Trump'ın rakibi Trump'tan önde seçim yarışını tamamlayacak

Mehr Haber Ajansı'na konuşan Uluslararası Politika Araştırmacısı Dr.Özdemir Akbal "Tıpkı geçen seçimde olduğu gibi Trump'ın rakibinin Trump'tan önde seçim yarışını tamamlayacağını söylemek mümkün" dedi.

ABD'de başkanlık ve kongre seçimlerinin süreci koronavirüs salgını nedeniyle heyecansız bir şekilde devam ediyor. ABD'de seçmenler 3 Kasım 2020'de sandık başına gidecek ve aynı gün, 435 sandalyeli Temsilciler Meclisi'nin tamamı için de oy kullanılacak. Ayrıca, Senato'nun 100 sandalyesinin 33'ü içinde seçmen oy kullanmış olacak. Birçok eyalette valilik ve eyalet meclisi seçimleri de yapılacak. 

ABD’de Quinnipiac Üniversitesi tarafından açıklanan anket, Demokrat aday Joe Biden'ın Cumhuriyetçi Donald Trump'a karşı oylarını daha da artırdığını açıkladı. Böyle bir duruma bakıldığında da akla gelen ilk soru sudur: Biden'in başkan seçildiği taktirde ABD'nin İran ile Türkiye karşı nasıl bir siyaset uygulayacak?

Mehr Haber Ajansı konuyla ilgili Uluslararası Politika Araştırmacısı Dr.Özdemir Akbal ile bir röportaj gerçekleştirdi. 

İşte DDr.Özdemir Akbal'ın Mehr'e verdiği yanıtlar:

1- Koronavirüs nedeniyle ABD’de başkanlık seçimleri heyecansız bir şekilde devam ediyor. Ama Trump ile Biden arasındaki sıkı rakabeti de görebiliyoruz. Trump hükümetinin koronavirus mücadesindeki başarısız tedbirleri ile ülkedeki ırkçılık karşıtı protestolara bakıldığında sizce Trump’ın kazanma şansı var mı?

Son gelen verilere göre Joe Biden'ın Donald Trump karşısında 10-15 puan önde olduğu belirtiliyor. Sadece bu denli geniş bir puan aralığına dair yapılan tanımlamalar bile aslında seçim anketlerinin isabetsizliği konusunda bir fikir verebilir. Çok çeşitli anketler birbirinden farklı sonuçları ortaya koyuyor. Şunu net bir şekilde belirtmek mümkün ki Kovid-19 salgını ve Trump'ın bu hussusta izlediği politika genel olarak Amerikan seçmeninde bir memnuniyetsizlik yaratmış durumda. Buna ek olarak Trump'ın genel politikalarının onaylanması konusunda da bir menuniyetsizlik mevcut. Ancak Hillary Clinton-Donald Trump yarışı dikkate alındığında anketlerin Clinton lehine bir sonucu ortaya koyduğunu ve hatta seçimler sonucunda da Clinton'ın 65, 853, 514 ve Trump'ın da 62,984,828 oy aldınığını ancak Amerikan seçim sisteminin iki kademeli yapısı dolayısıyla Trump'ın seçiciler delegeleri konusunda önde olması dolayısıyla başkan olduğunu da unutmamak gerekir. Yani Trmup zaten geçen seçimlerde de popüler oylar konusunda rakibine nazaran gerideydi. Bu noktada seçiciler delegelerini oluşturacak kritik eyaletlerin anket sonuçlarını bir müddet daha izlemek daha net bir ifadeyi ortaya koymayı mümkün kılmakla birlikte oy sayısı ve oranı açısından tıpkı geçen seçimde olduğu gibi Trump'ın rakibinin Trump'tan önde seçim yarışını tamamlayacağını söylemek mümkün.

2- Biden’in başkanlık koltuğunu kazandığı taktirde Amerika- İran ilişkilerinde nasıl bir seyir izlenecek. Yani Biden Trump’ın İran karşı uyguladığı hangi politikaya başvurmayacak?

