İran Devrim Muhafızları'nın eski Komutanı ve Devrim Lideri'nin askeri danışmanı Tümgeneral Muhsin Rızai, ABD'nin başından beri anlaşmayı uygulama niyetinde olmadığını, amacının yalnızca baskı kurarak İran'ı kendi taleplerini kabul etmeye zorlamak olduğunu söyledi.
Rızai, Pakistan Başbakanı ve Katar Emiri'nin katılımıyla bir anlaşmazlık çözüm komitesi kurulmasına rağmen ABD'nin bu mekanizmaya hiç başvurmadığını belirterek, bunun nedeninin kendi ihlalleri nedeniyle mahkûm edileceklerini bilmeleri olduğunu ifade etti. Bu nedenle Washington'un "hem savaş hem müzakere" politikasını benimsediğini öne sürdü.
İslamabad'da yaklaşık 20 saat süren görüşmelerin tamamen nükleer konuya odaklandığını söyleyen Rızai, ardından iki haftalık ateşkes ilan edildiğini, ancak ABD'nin bu süreçte deniz ablukasını tamamladığını ve bunun da fiilen savaş anlamına geldiğini savundu.
İki haftalık sürenin sonunda ABD'nin ateşkesi uzatmak istediğini, İran'ın bunu kabul etmediğini ancak Washington'un ateşkesi tek taraflı uzattığını belirten Rızai, ABD'nin bu iki aylık süreçte silah stoklarını artırdığını, yakıt ikmal uçakları ve yeni savaş gemileri sevk ederek askeri baskıyla müzakerelerde avantaj elde etmeyi hedeflediğini ifade etti.
ABD ve müttefiklerinin Huzistan, Buşehr, Hürmüzgan ile Sistan-Beluçistan eyaletlerini bombalayarak, askeri üsler, hastaneler ve kuzey-güney ulaşımını sağlayan köprüleri hedef aldığını ifade eden Rızai, İran Silahlı Kuvvetleri'nin buna ağır füze saldırılarıyla karşılık verdiğini ve bu operasyonların süreceğini söyledi.
Rızai, düşmanın altı-yedi günlük çatışmanın ardından deniz ablukasına ek olarak Hark Adası'nı hedef alma, nükleer tesislere yeniden saldırma veya İran topraklarının bir bölümünü işgal ederek müzakerelerde avantaj sağlamaya çalıştığını belirterek, "Hem savaş hem müzakere politikası artık sona ermiştir." dedi.
İran Silahlı Kuvvetleri'nin bugüne kadar ne savaşı genişletmeyi ne de saldırıyı başlatmayı amaçladığını belirten Rızai, 12 günlük savaş sırasında da çatışmaların bölgeye yayılmaması için çaba gösterdiklerini ve Kuveyt ile diğer ülkelerdeki ABD üslerini hedef almadıklarını ifade etti.
Ancak 12 günlük savaşın ardından yeni bir saldırı olması halinde çatışmaların bölgesel boyuta taşınacağı yönünde uyarıda bulunduklarını söyleyen Rızai, düşmanın yeniden savaşı başlatmasıyla bu sürecin fiilen başladığını savundu.
İran'ın stratejisinin caydırıcılık ve misilleme olduğunu dile getiren Rızai, Hürmüz Boğazı'nın kontrolünün hem İran'ın ulusal güvenliği hem de küresel ekonominin güvenliği açısından gerekli olduğunu belirtti.
ABD'nin Hürmüz Boğazı'nın yönetimine ortak olarak petrol ve benzin fiyatlarını kontrol etmeyi hedeflediğini belirten Rızai, bunun İran, Rusya, Çin ve Avrupa ülkeleri tarafından kabul edilmeyeceğini, böyle bir girişimin bölgede daha geniş çaplı bir savaşa yol açabileceğini söyledi.
ABD'ye sert uyarılarda bulunan Rızai, "Hem savaş hem müzakere politikası sona ermiştir. Eğer ABD önümüzdeki iki-üç gün içinde savaşı sürdürürse İran saldırı ve imha aşamasına geçecek, artık yalnızca misillemeyle yetinmeyecektir. Bu durumda dünyanın hiçbir yerindeki ABD üsleri ve güçleri güvende olmayacaktır." ifadelerini kullandı.
İran'ın şimdiye kadar savaşın bölgesel ve uluslararası boyuta taşınmaması için itidalli davrandığını savunan Rızai, ABD'nin çatışmayı bölgeselleştirerek yeni bir hesap hatası yaptığını belirtti. Kuveyt, Ürdün, Abu Dabi ve Katar halkına da savaşın büyümesini önlemek için çaba göstermeleri çağrısında bulundu.
İran'ın mevcut aşamadaki karşılığının bile çok ağır olduğunu söyleyen Rızai, önümüzdeki günlerde operasyonların şiddetinin artacağ
ını, ABD'nin yoğun insansız hava aracı ve füze saldırılarına hazırlıklı olması gerektiğini ifade etti. Herhangi bir kara harekâtı durumunda ise ABD'nin "İsfahan olayından daha ağır sonuçlarla" karşılaşacağını bildirdi.
ABD'nin eş zamanlı askeri ve siyasi baskı stratejisinin sonuç vermeyeceğini belirten Rızai, İran'ın cevabının söylemle değil, sahada verileceğini söyledi.
Rızai ayrıca, ABD'nin ilk hedefinin İran'ı işgal etmek, İslam Cumhuriyeti'ni devirmek ve ülkeyi beş bölgeye ayırmak olduğunu, petrol zengini Huzistan-Buşehr-Bender Abbas hattının da bu planın parçası olduğunu ifade etti. Ancak 40 günlük savaşın ardından bu hedefe kısa vadede ulaşılamayacağını anlayan Washington'un stratejisini askeri savaştan siyasi mücadeleye çevirdiğini savundu.
Son olarak Rızai, İran'ın buna "ulusal bir devrim" oluşturarak karşılık verdiğini belirterek, ABD ve İsrail'in bu birlik ruhunu siyasi anlaşmazlığa dönüştürmek ve müzakereler yoluyla dosyayı geçici olarak kapatarak bir veya iki yıl sonra yeniden hedeflerine ulaşmaya çalıştığını bildirdi.
yorumunuz