Mehr Haber Ajansı: İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, haftalık basın toplantısında gündemdeki kritik meselelere dair değerlendirmelerde bulundu.
Bekyyi, toplantısının başında Recep ayının hayırlara vesile olmasını dileyerek, kış mevsiminin başlangıcına dikkat çekti ve “Umarım bu kış dönemi bölgemiz için yağışlı ve bereketli geçer,” ifadelerini kullandı.
Sözcü, bölgesel gelişmelere değinerek, “Siyonist rejimin Gazze ve Batı Şeria’daki saldırganlık ve cinayetleri devam etmektedir. Bu vahşetlerin sürmesi, uluslararası toplumun ve tüm vicdan sahibi bireylerin bu suçu durdurma yönündeki sorumluluğunu katbekat artırmaktadır,” şeklinde konuştu.
Ukrayna Çatışması
Ukrayna savaşında İran’ın Rusya’ya destek verdiği yönündeki tekrarlanan ithamlara yanıt veren Bekayi, bunu sedece tekrarlanan iddialar olarak nitelendirdi:
Bekayi “Biz, Ukrayna’daki krizin başından itibaren, Moskova ile Kiev arasındaki sorunların diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği yönündeki tutumumuzu net bir şekilde beyan ettik. Bu ihtilafta İran’ın hiçbir şekilde bir tarafı yoktur ve herhangi bir askeri müdahalemiz söz konusu değildir.”dedi.
Bekayi, Avrupa ülkelerine yönelik eleştirisini şu sözlerle sürdürdü: “Avrupalı güçlerin, Rusya ile dostane ilişkilere sahip olan her ülkenin, bu ilişkilerini Avrupa’nın beklentileri doğrultusunda kesmesini istemesi akla ve uluslararası hukuka aykırıdır. İran-Rusya ilişkileri, karşılıklı saygı ve menfaatler temelinde şekillenmektedir ve bu, diğer ülkelerle olan ilişkilerimize karşı bir duruş teşkil etmemektedir.”
Sözcü, Avrupa’yı ithamları tekrarlamak yerine, kendi uluslararası yükümlülüklerinin ve sorumluluklarının bilincine varmaya davet etti.
6 Milyar Dolar Varlığı: ABD’nin Güvenilmezliği Tescillenmiştir
Katar’da bulunan ve erişime açılması beklenen 6 milyar dolarlık İran varlığının güncel durumu hakkındaki soruya Beka’i, “Bu durum, Amerika Birleşik Devletleri’nin yüzlerce kez sergilediği güvenilmezliğin ve ahde vefasızlığın yüzlerce örneğinden sadece biridir. Yapılan anlaşma gereği, İran milletine ait olan fonların İran hükümetinin kullanımına sunulması gerekiyordu. Ancak ne yazık ki Amerikalı taraf sözünü tutmamıştır ve bu sorun halen çözüme kavuşmamıştır,” yanıtını verdi.
Lavon Olayı: İsrail’in Sahte Bayrak Operasyonlarının Açık Bir Örneği
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, kendisine yöneltilen bir soruya cevaben, Siyonist rejimin “Sahte Bayrak” olarak adlandırılan operasyonları tasarlama ve uygulama konusunda uzun bir geçmişe sahip olduğunu ve bu vakaların birçoğunun bugün kanıtlanmış örnekler olarak kabul edildiğini vurguladı.
Sözcü Bekayi, bu tür eylemlerin açık örneklerinden birini detaylandırarak şunları söyledi: “Lavon Olayı” adıyla bilinen süreç, 1954 yılında Mısır’da yaşanmıştır. Siyonist rejim, Mısırlı Yahudileri kötüye kullanarak İskenderiye ve Kahire’de, kütüphaneler ve posta ofisleri de dâhil olmak üzere Amerika ve İngiltere’ye ait sivil hedeflere karşı bir dizi bombalama ve sabotaj operasyonu düzenlemiştir. Bu operasyonun amacı, İngiliz işgal güçlerini Süveyş Kanalı’nda tutmak ve Cemal Abdünnasır’ın iktidarı döneminde Mısır’ın Batı ülkeleriyle ilişkilerini zedelemekti.