Öncelikle şunu unutmamak gerekiyor ki Joseph Biden daha önceki ABD Başkanı Barack Obama'nın yardımcısıydı. P5+1 anlaşması konusunda Obama hükümetinin de İran'ın nükleer silah sahibi olamayacak seviyede santrifüjlerin kısıtlanması ve diğer teknolojinin kontrol altına alınması şartıyla İran'ın muhtaç olduğu insanı yardımların karşılanması hususunda bir sorun yaşanmayacağını gösteren bir politika yürüttüler. İşin doğrusu İran'ın nükleer silah elde etme çabasının engellenmesi Amerikan hükümetleri açısından bir kırmızı çizgidir. Yani hiçbir Amerikan hükümeti ister Demokrat ister Cumhuriyetçi olsun İran'ın nükleer silah sahibi olacağı bir programı onaylamaz. Bu noktada Biden'ın ABD başkanı olması ile Trump'ın ABD başkanı olması arasındaki fark söylem sertliği ve insani içeriğe sahip çocuk mamalarının, çeşitli ilaçların temini çerçevesinde bir esneklik gösterilmesi dışında olağanüstü bir yumuşanın ortaya çıkması beklenmemeli. Bu hususa dayalı olarak ABD temsilcileri ile İran temsilcileri tarafsız bir ülkede görüşme bile gerçekleştirse mesele İran'ın nükleer silah eldetmesinin engellemesi konusuna gelince yine geleneksel Amerikan dış politika yaklaşımı devreye girerek başkanlardan bağımsız olarak bu durumun karşısında durulmasının sürdürülmesine gelecektir.

3- Son zamanlarda Trump’ın başkanlık seçimlerinden çekileceği öne sürülüyor. Bu iddalar ne kadar doğru olabilir?

Trump'ın gelen anket sonuçlarından memnun olmadğı aşikar. Buna ek olarak ilk sorunuzda belirttiğim gibi Trump aslında Amerikan seçim sisteminin bir cilvesi sonucu şu an için başkanlık koltuğunda oturuyor. ABD politikasını yakından takip edenler Clinton-Trump yarışında sonuçların açıklanmaya başlandığı ilk dakikalarda Trump'ın seçimlere hile karıştığı iddiası ile sonuçlara itiraz edeceğine dair bir açıklama yapıldığını hatırlayacaktır. Dolayısıyla zaten seçiciler delegeleri (electoral college) sonuçları ile başkanlık koltuğunda oturduğu Amerikan devlet sistemi ile ciddi sorunlar yaşadığı hatta kendi kurduğu yönetim takımını bile sık sık değiştirerek bu günlere geldiği dikkate alınacak olursa Trump'ın muhtemel sonuçlardan daha şimdiden memnun olmadığı ortada. Ancak seçimlerden çekilmesi kendisinin itibarı açısından hayli zedeleyeci olacağı için çok önemli bir sağlık sorununu bahane göstermediği takdirde bunu yapması hayali güç.

4- Foreign Affairs’te yayımlanan “Why America Must Lead Again: Rescuing U.S. Foreign Policy After Trump” başlıklı makalesinde İran meselesi ile ilgili de önemli açıklamalarda bulunan Joe Biden ABD’nin müzakere ettiği bir anlaşmadan çekilmesinin güvenirliğine gölge düşürdüğünü yazmıştı. Bu açıklama ne anlama geliyor ve ne kadar inandırıcı. Biden nükleer anşlaşmaya dönmek istiyor mu?

Biden tecrübeli, politik ve diplomatik birikimi olan biri. Bu ölçekten bakıldığında müzakere edilen bir antlaşmadan çekilmenin doğru olmadığını söylerken aynı zamanda İran'ın nükleer programının destekleneceği ya da görmezden gelineceğini belirtmiyor. İran'ın nükleer tesislerini hedef alan Flame virüsünün Obama döneminde üretildiğini Hürmüz Boğazı krizinin yine aynı dönemde ortaya çıktığını görmeden gelmek mümkün olamaz. Bu yüzden aslında sık sık dikkat çekmeye çalıştığım Amerikan devlet politikası ve bu anlayıştan doğan dış politikalarının devam ettiğini göreceğiz. Buradaki farklılık ise Biden'ın başkan seçilmesi durumunda daha politik ve diplomatik bir söylemin kullanılmasından ibaret olacaktır.

