Türk emekli general Ankara-Atina ilişkilerini değerlendirdi

Emekli Hava Pilot Tümgeneral Beyazıt Karataş, Mehr Haber Ajansı'na verdiği röportajda Türkiye- Yunan hatıında yaşanan gerilimi değerlendirdi.

Türkiye ve Yunanistan arasında ilişkilerin karşılıklı açıklamalarla bir kez daha gerildiği bir dönemde Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Atina ile görüşmelerin durdurulduğunu açıkladı.

İki NATO üyesi, Akdeniz’deki görüş ayrılıklarını ve diğer ikili anlaşmazlıkları gidermek amacıyla geçtiğimiz yıl beş yıl aranın ardından görüşmeleri yeniden başlatmıştı. Geçenlerde parti toplantısında açıklamalar yapan Erdoğan , Türkiye’nin Yunanistan’la Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey adı verilen ikili işbirliği platformunu iptal ettiğini söyledi.

Mehr Haber Ajansı konu ile ilgili emekli Hava Pilot Tümgeneral Beyazıt Karataş ile bir röportaj gerçekleştirdi. 

İşte General Karataş'ın Mehr'e verdiği yanıtlar:

1- Kıbrıs sorunu, Doğu Akdeniz ve Ege adalarındaki gerilimler Atina ve Ankara yönetimini karşı karaşıya getirmektedir. Türkiye ve Yunanistan arasında ilişkilerin karşılıklı açıklamalarla bir kez daha gerildiği bir dönemde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Atina ile görüşmelerin durdurulduğunu açıkladı. Türk-Yunan ilişkilerini bundan sonra nasıl bir süreç bekliyor?

Türkiye için hayati önemi haiz ve birbirlerinden ayrılmayacak kadar iç içe olan Kıbrıs, Doğu Akdeniz ve Ege özelindeki sorularınıza cevap vermeye çalışacağım. Ama Kıbrıs’taki tarihi gelişmelere ilişkin bazı bilgileri tekrar ele almak konunun daha iyi anlaşılması açısından önemlidir. 

01 Nisan 1955 tarihinde Adadaki “status quo’yu” bozan İngiliz sömürge yönetiminin sona ermesini ve Kıbrıs ve Yunanistan'ın birleşmesini yani Enosis’i destekleyen Akritas Planı ile 1570 yılından itibaren Adanın asıl sahibi olan Türkleri tamamen yok etmek için Yunanistan tarafından desteklenen ve kurulan Kıbrıslı Rumların aşırı sağcı milliyetçi ve acımasız örgütü olan Kıbrıslıların Millî Mücadele Örgütü (EOKA), silahlı eylemlere başladı. 

Kıbrıslı Türkler, katliamlara girişen EOKA’ya karşı koyabilmek kendi can ve mal güvenliğini sağlayabilmek için Türk Mukavemet Teşkilatı'nı (TMT) kurdular.  Kıbrıs Bunalımı, 1959 Zürih ve Londra Antlaşmaları ile 16 Ağustos 1960 tarihinde Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla geçici olarak sona erdi.

1960-1974 yılları arasında ENOSİS fikrinden vaz geçmeyen Adanın sadece kendilerine ait olduğunu iddia eden Kıbrıslı Rumlar ve Yunanistan tarafından Kıbrıslı Türk Soydaşlarımıza karşı sürdürülen katliam ve saldırılar artarak sürdü. Sonunda 20 Temmuz 1974 tarihinde yapılan Kıbrıs Barış Harekâtı ile bu gerilimler son verildi.  

15 Kasım 1983 tarihinde Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş (Toros) liderliğinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kurularak Türklerin çektiği acılara son verildi. Bununla birlikte Kıbrıs’ta, Doğu Akdeniz’de ve Ege’de ABD ve AB’nin emperyalist planları başka yollar denemeye başladılar. 

