20 Tem 2026 11:08

İran'dan ABD'nin sivil altyapıya yönelik saldırılarına kınama

İran'dan ABD'nin sivil altyapıya yönelik saldırılarına kınama

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD'nin ülkenin güneyindeki altyapı ve sivil tesislere yönelik saldırılarının yaşam hakkını, güvenliği ve insan onurunu hedef aldığını belirterek, bu saldırıları en sert ifadelerle kınadıklarını söyledi.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, haftalık basın toplantısında yaptığı açıklamada, ABD'nin ülkenin güneyindeki tesisler ile altyapıları ve bazı kentleri hedef aldığını ifade ederek, "Böylece ABD'nin yıkıcı anlayışı bir kez daha ortaya çıkmıştır." dedi.

Sivil altyapının, köprülerin, sağlık merkezlerinin ve kamu hizmeti veren tesislerin hedef alınmasının yalnızca haritadaki birkaç noktaya yönelik bir saldırı olmadığını vurgulayan Bekayi, "Bu saldırılar yaşam hakkına, güvenliğe ve insan onuruna yöneliktir. İran'ı harita üzerinde birkaç eyalet, şehir ve noktadan ibaret görenler, bu ülkenin gerçek kimliğini ve bütünlüğünü hâlâ kavrayamamıştır." ifadelerini kullandı.

İran'ın birbirinden kopuk bölgelerden oluşmadığını belirten Bekayi, "Güney İran'ın ayrılmaz bir parçasıdır. Orası uzak sınırlar değil, İran halkının kalbine en yakın bölgelerdendir. İran tek bir bedendir ve bu bedenin herhangi bir yerine indirilen darbe, tüm ülkeye vurulmuş bir darbedir." diye konuştu.

Güney halkının tüm zorluklara rağmen dimdik ayakta durduğunu söyleyen Bekayi, bu insanların Fars Körfezi ile Mekran kıyılarının koruyucuları olduğunu ifade etti.

Bekayi ayrıca, sivil altyapıya yönelik saldırıları en sert ifadelerle kınadı.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekayi, "Trump'ın ilerleyen dönemde yeniden müzakere talebinde bulunması halinde İran'ın cevabı ne olur?" sorusunu yanıtladı.

Bekayi, müzakere ile savaş arasında bir ikilem oluşturmanın doğru olmadığını belirterek, "Diplomasi ya da savaş, müzakere ya da savaş gibi ikili yaklaşımlarda ısrar etmek ülkemiz açısından faydalı değildir. Diplomasinin savunmayı dışladığını ya da savunmanın diplomasiyle bağdaşmadığını düşünmek doğru bir yaklaşım değildir." dedi.

Savunma ve diplomasinin aynı hedef doğrultusunda yürütüldüğünü vurgulayan Bekayi, "Seyyid Abbas'ın yaptığı görev ile Seyyid Mecid'in yaptığı görev aynı amaca hizmet ediyor. Amaç, İran'ın milli çıkarlarını korumaktır. Bu kimi zaman savunma araçlarıyla, kimi zaman diplomasiyle, kimi zaman da her ikisinin birlikte kullanılmasıyla gerçekleştirilir." ifadelerini kullandı.

Diplomatların da ülkenin savunma unsurları kadar önemli olduğunu söyleyen Bekayi, "Diplomatların, karşı tarafın güvenilmez olduğunu düşündükleri için görevlerini bırakacaklarını sanmak, füze rampalarının başındaki askerlerin karşı tarafın daha gelişmiş teknolojiye sahip olması nedeniyle cepheyi terk etmesini beklemek gibidir. Eşitsiz bir savaşın içindeyiz ve diplomatlarımız da İran'ın çıkarlarını savunmakla yükümlüdür." diye konuştu.

