdirilmesine yönelik ve doğal olarak konuşulan konuların kapsamı daha geniş ve daha farklı; buna Hürmüz Boğazı meselesi de dahil.”
İsmail Bekayi şöyle vurguladı:
“Bu iki günlük müzakerelerin güçlü yanı, görüşlerin çok şeffaf ve ayrıntılı şekilde ortaya konmasıydı. Bu süreç devam ederken önümüzdeki günlerde ne olacağını görmemiz gerekecek.”
İslamabad’daki müzakere, İran Meclis Başkanı ile Amerika Birleşik Devletleri Başkan Yardımcısı arasında Pakistan’ın arabuluculuğuyla gerçekleştirildi
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Pakistan’daki müzakerelerin ayrıntıları hakkında yayılan söylentilerle ilgili şöyle dedi:
“İranlı müzakerecilerin kim olduğu tamamen belliydi ve Amerikan tarafı da netti. Dolayısıyla bunun dışında söylenen her şey —Amerikalı yetkililerin açıklamalarında da belirttiğiniz gibi— laf kalabalığından başka bir şey değildir.”
Sözcü şöyle devam etti:
“Müzakereler İslamabad’da Meclis Başkanı Kalibaf ile karşı taraf yani Amerika Birleşik Devletleri Başkan Yardımcısı arasında Pakistan’ın arabuluculuğuyla yapıldı. Bu konu tamamen açıktır. Bunun dışında, şu Amerikan yetkilisi şu İran yetkilisiyle görüştü ya da bir şey söyledi şeklinde ortaya atılan hiçbir iddianın gerçek bir temeli yoktur.”
Biz kesinlikle hiçbir zaman düşmana iyimser olmadık ve değiliz
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü bu söyleşinin devamında şöyle ekledi:
“Bu günlerde ülkemiz diplomatlarının ruh hâlini ifade etmek istersem, Malik Eşter’e hitaben Hz. Ali’nin sözlerinden bir bölüme başvururum. Orada şöyle buyuruyorlar: ‘Eğer düşmanın seni barışa çağırır ve Allah’ın rızası da onda olursa, onu reddetme; çünkü barış, ordunun rahatlığına, seni kederlerden uzaklaştırmaya ve ülkenin güvenliğine vesile olur. Ancak barıştan sonra düşmanından kesinlikle sakın ve uyanık ol; çünkü kimi zaman düşman, gafil bırakmak için kendisini yakın gösterir. Bu yüzden ihtiyatlı ve tedbirli ol ve düşmana iyimser bakma.’”
İsmail Bekayi şöyle devam etti:
“Bu kısa bölüm, bu günlerde hepimizin sahip olması gereken ruh hâlini yansıtıyor. Biz elbette bu bir yıl içinde ve bir bakıma son yirmi otuz yılda kazandığımız tecrübeleri çok pahalıya edindik ve elbette tüm bu tecrübeler gözümüzün önündedir.”
Sözcü şöyle vurguladı:
“Karşımızda kimlerin olduğunu biliyoruz; geçmişte defalarca verdikleri sözleri yerine getirmediklerini, sürekli tutum değiştirdiklerini ve makul olmayan, mantıksız taleplerde bulunduklarını biliyoruz. Ancak her hâlükârda bize düşen görev, güçlü, sağlam ve uyanık bir şekilde milletin hak ve menfaatlerini gözetmek, tutumlarımızı son derece açık ve kararlı ifade etmek ve aynı zamanda yaratıcı bir bakışla ülkemizin çıkarlarını sağlayacak bir yol bulmaktır. Nitekim belirttiğim gibi, biz kesinlikle hiçbir zaman düşmana iyimser olmadık ve şimdi, özellikle son kırk elli günün tecrübeleri ve yaşanan vahşilikler göz önünde bulundurulduğunda, bu kötümserlik ve şüphecilik her zamankinden daha fazladır.”
Müzakere heyeti işi, sistemin belirlediği talimatlar doğrultusunda yürütmektedir
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, İran heyetinin soğukkanlılıkla ve İran milletinin çıkarlarına ve haklarına tam bir odakla çalıştığını vurgulayarak şöyle dedi:
“Biz hiçbir şekilde dikkatimizin, İran milletinin maslahat ve menfaatlerinden başka yöne kaymasına izin vermemeliyiz. Bu hususlar, sistemin hiyerarşisi tarafından müzakere heyetine talimat olarak belirlenmiştir ve buna özen göstermeliyiz.”
Sözcü şöyle devam etti:
“Onların medyasında ve bazı Amerikan yetkilileri tarafından gündeme getirilen konuların hiçbirinin doğrulanabilir yanı yoktur. Örneğin belirtmek isterim ki İran’ın zenginleştirilmiş uranyumu hiçbir koşulda hiçbir yere aktarılmayacaktır. İran toprağı bizim için ne kadar önemli ve kutsalsa, bu konu da bizim için o kadar önemlidir.”
İsmail Bekayi şöyle dedi:
“Yüzde 60 zenginleştirilmiş uranyumun transferi, yani İran’ın zenginleştirilmiş uranyumunun Amerika’ya gönderilmesi, bizim tarafımızdan hiçbir zaman bir seçenek olarak gündeme getirilmemiştir. Nükleer dosyamızın bir kısmını oluşturan konuların çözümü için çeşitli seçenekler mevcuttur; ancak belirttiğim gibi, İran’ın zenginleştirilmiş materyalinin Amerika’ya aktarılması hiçbir zaman bir seçenek olmamıştır.”
