Devlet televizyonunda katıldığı özel programda konuşan İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, son savaşın boyutlarına değinerek, yaşananları İslam Devrimi sonrası İran'ın karşı karşıya kaldığı en önemli müzakere ve çatışma süreçlerinden biri olarak değerlendirdi.
Galibaf, nükleer müzakereler ve Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (KOEP) yıllardır ülkenin siyasi gündeminde yer aldığını belirterek, son bir yılda yaşanan savaş ve buna bağlı diplomatik gelişmelerin ise çok daha farklı özellikler taşıdığını ifade etti.
Çatışmanın jeopolitik boyutuna dikkat çeken Galibaf, dünyanın en büyük askeri ve ekonomik gücü olan ABD ile nükleer kapasiteye sahip İsrail'in İran İslam Cumhuriyeti'nin karşısında yer aldığını söyledi.
Galibaf, bunun yalnızca askeri bir mücadele olmadığını, ekonomik, siyasi ve teknolojik alanlarda da sürdürülen kapsamlı bir karşılaşma olduğunu belirterek, "Bir tarafta küresel hegemonya anlayışı, diğer tarafta ise tevhid eksenli ve hak cephesini temsil eden bir yaklaşım vardı." dedi.
ABD ve İsrail'in belirli hedeflerle savaşa girdiğini ancak bunların hiçbirini gerçekleştiremediğini savunan Galibaf, bu nedenle İran'ın söz konusu mücadeleden galip çıktığını belirtti
Karşı tarafın askeri, ekonomik ve teknolojik üstünlüklerine rağmen hedeflerine ulaşamadığını dile getiren Galibaf, ortaya çıkan sonucun bunu açık biçimde gösterdiğini söyledi.
Müzakere konusuna da değinen İran Meclis Başkanı, müzakereye karşı olmadığını ancak bunun nasıl yürütüldüğünün önemli olduğunu vurguladı.
"Müzakere, ulusal çıkarları koruyan bir mücadele yöntemi olduğunda anlam kazanır." diyen Galibaf, mevcut sürecin geçmiş dönemlerden farklı olarak sahadaki başarılar ve ulusal güç üzerine kurulduğunu ifade etti.
İran Silahlı Kuvvetleri'nin tüm imkân eşitsizliklerine rağmen gücünü ortaya koyduğunu söyleyen Galibaf, İran halkının da bu kapasiteyi yakından gördüğünü belirtti.
Müzakerelerde ne teslimiyetin ne de slogancı yaklaşımların yeri olduğunu dile getiren Galibaf, görüşmelerin sahadaki gerçekler, ulusal güç ve ülke çıkarları temelinde yürütülmesi gerektiğini kaydetti.
Lübnan'daki gelişmelere de değinen Galibaf, Lübnan halkına, özellikle de Şiilere ve Hizbullah'a teşekkür edilmesi gerektiğini söyledi.
İsrail saldırılarına karşı direnen Lübnanlıların ağır bedeller ödediğini belirten Galibaf, binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini ve Lübnan direnişinin uzun süre düşman saldırıları altında kaldığını ifade etti.
Bugün diplomasi alanında elde edilen sonuçların da bu ulusal güçten kaynaklandığını savunan Galibaf, bölge halklarının İran'ın gücünü ve itibarını İslam dünyası açısından bir gurur kaynağı olarak gördüğünü söyledi.
Bu başarıların öncelikle İran liderliğinin yönlendirmeleri, halkın direnişi ve silahlı kuvvetlerin fedakârlıkları sayesinde elde edildiğini ifade eden Galibaf, müzakere heyetinin de diplomasi yoluyla bu kazanımları kalıcı hale getirmeye çalıştığını belirtti.
Galibaf, müzakerelerin ancak güç pozisyonundan yürütüldüğünde anlamlı olduğunu vurgulayarak, İran'ın haklarını savunma konusunda kararlı olduğunun karşı tarafça bilinmesinin diplomasiye etkinlik kazandıracağını söyledi.
İran'ın uluslararası hukuk ve kurallara bağlı olduğunu belirten Galibaf, buna karşın ülkenin hak ve çıkarlarının göz ardı edilmesine izin vermeyeceklerini ifade etti.
Konuşmasında Hürmüz Boğazı'nın stratejik önemine de değinen Galibaf, küresel enerji ticaretindeki rolü nedeniyle bu su yolunun öneminin son yıllarda daha da arttığını söyledi.
Uluslararası hukuk çerçevesinde kıyıdaş ülkelerin belirli sorumluluk ve yetkilere sahip olduğunu belirten Galibaf, İran'ın da bu bölgedeki rolünü yasal hakları temelinde sürdürdüğünü kaydetti.
Galibaf, görüşmelerin ekonomik boyutuna ilişkin olarak ise İran'ın mali kaynaklara erişimi ve ekonomik işlemlerin kolaylaştırılması konularının müzakerelerde önemli yer tuttuğunu söyledi.
Meclis Başkanı varılan mutabakatın yalnızca nakit para erişimini değil, mal tedariki, yatırım ve ekonomik faaliyetleri mümkün kılacak kredi hatları ve finansal mekanizmaların oluşturulmasını da içerdiğini ifade etti.
İran'ın yükümlülüklerini "adım karşılığı adım" ilkesi çerçevesinde yerine getireceğini belirten Galibaf, karşı tarafın taahhütlerini uyguladığı ölçüde İran'ın da yükümlülüklerini yerine getireceğini söyledi.
Karşı tarafın anlaşmalara uymaması veya yükümlülüklerini ihlal etmesi halinde İran'ın da buna uygun karşılık vereceğini belirten Galibaf, müzakerelerde temel ilkenin ulusal çıkarların korunması olduğunu vurguladı.
Galibaf, İran'ın hiçbir zaman tek taraflı yükümlülükleri kabul etmeyeceğini ve tüm adımların karşılıklı uygulama esasına göre atılacağını sözlerine ekledi.
yorumunuz