Bekayi sözlerine şunları ekledi: “Bu, Sahte Bayrak Operasyonunun tamamen açık bir örneğidir. Dikkat çekici olan, Siyonist rejimin 2005 yılına kadar bu olaydaki herhangi bir rolünü inkar etmesiydi. Ancak 2005 yılında, bu olaydan sağ kurtulan kişiler resmen takdir edilmiş ve onurlandırılmıştır; böylece rejim, 50 yıl sonra bizzat kendisi böyle bir durumun yaşandığını resmen itiraf etmiştir.”
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, konuyu özetlerken şu ifadeleri kullandı: “Bu eylemler, tamamen köklü bir geçmişe sahiptir. Bu tür davranışlarla mücadele etmenin en iyi aracı, amaçlarını ilerletmek için hiçbir insanlık dışı araçtan çekinmeyen Siyonist rejimin davranışlarını ve işlediği suçları ifşa etmek ve kamuoyunu bu konuda bilgilendirmektir.”
İran’ın Savunma Kabiliyetleri Caydırıcılık Amacıyla Geliştirilmiştir
İranlı yetkili İran’ın füze programına ilişkin iddialar ve Siyonist rejimin bu konuyu İranofobi yaratmak ve İran’a yönelik saldırgan eylemlerini ilerletmek amacıyla kullanma çabaları hakkındaki bir soruya cevaben şunları söyledi: “İran’ın füze programı, müzakere için değil, İran’ın varlığını savunmak amacıyla geliştirilmiştir. Bu nedenle, caydırıcılık için geliştirilen İran’ın savunma kabiliyetleri, hakkında konuşulup müzakere edilebilecek bir konu kesinlikle değildir.”
Dışişleri Sözcüsü konuşmasına şöyle devam etti: “Bu konuda açık bir ikiyüzlülük ve riyakârlık ile karşı karşıyayız. Bir yandan İran’ın füze ve savunma programı bir tehdit olarak algılanırken, diğer yandan soykırımcı bir rejim olan Siyonist rejime sel gibi silah akışı olmaktadır. Bu, ABD ve Siyonist rejimin diğer destekçilerinin bu konuda hesap vermesi gereken açık bir çelişki ve belirgin bir ahlaki yozlaşmadır.”
Bekayi, “Bu propagandalar ve iddialar, Siyonist rejimin Amerika’nın da yardımıyla İran’a karşı tasarladığı hibrit savaşın devamıdır,” diyerek şunları ekledi: “Biz kesinlikle kendi işimize odaklanmış durumdayız. Silahlı kuvvetlerimiz, gerektiğinde ülkeyi ve İran’ın varlığını nasıl savunacaklarını biliyor ve bunu yapmaktadırlar. Bu kötü niyetli kışkırtmalara aldırmaksızın, ülkenin tüm unsurları, Silahlı Kuvvetler de dâhil olmak üzere, çalışmalarına devam etmektedir.”
İran ve Ajans Arasındaki Tesisleri Denetim Sorunu
Tahran’ın Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile temaslarının devam ettiğini vurgulayan bekayi, “Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’na (NPT) üye olduğumuz ve Kapsamlı Koruma Anlaşması’na bağlı olduğumuz sürece, yükümlülüklerimizi nasıl yerine getireceğimizi biliyoruz,” dedi.
Sözcü Bekayi, ülkenin nükleer programında en yoğun denetimlerin yapıldığı bir ortamda İran’ın saldırıya uğradığını ve koruma altındaki tesislerinin hedef alındığını hatırlattı.
Sözcü şöyle ekledi: “Bu süreci durduran biz miydik, yoksa yasa dışı ve suç teşkil eden bir şekilde tesislerimize saldıranlar mı?”
Bekayi, hasar gören tesislerin denetlenmesine ilişkin temel olarak hiçbir prosedür olmadığını belirterek, “Böyle bir durum daha önce hiç yaşanmamıştı,” diye kaydetti.
İran Dışişleri Sözcüsü, İran’ın bu sorunu çözmek için Ajans ile diyaloğa girdiğini, iki taraf arasında bir anlayış oluştuğunu ve imzalandığını, ancak Batılı tarafların bu sürecin ilerlemesini engellediğini ve nükleer anlaşmadaki yaptırım mekanizmasını kötüye kullandığını açıkladı.

yorumunuz