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kalıcı olarak zenginleştirmenin askıya alınması konusuna gelince, bu tür iddiaların tümü müzakerecileri ve müzakere masasını etkilemek için başlatılmış bir medya kampanyasının parçasıdır. Biz diplomatlar ve müzakere heyetinin üyeleri kesinlikle bu algı operasyonlarından etkilenmeyeceğiz. Sistem tarafından belirlenen talimatlar doğrultusunda heyet çalışmalarını yürütmektedir ve bizim ölçümüz, İran milletinin maslahat ve haklarının sağlanmasıdır.”
Dışişleri Bakanının bugünkü tweet’i aslında ateşkes mutabakatı kapsamındaki İran taahhütlerinin uygulanmasıdır
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Dışişleri Bakanının Hürmüz Boğazı ile ilgili son tweet’i hakkında şöyle dedi:
“Sayın Erakçi’nin Hürmüz Boğazı hakkında paylaştığı tweet herhangi bir yeni mutabakat anlamına gelmez ve ateşkes mutabakatının çerçevesindedir. O mutabakatın bazı unsurları vardı ve bu unsurlardan biri çok net bir şekilde ateşkesin Lübnan’ı da kapsaması gerektiğiydi. Karşı taraf bunu kabul etmişti ve Pakistan Başbakanının tweet’inde de çok açık şekilde ifade edilmişti; ancak Amerika daha en başından bu konuda verdiği sözü tutmadı.”
İsmail Bekayi şöyle devam etti:
“Bizim için önemli olan, bu konunun hem İslamabad’da hem de sonrasında ciddiyetle takip edilmesiydi. İki gece önce Lübnan’da ateşkes sağlanması konusunda mutabakat oluştu ve bu gerçekleşti; dün gece Lübnan’da ateşkes ilan edildi. Biz de özellikle vurguluyorum, ateşkes mutabakatında yer alan taahhüt doğrultusunda, Hürmüz Boğazı’nda seyrüseferin açık olduğunu ilan ettik; ateşkesin üzerinde mutabık kalındığı bu dönemde, ateşkes mutabakatında belirtilen aynı çerçevede. Yani, Limanlar ve Denizcilik Kurumu tarafından açıklanan belirli güzergâhtan yapılan geçiş, ilgili İran makamlarının koordinasyonuyla ve yalnızca ticari gemilere mahsus olmak üzere.”
Sözcü şöyle ekledi:
“Bu unsurları dikkate alırsanız, Sayın Erakçi’nin bugünkü tweet’inin aslında İran’ın ateşkes mutabakatı kapsamındaki taahhütlerini yerine getirmesi olduğunu görürsünüz. Bu taahhüt, karşı tarafın Lübnan’daki ateşkese uymaması nedeniyle şimdiye kadar tam olarak uygulanmamıştı. Biz bunu açıkça ifade ediyoruz; çünkü karşı taraf Lübnan’daki ateşkese riayet etmedi ve biz de buna karşılık, Hürmüz Boğazı konusunda öngördüğümüz özel tedbirleri uyguladık.”
Düşman belirli niyetler ve hedefler peşindeydi ama başarısız oldu / Müzakereler İran’ın 10 maddelik paketi temelinde ilerledi
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, İran’ın 9 Esfand’dan itibaren Amerika ve Siyonist rejimin askerî saldırısıyla karşı karşıya kaldığını hatırlatarak şöyle dedi:
“Bu durum, diplomatik bir süreç içinde bulunduğumuz sırada gerçekleşti. Son bir yıl içinde ikinci kez, düşman belirli amaçlar ve hedefler doğrultusunda hareket etti fakat başarısız oldu. Abartısız söyleyebilirim ki milletimiz, vatan savunucuları ve tüm İranlılar öyle bir şekilde davrandılar ki düşmanlarımızın asla hayal edemeyeceği bir tablo ortaya çıktı. Tek cümleyle ifade etmem gerekirse, İran’a karşı yürütülen planı boşa çıkardılar.”
Sözcü şöyle devam etti:
“Yaklaşık 40 günün ardından, savaşın durdurulması konusunu gündeme getirdiler. Bizim için bu ateşkes, savaşın tamamen sona erdirilmesine ve ülkemizin savaş gölgesinden çıkmasına yönelik bir zemin anlamına geliyor. Yaklaşık bir yıl önce, haziran ayından itibaren başlayan olayların tekrarlanması bizim için kabul edilebilir değil.”
İsmail Bekayi şunları söyledi:
“Bu süre içinde, ateşkesten bu birkaç gün geçtiği dönemde çok sayıda mesaj teati edildi.ateşkeste varılan mutabakata yol açan gelişmelerin ardından, bir müzakere turu İslamabad’da gerçekleşti. İki gün sonra da Sayın Asim Munir’in Tahran’da bulunmasıyla bu görüşmeler devam etti.”
Sözcü, bu müzakerelerin İran’ın öngördüğü paket, yani 10 maddelik paket temelinde ilerlediğini belirterek şöyle dedi:
“Doğaldır ki her müzakere iki taraflıdır ve Amerikan tarafı da hem medyada hem müzakerelerde kendi görüş ve taleplerini dile getirmiştir. Biz bu aşamada, İran milletinin hak ve çıkarlarını temin etmek için tüm gücümüzle çaba gösteriyoruz. Bugünkü diplomasi, son 40 gün boyunca vatan savunucularının yürüttüğü mücadelenin devamıdır; biz, millet adına onların sahada yaptığını diplomasi sahasında sürdürüyoruz.”

yorumunuz