26 Ağu 2026 12:40

İran: BM Güvenlik Konseyi ABD’nin tek taraflı zorlayıcı eylemlerini kınamalı

İran: BM Güvenlik Konseyi ABD’nin tek taraflı zorlayıcı eylemlerini kınamalı

İran’ın BM Daimi Temsilci Yardımcısı Darzi, Güvenlik Konseyi’ne ABD’nin tek taraflı zorlayıcı tedbirlerini kesin şekilde kınaması ve reddetmesi çağrısında bulundu.

İran’ın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilci Yardımcısı Gulam Hüseyin Darzi, Salı günü ABD’nin doğu saatiyle gerçekleştirilen BM Güvenlik Konseyi toplantısında, çatışmalar, gıda güvenliği ve Güvenlik Konseyi’nin gıda krizlerinin azaltılmasındaki rolü hakkında konuştu.

Darzi, silahlı çatışmaların açlık ve gıda güvensizliğinin temel nedenlerinden biri olmaya devam ettiğini belirterek, saldırganlık, işgal, hukuka aykırı zorlayıcı tedbirler ve sivil altyapının kasıtlı olarak tahrip edilmesi gibi temel nedenlerle mücadele edilmeden bu sorunların çözülemeyeceğini söyledi.

İranlı diplomat, Güvenlik Konseyi’nin 2018 tarihli 2417 sayılı kararının, sivillerin savaş yöntemi olarak aç bırakılmasını ve insani yardıma erişimin engellenmesini kınadığını hatırlattı. Gazze’de İsrail’in Filistin halkına yönelik savaşının, sivillerin ve sivil altyapının kasıtlı olarak hedef alınması ve açlığın bir silah olarak kullanılması dahil olmak üzere uluslararası insancıl hukukun ağır ihlalleriyle birlikte yürütüldüğünü savundu.

Darzi, bu suçların boyutuna rağmen ABD’nin siyasi desteği ve engellemeleri nedeniyle Güvenlik Konseyi’nin Şart kapsamındaki sorumluluklarını yerine getirmekte ve hesap verebilirliği sağlamada defalarca başarısız olduğunu ifade etti.

“Hürmüz’deki istikrarsızlığın kökeni ABD ve İsrail’in savaşıdır”

İran’ın BM temsilci yardımcısı, Hürmüz Boğazı üzerinden deniz ticareti ve gemi taşımacılığındaki istikrarsızlık ve aksaklıkların temelinde ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırgan savaşının bulunduğunu söyledi.

Darzi, söz konusu savaşın BM Şartı ve uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu belirterek, “Bu saldırıdan önce Hürmüz Boğazı üzerinden ticari deniz taşımacılığı herhangi bir aksama olmadan gerçekleştiriliyordu.” dedi.

ABD ve İsrail’in 28 Şubat 2026’da İran’a karşı hukuka aykırı bir saldırı savaşı başlattığını öne süren Darzi, bunun bölgesel ve uluslararası barış ve güvenlik açısından ağır ve geniş kapsamlı sonuçlara yol açtığını söyledi.

İranlı diplomat, saldırıların İran’ın lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamaney’in yanı sıra çok sayıda üst düzey İranlı yetkilinin ve aralarında yüzlerce kadın ve çocuğun da bulunduğu 3 bin 400’den fazla sivilin şehit olmasına yol açtığını ileri sürdü.

Darzi ayrıca, 17 Haziran’da imzalanan İslamabad Mutabakatı’nın ABD’yi İran’a karşı tehdit veya güç kullanmaktan açıkça men ettiğini belirterek, Washington’ın 27 Haziran 2026’da İran’a yönelik yeni bir askeri saldırı başlatarak bu mutabakatı esaslı şekilde ihlal ettiğini savundu. Bu saldırılarda 60’tan fazla sivilin öldüğünü, 630’dan fazla kişinin yaralandığını ve havalimanları, köprüler, ulaşım altyapısı, gemiler, arama-kurtarma tesisleri ve meteoroloji tesislerinin kasıtlı olarak hedef alındığını söyledi.

"İran’dan ekonomik abluka uyarısı"

Darzi, sorumluluğun yalnızca saldırganlara ait olmadığını belirterek, askeri operasyonlara üs, lojistik veya istihbarat desteği sağlayan ya da hava sahasına erişim sunan ülkelerin de uluslararası hukuk kapsamında sorumlu tutulması gerektiğini ifade etti.

