Mehr Haber Ajansı: Sydney’deki Bondi Plajı’nda sivillerin bir araya geldiği bir etkinliğe düzenlenen ve çok sayıda kişinin ölümüne ve yaralanmasına yol açan silahlı saldırı, şiddetle kınanmaktadır. Dünyanın herhangi bir yerinde, din veya kimliklerine bakılmaksızın sıradan insanları hedef almak, insani ilkelerin ve uluslararası hukukun açık bir ihlalidir ve bunun hiçbir gerekçesi olamaz. Ancak, bu saldırıyı kınamak, Batı medyasının olaya yaklaşımını eleştirmemizi engellememelidir. Özellikle Filistin’deki sivillere yönelik şiddet karşısında medyanın sessiz kalması veya seçici davranmasıyla bu tepkileri karşılaştırmak önemlidir.
Şiddetin Kınanması: Ayrım Gözetmeksizin
Vurgulanması gereken temel noktalardan biri, şiddetin, özellikle de sıradan insanları hedef aldığında, tüm biçimleriyle ve her coğrafyada kınanması gerektiğidir. Hiçbir ideal, slogan veya iddia sivillerin öldürülmesini meşrulaştıramaz; bu ilke tüm analizlerin ortak temeli olmalıdır. Sydney’deki saldırı, ne bir “protesto” ne de bir “siyasi mesaj” içeriyordu; aksine, sıradan insanların hayatına son veren kör ve yıkıcı bir eylemdi. Bu noktayı vurgulamak önemlidir, çünkü Batı medyasının ve hükümetlerinin sonraki eleştirileri, bu saldırının kınanmasından şüphe duymaları anlamına gelmez ve bu şekilde yorumlanmamalıdır.
Kınama ve Eleştiri: İki Paralel Yol
Olayın özünü kınamak, Batı medyasının olay etrafında oluşturduğu anlatıyı tamamen kabul etmek anlamına gelmez; bu iki konu birbirinden ayrılmalıdır. Sydney’deki Yahudi etkinliğine yapılan saldırıdan sonraki ilk saatlerde, Batı ana akım medyası “ulusal şok”, “topluma yönelik tehdit” ve “dayanışma ihtiyacı” gibi temaları öne çıkararak güçlü bir duygusal atmosfer yarattı. Bu çerçeve, kurbanlara duyulan sempati açısından anlaşılabilir olsa da, seçici bir model haline geldiğinde sorunlu hale gelir. Asıl soru, aynı medyanın, özellikle Filistin’de meydana gelen diğer insanlık trajedileri karşısında aynı düzeyde hassasiyet, sempati ve kapsamlı habercilik uygulayıp uygulamayacağıdır; bu sorunun cevabı, meşru medya eleştirisinin temelini oluşturur.
Kurbanların Temsilinde Çifte Standartlar
Batı medyasındaki en belirgin çelişkilerden biri, Avustralya’daki Sydney olayının kurbanları ile Filistin’deki şiddet kurbanlarının ele alınış biçimi arasındaki farktır. Bondi Plajı olayında medya, kurbanları hızla tanıttı, kişisel hayatlarından bahsetti ve duygusal görüntüler ve hikayeler yayınladı; bu yaklaşım kamuoyunda bir sempati dalgası yarattı. Buna karşılık, Gazze’deki bombalamalar, kuşatmalar ve askeri saldırıların kurbanı olan binlerce kadın ve çocuk, genellikle kuru ve cansız istatistikler şeklinde temsil ediliyor ve isimleri ile yüzleri Batı kamuoyuna nadiren sunuluyor. Bu fark, insan hayatının değerinin insan olma ilkesine değil, siyasi ve coğrafi konuma göre belirlendiğini gösteren ayrımcı bir görüşe dayanmaktadır.
Siyasetin "İyi Mağdur"un Belirlenmesindeki Rolü
Bu çifte standart, Batı medya söyleminde “iyi mağdur” kavramının son derece siyasallaştığını göstermektedir. Batı siyasi çıkarları çerçevesinde yer alan mağdurlar hızla görülmekte ve sesleri duyulurken, Batı müttefiklerinin, özellikle İsrail’in politikalarıyla bağlantılı mağdurlar ya görmezden gelinmekte ya da güvenlik gerekçeleriyle sempati çemberinin dışına itilmektedir. Bu yaklaşım, sadece ahlaki olarak savunulamaz olmakla kalmaz, aynı zamanda medyanın güvenilirliğini de zedelemektedir.

yorumunuz