5- Geçen hafta Demokratlar 2020 Belgesi ile dış politika vizyonlarını açıkladı. Bu 80 sayfalık manifesto İran devletinin davranış ve politikasının değiştirilmesinden yana olan iktidardaki ABD hükümetinin tutumuna bağdaşmıyor. Sizce Biden İran’la diyalog kurmak mı istiyor ?

Biden'ın seçilmesi durumunda tarafsız bir ülkede muhtemelen de bir Arap Yarımadası devleti olacaktır bu tarafsız ülke, Amerikalı diplomatlarla, İranlı diplomatların temas kurma ihtimali hayli yüksek. Ancak bu masaya oturma hali İran'ın faaliyetlerinin Amerika tarafından görmezden gelineceği yahut bu faaliyetlere onay verileceği anlamını taşımayacaktır. Bu daha çok Obama döneminde ortaya konan ve aslında Amerikan geleneksel dış politikasının yumuşak konuş ve büyük bir sopa taşı şeklinde özetlenebilecek olan bir yandan rızaya dayalı iknayı muhatap ülkeye yönlendirirken diğer yandan da aslında sahip olunan güç kullanımı ile bunun zorlanabileceği görüntüsünü çizen bir politika tanımından kaynaklanıyor. Dolayısıyla bu politik tavrın ortaya çıkışı ABD-İran ilişkilerinin ABD'nin nükleer silah ve İran'ın Şii Ekseni gibi iddialarını ortadan kaldıracağı bir şekle bürünmekten ziyade ABD'nin daha sözde barışçı bir yaklaşımla diplomatik girişimlerle sorunu çözme niyetini deklare etmesinden ibaret. Şunu unutmamak gerekir ki Suriye'de olayların başladığı dönemde iktidarda olan Obama idaresi ki bu takımda Biden da vardı Esad'ın gitmesi gerektiğini İran'ın bölgedeki nüfuzunun engellenmesi için de talep etmiştir.

6- Türkiye ABD başkanlık seçimlerinde Trump’ın kazanmasından yana mı yoksa Biden’in kazanmasınımı istiyor? 

Bu sorunun resmi muhataba Türk Dışişleri Bakanlığından bir temsilcidir. Ancak ben bir uluslararası politika alanında çalışan bir akademisyen olarak Türk dış politikasının ve Türk-Amerikan ilişkilerinin Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bekası ve çıkarları çerçevesinde yürütülmesi gerektiğini bunun da herhangi bir kişinin başkanlık koltuğuna oturmasından ziyade Türkiye Cumhuriyeti Devletinin faaliyet alanlarında çıkarları ve bekasını koruma çerçevesinde politika uygulaması ile mümkün olacağı kanaatine sahibim.

7- Biden’in Türkiye’ye karşı macerali bir siyaseti vardı. Hatta geçenlerde yaptığı bazı açıklamalardan dolayı 2 kez Türkiye’den özür dilemişti. Peki Biden’in başkan olduğu halde Türkiye’e karşı nasıl bir politika izleyecektir?

Aslında ne Trump, ne Biden ne de herhangi bir başka başkanın şahsi pozisyonları iki ülke ilişkilerinin genel seyri açısından fazla bir önem arz etmemektedir. Zira bu noktada iki tarafın çıkarlarının uyuşması durumunda birlikte hareket etme uyuşmadığı durumda da çıkarların çatışabildiği artık uluslararası politikayı son derece amatör bakış açısıyla sevgi-nefret tanımı ile ortaya koymaya çalışan bakış açısına sahip şahıslar tarafından bile açık ve net bir şekilde anlaşılmış durumadır. Dolayısıyla devlet çıkarları uyuştuğu takdirde birlikte hareket edilecek uyuşmadığı takdirde de her zaman olduğu gibi elbette karşılıklı ihtilaflar orataya çıkacaktır.

Muhabirler:

Azer MAHDAVAN

Roya FEREYDUNİ

News Code 1888278

Ekler

yorumunuz

You are replying to: .
  • 1 + 7 =