ABD’nin uluslararası hukuka yönelik “tam bir kayıtsızlık” sergilediğini savunan Darzi, ABD’nin İran’a deniz ablukası uygulamasının ve İran ticaret gemilerine uluslararası sularda saldırmasının İran’ın egemenliğinin, seyrüsefer özgürlüğünün ve uluslararası deniz hukuku kurallarının ağır ihlali olduğunu söyledi.

Darzi, ABD Merkez Komutanlığı’nın (CENTCOM) 12 Ağustos’ta 59 ticari geminin rotasının ABD güçleri tarafından değiştirildiğini, üç geminin etkisiz hale getirildiğini ve iki gemiye çıkıldığını kamuoyuna açıkladığını belirtti.

İranlı diplomat, bu eylemlerin yanı sıra ABD Hazine Bakanı tarafından 24 Ağustos 2026’da açıklanan sözde “ekonomik dışlama” operasyonunun İran halkına ekonomik abluka uygulamayı amaçladığını savundu. Darzi, bu politikaların gıda, enerji, ticaret ve temel ihtiyaçlara erişimi baskı ve savaş aracı haline getirdiğini söyledi.

“Güvenlik Konseyi ABD’nin tek taraflı zorlayıcı tedbirlerini kınamalı”

Darzi, söz konusu eylemlerin güvenlik veya seyrüsefer özgürlüğü gerekçesiyle meşrulaştırılamayacağını belirterek, ABD’nin uygulamalarının temel insan haklarını, egemen eşitlik ilkesini, içişlerine müdahale etmeme ilkesini ve seyrüsefer özgürlüğünü ihlal ettiğini söyledi.

İran’ın BM temsilci yardımcısı, Güvenlik Konseyi’ne ABD’nin tek taraflı zorlayıcı tedbirlerini kesin şekilde kınaması ve reddetmesi çağrısında bulundu.

Tüm devletlere de ABD’nin, ülkeleri kendi politikalarına uymaya ve egemenlik haklarından vazgeçmeye zorlamak amacıyla tek taraflı zorlayıcı tedbirleri ülke sınırları dışında uygulamasını reddetmeleri çağrısında bulundu.

“İran tüm yasal yollardan hakkını arama hakkını saklı tutuyor”

Darzi, İran’ın hesap verebilirliğin sağlanması, tazminat ve haklarının elde edilmesi amacıyla mevcut tüm yollara başvurma hakkını saklı tuttuğunu belirtti.

İran’ın ABD’nin devam eden saldırgan ve hukuka aykırı eylemleri karşısında uluslararası hukuk uyarınca meşru müdafaa hakkını bir kez daha vurguladığını söyleyen Darzi, İran’ın attığı adımların “yasal ve savunma niteliğinde” olduğunu savundu.

İran’ın Hürmüz Boğazı’na kıyıdaş bir ülke olarak, topraklarına ve egemenliğine yönelik saldırılara karşı gerekli önlemleri alma konusunda uluslararası hukuk çerçevesinde meşru hakka sahip olduğunu belirten Darzi, bunun aksini öne süren iddiaların hukuki bir dayanağının bulunmadığını söyledi.

Darzi, bölgede barış, istikrar ve güvenli deniz taşımacılığının yeniden sağlanmasının tek sürdürülebilir yolunun saldırganlığın sona erdirilmesi, İran’ın egemenliği ve toprak bütünlüğüne tam saygı gösterilmesi, hukuka aykırı deniz ablukaları ve tek taraflı zorlayıcı tedbirlerin kaldırılması ve yeni bir saldırının tekrarlanmasını önleyecek güvenilir güvenceler verilmesi olduğunu ifade etti.

Hürmüz Boğazı’na ilişkin herhangi bir düzenlemenin ise yalnızca boğaza kıyıdaş ülkeler olan İran ve Umman tarafından oluşturulması, düzenlenmesi ve yönetilmesi gerektiğini vurguladı.

Darzi konuşmasının sonunda, bazı üyelerin Hürmüz Boğazı içinde ve çevresinde deniz ticareti ve seyrüseferde yaşandığını öne sürdüğü aksaklıklara ilişkin İran’a yönelik iddiaları kesin bir dille reddetti. Bu suçlamaların mevcut krizin temel nedenlerini görmezden geldiğini, İran’a yönelik hukuka aykırı saldırıyı göz ardı ettiğini ve sorumluluğu saldırgandan mağdura kaydırmaya çalıştığını söyledi.

News ID 1938147

Ekler

yorumunuz

You are replying to: .
  • captcha