Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, düzenlediği basın toplantısında gündemi değerlendirdi.
Pakistan- Suudi Arabistan-Türkiye mutabakatı
Pakistan, Suudi Arabistan ve Türkiye arasındaki mutabakatla ilgili değerlendirmelerde bulunan Bekayi, söz konusu gelişmenin bölge ülkelerinin güvenlik algısındaki değişimin bir göstergesi olduğunu belirterek, “Bölge ülkeleri, son iki-üç yıldaki gelişmeleri dikkate alarak güvenliğin sahte güvenlik aracılarından satın alınabilecek bir meta olmadığını anladı” dedi.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, İran’ın temel politikasının her zaman bölge ülkelerini işbirliğine ve karşılıklı güveni güçlendirmeye teşvik etmek olduğunu belirterek, bölgesel güvenliğin bölge dışındaki aktörlere dayanılmadan, bölge ülkelerinin kendi kapasitesiyle sağlanması gerektiğini ifade etti.
Bekayi, bu açıdan söz konusu gelişmenin dikkate alınması gerektiğini vurguladı.
İsrail bölgedeki en büyük tehdit
Bekayi, bölge ülkelerinin yaklaşık üç yıl önceki Ekim olaylarının ardından Filistin’in sömürgeci yöntemlerle ortadan kaldırılmasına yönelik planın başlaması, Gazze’deki soykırım ile İsrail’in Lübnan ve bölgedeki diğer ülkelere yönelik saldırılarının ardından, bölge ülkelerinin istikrar, güvenlik ve işbirliğine yönelik en büyük tehdidin İsrail olduğu sonucuna giderek daha fazla vardığını söyledi.
İsrail’in “Büyük İsrail” olarak adlandırdığı hayali projenin yanı sıra İsrail’in Lübnan ve Suriye’ye yönelik saldırıları ile aralarında üçlü mutabakatta yer alan ülkelerin de bulunduğu birçok bölge ülkesine yönelik tehditlerinin, bu algıyı güçlendirdiğini belirten Bekayi, bölge ülkelerinin artık geçmişte olduğu gibi güvenliği ABD’nin sağlayacağı iddiasına güvenemeyeceğini ifade etti.
ABD, bölgedeki güvensizliğin nedenlerinden biri
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, ABD’nin de bölgedeki güvensizliğin nedenlerinden biri olduğunu söyledi.
Bekayi, “ABD’nin İsrail rejimine yönelik kapsamlı desteği ile bu rejime siyasi ve propaganda açısından sağladığı koruma ve kalkan olmasaydı, İsrail bölgedeki suçlarını bu denli cezasızlıkla sürdüremezdi” ifadelerini kullandı.
Bölgede güvenlik bölünemez
Bekayi, bölgedeki güvenliğin kesinlikle birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini vurgulayarak, “Bölgenin tarihsel ve jeopolitik gerçeklerine dayanan, düşmanı ve tehdidi doğru tanımlayan her planın güvenliğin güçlendirilmesine katkı sağlama şansı vardır” dedi.
Bekayi, “İran, ulusal çıkarları ve menfaatleri konusunda bağımsız karar verir. Uluslararası belgelere katılım konusunda kararların ulusal çıkarlar dikkate alınarak alındığını gösterdik” dedi.
Sözleşmenin dört ülke tarafından imzalandığını belirten Bekayi, “Beş ülke imzalamadığı sürece yürürlüğe girmeyecek. Ortak endişelerin giderilmesi için karar alanlar, bu belgenin yürürlüğe girmesini istiyor. Biz kendi çıkarlarımızı dikkate alıyoruz” diye konuştu.
Bekayi, konunun İran-Irak Savaşı dönemindeki gelişmelerle ilişkilendirilmesinin doğru olmadığını belirterek, nihai kararın İran Meclisi’ne ait olduğunu söyledi.
İran, bölgesel güvenlik mekanizmalarının öncüsüdür
İran’ın Mekke Mutabakatı’na veya başka benzer anlaşmalara katılıp katılmayacağı ve diğer ülkelerin mutabakata dahil olup olmayacağı sorusuna yanıt veren Bekayi, İran’ın uzun süredir bölge ülkelerinin işbirliğine dayalı güvenlik mekanizmalarını savunduğunu belirtti.
Bekayi, “İran’ın önerileri hâlâ mevcut ve güncellenebilir. Bölge ülkeleriyle temas halindeyiz. Tüm ülkelerin bölgenin kolektif güvenliğini sağlama konusunda en iyi yolu seçmesini umuyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı’nın New York ziyareti için henüz kesin karar yok
Bekayi, İran Cumhurbaşkanı’nın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantısına katılmak üzere New York’a gidip gitmeyeceği konusunda henüz kesin karar alınmadığını söyledi.
“Genel Kurul günleri yaklaştığında bu konuda konuşalım” diyen Bekayi, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun yılın en önemli toplantısı olduğunu belirtti.
