13 Eyl 2026 13:21

Pezeşkiyan: BRICS, Küresel Güney’in dağınık kapasitelerini ortak güce dönüştürmeli

Pezeşkiyan: BRICS, Küresel Güney’in dağınık kapasitelerini ortak güce dönüştürmeli

İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, BRICS Plus Zirvesi’nde yaptığı konuşmada hiçbir ülkenin günümüzün küresel sorunlarını tek başına çözemeyeceğini belirterek, BRICS’in ekonomik dayanıklılık, işbirliği ve sürdürülebilir kalkınma alanlarında daha etkin rol üstlenmesi gerektiğini söyledi. 

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, “Dayanıklılık, İşbirliği ve Sürdürülebilirlik: Kapsayıcı Küresel Büyüme İçin Geleceği Şekillendirmek” temasıyla düzenlenen 18. BRICS Plus Liderler Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, “Hiçbir ülke günümüz dünyasının sorunlarını tek başına çözme kapasitesine sahip değil. BRICS, Küresel Güney ülkelerinin dağınık kapasitelerini ortak bir kapasiteye dönüştürmeli” dedi.

Pezeşkiyan, İran’ın jeopolitik konumu ile enerji ve transit kapasitesinin, üyeler arasındaki ticaret ve enerji güzergâhlarının geliştirilmesinde etkili bir rol oynayabileceğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan'ın konuşmasının tam metni şöyle:

Uluslararası toplum açısından hassas ve kader belirleyici bir dönemde, 18. BRICS Liderler Zirvesi’nde sizlere hitap etmekten memnuniyet duyuyorum. Bu toplantıya ev sahipliği yapan Hindistan hükümetine ve halkına, ayrıca Sayın Başbakan’a ve bu zirvenin gerçekleştirilmesi için gösterilen çabalara teşekkür ediyorum.

Bu toplantının konusu olan “dayanıklılık, işbirliği ve sürdürülebilirlik” yalnızca bir slogan değildir. Bu üç kavram, kaderleri her zamankinden daha fazla birbirine bağlanan dünya halklarının üç temel ihtiyacına verilen yanıttır. Meselemiz yalnızca bugünün krizlerini yönetmek değil, halkları gelecekteki krizler karşısında daha güçlü kılacak ve geleceğin dünyasını daha adil hale getirecek bir sistem inşa etmektir. BRICS, dünyanın bu gerekliliğe vereceği yanıtın bir parçası olmalıdır.

Dayanıklılık, baskı koşullarında dahi kalkınma yolunu ve bağımsız karar alma kapasitesini koruyabilmek için gerekli imkânlara sahip olmak anlamına gelir. Sınırlı finansal ve ticari sistemlere aşırı bağımlılık, ekonomileri siyasi şoklara karşı kırılgan hale getiriyor. Günümüzde tek taraflı yaptırımlar yalnızca ekonomik bir mesele değildir; aynı zamanda doğrudan gıda güvenliğini ve halkların refahını etkiliyor. Bu nedenle BRICS, ulusal para birimleriyle ticareti geliştirerek ve Yeni Kalkınma Bankası’nı güçlendirerek üyelerin ekonomik dayanıklılığı için ortak bir kapasite oluşturmalıdır.

Ekonomik dayanıklılık güvenlik olmadan sürdürülebilir değildir. Bölgemizde yaşanan gelişmeler ve özellikle ABD ile İsrail rejiminin İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik askeri saldırısı, bir ülkenin ekonomik, enerji ve kalkınma altyapısının hedef alınmasının etkilerinin kısa sürede ülke sınırlarını aşabileceğini ve bölgesel ve küresel sonuçlar doğurabileceğini gösterdi.

İran halkı bu saldırıların ağır bedelini ödedi. Kadınlar ve erkekler, çocuklar ve siviller hayatını kaybetti; ülkenin kalkınması için onlarca yıl boyunca inşa edilen altyapılar zarar gördü. Bu olaylar, uluslararası toplumun sivilleri koruma ve sivil hedeflere yönelik saldırıların normalleşmesini engelleme konusundaki ağır sorumluluğunu hatırlatmaktadır.

Gazze ve Lübnan halkları da savaş suçları ve soykırımın sonuçlarıyla karşı karşıya kalmaya devam ediyor. Askeri saldırganlığa, insanların öldürülmesine ve yaşamlarının yok edilmesine karşı etkili bir uluslararası yanıt verilmediği sürece uluslararası hukuktan söz edilemez. Bu nedenle BRICS, ulusal egemenliğin, toprak bütünlüğünün ve güç kullanımına başvurmanın yasaklanmasının savunulmasında daha etkin bir rol üstlenmelidir.

İkinci temel unsur “işbirliğidir.” Hiçbir ülke günümüz dünyasının sorunlarını tek başına çözme kapasitesine sahip değildir. BRICS, Küresel Güney ülkelerinin dağınık kapasitelerini ortak bir kapasiteye dönüştürmelidir. Bu bağlamda İran İslam Cumhuriyeti’nin jeopolitik konumu ile enerji ve transit kapasitesi, üyeler arasındaki ticaret ve enerji güzergâhlarının geliştirilmesinde etkili bir rol oynayabilir.

Üçüncü unsur ise “sürdürülebilirliktir.” Eşitsizliği artıran veya bugünün maliyetlerini gelecek nesillerin omuzlarına yükleyen bir kalkınma sürdürülebilir değildir. Savaşın çevrenin tahribatında önemli faktörlerden biri olduğunu unutmamalıyız. İran’ın yakın dönemdeki deneyimi, enerji ve sanayi altyapısına verilen zararın yalnızca ekonomik kayıplarla sınırlı olmadığını, bölgenin doğal kaynaklarını da etkilediğini gösterdi.

Bu üç unsurun yanı sıra “bilgi ve inovasyon” da belirleyici bir faktördür. BRICS, yapay zekâ ve yeni teknolojilerin bir tahakküm aracına dönüşmemesini, aksine halkları güçlendiren araçlar olmasını sağlamalıdır.

BRICS bugün yalnızca birkaç yükselen ekonomi arasındaki işbirliği çerçevesi değildir. Aynı zamanda hiçbir güç merkezinin başkalarının kaderini belirleme hakkına sahip olmadığı, daha dengeli ve kapsayıcı bir dünya talebinin giderek güçlendiğinin göstergesidir.

İran İslam Cumhuriyeti, bu süreçte kendi kapasitesini BRICS işbirliğinin hizmetine sunmaya hazırdır. Dayanıklılık, sürdürülebilir işbirliği olmadan ayakta kalamaz; işbirliği adalet olmadan sürdürülebilir değildir ve sürdürülebilirlik de barış ve güvenlik olmadan mümkün değildir.

Gelin, BRICS’i bu ilkeleri somut eylemlere dönüştürecek bir platform haline getirelim. Büyüme, güvenlik ve kalkınmanın herkes için mümkün olduğu bir gelecek yalnızca mümkün olmakla kalmıyor; aynı zamanda gelecek nesillere karşı ortak sorumluluğumuzdur.

News ID 1938530

Ekler

yorumunuz

You are replying to: .
  • captcha