Bekayi, "Diplomasi ile sahadaki mücadele aynı kuşun iki kanadı gibidir. Bu iki unsurdan herhangi biri görevini yerine getiremezse devletin ülkeyi koruma sorumluluğu eksik kalır. Füze rampalarının başındaki savunma güçleri ne kadar takdiri hak ediyorsa diplomatlarımız da aynı ölçüde takdiri hak etmektedir." dedi.

Mutabakat zaptının içeriğine ilişkin bazı haberlerde yer alan belirsizlik iddialarını da reddeden Bekayi, "Bu iddialar kesinlikle doğru değildir. Böyle yorumlar, ABD'nin taahhütlerini ihlal etmesini meşrulaştırmaya hizmet eder." ifadelerini kullandı.

Mutabakat metninin yalnızca 14 maddeden oluştuğunu belirten Bekayi, "Metnin hangi kısmı belirsiz? ABD'nin sözünü tutmaması için hiçbir mazereti yoktur. Hiçbir zaman metin üzerinde anlaşmazlık yaşandığını ve bu nedenle İran'a yönelik saldırıları yeniden başlattıklarını söylemediler." dedi.

ABD Başkanı Donald Trump'ın Hark Adası'nı ele geçirmeye yönelik açıklamalarına tepki gösteren Bekayi, "Bunun sonuçlarını görecekler. Aynı bölgelerde, sayıları az olmayan ve bu kişileri karşılamayı bekleyen insanlar var." ifadelerini kullandı.

İran'ın askeri doktrininde bir değişiklik olup olmadığı yönündeki soruya da yanıt veren Bekayi, güvenlik ve dış politika ile ilgili tüm konuların sürekli gözden geçirildiğini belirtti.

İran'ın Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması'nın (NPT) tarafı olmaya devam ettiğini ifade eden Bekayi, "Hem yükümlülüklerimizi biliyoruz hem de beklentilerimizi açıkça dile getiriyoruz. Darhovin'deki nükleer tesislere yönelik saldırı, nükleer silahların yayılmasının önlenmesine ilişkin yükümlülüklerin ihlalidir ve uluslararası toplum tarafından kınanmalıdır." dedi.

Hürmüz Boğazı'nın yönetimi konusunda Umman ile yürütülen istişarelere de değinen Bekayi, İran'ın kıyıdaş devlet olarak bu deniz yolunda egemenlik haklarına sahip olduğunu söyledi.

Son dönemde yaşanan askeri saldırılar ve bazı ülkelerin bunlara verdiği destekten gerekli derslerin çıkarıldığını belirten Bekayi, "Bu deniz yolunun İran'ın milli çıkarlarına karşı kullanılmasına izin vermemeliyiz. Hürmüz Boğazı'nın kıyıdaş iki ülkesi İran ve Umman'dır. Egemenlik haklarımızı uygulamak için gerekli tedbirleri almaya kararlıyız." diye konuştu.

Bekayi, ateşkesin ilk günlerinden bu yana Umman ile temas halinde olduklarını belirterek, "Amacımız Umman ile iş birliği içinde gerekli mekanizmaları oluşturmaktır. Bu süreç iki kıyıdaş ülkenin istişaresiyle yürütülmelidir. Bu konuda çeşitli öneriler gündeme gelmiştir. Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenliğimizi ortaya koymakta kararlıyız." ifadelerini kullandı.

Şanghay İşbirliği Örgütü Dışişleri Bakanları Toplantısı'na ilişkin de bilgi veren Bekayi, toplantının perşembe ve cuma günleri Kırgızistan'da düzenleneceğini belirterek, İran Dışişleri Bakanı'nın zirveye katılmasının planlandığını söyledi.

Bekayi, söz konusu toplantının hem örgütün gündem maddelerinin ele alınacağı hem de İran Dışişleri Bakanı'nın diğer mevkidaşlarıyla ikili temaslarda bulunacağı bir platform olacağını ifade etti. Ayrıca perşembe günü İran'ın Irak'tan üst düzey bir yetkiliyi ağırlayacağını da sözlerine ekledi.

News ID 1937601

Ekler

yorumunuz

You are replying to: .
  • captcha