İran’ın bu platformu kendi görüşlerini açıklamak için kullanacağını ifade eden Bekayi, ziyaret kararının şartlara ve gelişmelere bağlı olduğunu, önümüzdeki haftalarda konuyla ilgili bilgi verileceğini kaydetti.
Hürmüz Boğazı’nın açılması ABD’nin eylemlerini durdurmasına bağlı
Bekayi, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması için İran’ın şartlarına ilişkin de açıklamalarda bulundu.
Boğazın İran ile Umman arasındaki anlaşmazlık nedeniyle kapatılmadığını belirten Bekayi, bunun nedeninin ABD’nin İran’a yönelik askeri saldırısı ve Hürmüz Boğazı’nı kötüye kullanması olduğunu söyledi.
İran ve Umman arasında deniz trafiğinin güzergâhının belirlenmesine yönelik görüşmelerin ikili bir mesele olduğunu belirten Bekayi, iki kıyıdaş ülke arasında güvenli deniz taşımacılığı güzergâhının belirlenmesi amacıyla müzakerelerin yürütüldüğünü ifade etti.
Bekayi, “Boğazın açılması, Hürmüz’e uygulanan şartlara bağlıdır. Hâlâ savaş halindeyiz. ABD’nin deniz ablukası ve diğer ihlalleri devam ettiği sürece boğazın güvenli bir su yoluna dönüştüğünü söylemek için gerekli şartlar oluşmuş olmayacaktır” dedi.
“ABD, eylemlerini durdurmalı, ardından sonraki adımlar hakkında konuşabiliriz” ifadelerini kullandı.
İran ve Umman arasındaki görüşmeler akıcı ve yapıcı
İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan geçiş için ücret alıp almayacağı konusunda Bekayi, şu aşamada bu tür ayrıntıların görüşülmediğini söyledi.
Görüşmelerin sürdüğünü belirten Bekayi, deniz trafiğinin güzergâhı konusunda mutabakata varıldığını, ancak ortak bildiriye ilişkin bazı teknik konuların hâlâ ele alındığını ifade etti.
Görüşmelerin “akıcı ve yapıcı” şekilde devam ettiğini belirten Bekayi, güvenli deniz taşımacılığının denetlenmesinin yanı sıra çevre, denizcilik hizmetlerinin sunulması ve suçlarla mücadele alanlarında çeşitli mekanizmaların oluşturulacağını söyledi.
Bekayi, “Hizmet sunduğunuzda bunun karşılığını da almanız gerekir” dedi.
Hürmüz Boğazı’nda orta güzergâh belirlenecek
Bekayi, Hürmüz Boğazı’nın güvenliğine ilişkin olarak, mutabakat zaptının beşinci maddesinde İran’ın rolünün açık şekilde belirtildiğini söyledi.
Boğazın gelecekteki yönetiminin ve güvenliğinin sağlanmasının İran’ın sorumluluğunda olduğunu belirten Bekayi, bu sorumluluğun mayın temizleme gibi gerekli tedbirleri de kapsadığını ifade etti.
Kuzey ve güney güzergâhlarının, İran ile Umman arasındaki mutabakatın ardından iki ülkenin üzerinde anlaşacağı bir orta güzergâha dönüştürüleceğini belirten Bekayi, “Güney güzergâhı hiçbir zaman izin verilen ve güvenli bir güzergâh olmadı” dedi.
Irak ile güvenlik istişareleri sürüyor
Bekayi, İran ile Irak arasındaki güvenlik görüşmelerine ilişkin olarak, iki ülke arasındaki ilişkilerin geleceğinin net olması için çalışmaların sürdürülmesi gerektiğini söyledi.
İran, Mekke Mutabakatı’ndan aşağı yukarı haberdardı
Bekayi, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanlarının Mekke Mutabakatı ve İran’ın anlaşmadan haberdar olup olmadığına ilişkin açıklamaları hakkında, “Evet, aşağı yukarı haberdardık. Dini ve medeniyet bağlarımızın derin olduğu üç komşu ülkenin, yani Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın bu anlaşmasının İran’a karşı olduğundan endişe duymamız için bir neden yok” dedi.
İran’ın Pakistan ve Türkiye ile uzun yıllara dayanan dostluk ilişkilerine sahip olduğunu belirten Bekayi, “Bu gelişme, bölge ülkelerinin ABD’nin güvenlik sağlama iddiasına güvenmek yerine başka bir yöntemi denemeye karar verdiklerinin önemli bir göstergesidir” ifadelerini kullandı.
Hazar Denizi Sözleşmesi konusunda İran bağımsız karar verir
Bekayi, Hazar Denizi Sözleşmesi ve sözleşmeye yönelik eleştiriler hakkında da açıklamalarda bulundu.
Söz konusu belgenin 2018 yılında imzalandığını belirten Bekayi, bugüne kadar çeşitli boyutlarının ilgili kurumlarda ele alınıp incelendiğini söyledi.
yorumunuz