GKRY’nin AB’ye alınması ve NATO’nun gayri resmi toplantılarına ve yemeklerine çağrılması, Doğu Akdeniz’de yeni karbon yataklarının bulunması ile Türkiye ve KKTC’nin dışlandığı politikalar üretilmesi, KKTC’nin yok sayılarak sanki Adanın tek sahibi Rumlar gibi uluslararası toplum tarafından yürütülen politikalara devam edilmesi, Ege’de özellikle ABD’nin desteği ile Yunan tezlerinin savunulmasının ön plana çıkarılması ve Yunanistan’daki ABD üsleri ile adete işgal edilen Yunanistan’ın “51’inci ABD eyaleti” olmasıdır.

Tüm egemenliğini başta ABD’ye teslim ederek bir kukla devlet haline gelen şımarık ve haddini bilmez politik uygulamaları ve söylemler sonucu mevcut Yunan hükümeti ile doğal yollardan görüşülmesinin şimdilik mümkün olmadığı görülünce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Atina ile görüşmelerin durdurulduğunu açıklamıştır.

Türkiye; Lozan ve Paris Antlaşmaları ile Ege’de askersizleştirilmesi gereken adaların Yunanistan tarafından bazı “NATO ve AB fonları” kullanılarak da silahlandırılmasının mevcut durumdaki antlaşmaları açıkça ihlal ettiğini, adaların egemenlik haklarını tartışmaya açtığı hususlarını Birleşmiş Milletler nezdinde kayıtlara geçirilmesine, Ege’deki deniz ve hava konularındaki anlaşmazlıkların hakkaniyetle çözülmesine ilişkin uluslararası hukuk kurallarına uygun davranmaya ve diplomatik kanalları kullanmaya devam edecektir. Askeri gücün kullanılması son seçenek olarak masada olmalı fakat Türkiye’nin sabrı aşırı zorlanmamalıdır.

Türkiye; Doğu Akdeniz’de en uzun deniz sınırına sahip olması nedeniyle Türkiye’nin ve KKTC’nin yok sayılarak ve haklarının göz ardı edilerek yapılmaya çalışılan uygulamalar ve politikalara meydan bırakmayacak şekilde davranmanın yanı sıra petrol arama ve sondaj faaliyetlerine ara vermeksizin devam etmelidir. 

Türk emekli general Ankara-Atina ilişkilerini değerlendirdi

2- Yunanistan ve Türkiye’nin tezlerini hukuki veya siyasi boyutuyla değerlendirebilir misiniz? Ankara Atina’nın tezlerini boşa çıkarabilir mi?

Türkiye; Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz’in “KKTC’nin jeopolitik varlığı Türk Boğazları ve Mavi Vatandan ayrılamaz. İçimizdeki Atlantikçi mandacılar, adadaki Rumcu AB’ciler ne derse desin Türkiye, jeopolitik geleceğini güvence altında tutmak zorundadır. Emperyalizm, Türkiye’nin denize çıkmasına ve deniz jeopolitiğinde hâkim oyuncu olmasını istemez. Federal çözüm aldatmacası devam edecektir. Amaç adadaki Türk askerini yani ikinci donanmamızı kovmaktır. Diğer amaç, Türkiye’yi kıtaya itmektir. KKTC’yi kaybeden Türkiye Akdeniz’i kaybeder.” tespiti doğrultusunda taviz vermeyecek ve ihmale gelmeyecek politikalar sürdürmeye devam etmelidir. 

Türkiye, KKTC’nin tanıtılması konusunda önemli tarihsel fırsatlarla karşı karşıyadır. Türkiye, KKTC’de deniz ve hava üslerinin kurulması konusunda daha fazla geç kalmamalıdır. Kıbrıs’ta 1955 yılında başlayan ve adayı Yunanistan’a bağlamak isteyen Yunan ve Rum ikilisinin zihniyetinde değişiklik olmayacağına göre en iyi hal tarzı “iki devletli “çözümdür. 

News Code 1903233

Ekler

yorumunuz

You are replying to: .
  • captcha