23 Eyl 2026 09:36

Hürmüz Boğazı İran’ın şartları kabul edilmeden açılmayacak

Hürmüz Boğazı İran’ın şartları kabul edilmeden açılmayacak

İran Devrim Lideri’nin üst düzey danışmanı ve yardımcısı Tümgeneral Seyyid Yahya Safavi, İran’ın füze, İHA ve hava savunma alanlarında önemli ilerlemeler kaydettiğini belirterek, Hürmüz Boğazı'nın İran’ın şartları kabul edilmeden açılmayacağını vurguladı.

İran Devrim Lideri’nin yardımcısı ve üst düzey danışmanı Tümgeneral Seyyid Yahya Safavi, dün Salı günü yaptığı özel televizyon programında, halkın İran’ın gücü ve ulusal güvenliğinin temel sütunu olduğunu söyledi.

Tümgeneral Seyyid Yahya Safavi, ülkenin stratejik karşılaşmalarındaki durumu değerlendirirken, düşmanların gücünün gerilediğini belirterek, “Hedeflerine ulaşma konusunda hem Baas rejimi hem Siyonistler hem de Amerikalılar şimdiye kadar başarısız oldu.” dedi.

Tümgeneral Safavi, İran'ın caydırıcılık kapasitesini değerlendirerek, “Füze, İHA ve hava savunma sistemleri alanlarında çok önemli ilerlemeler kaydettik.” ifadelerini kullandı.

Tümgeneral Safavi ayrıca İran’ın bölgedeki yabancı güçlerin hareketlerine ilişkin istihbarat ve operasyonel hakimiyetine dikkat çekerek, deniz alanında Fars Körfezi ve hatta Hint Okyanusu’ndaki gelişmeleri takip ettiklerini belirtti.

Tümgeneral Safavi, “ABD donanmasına ait şu anda 30-40’tan fazla savaş gemisinin, iki uçak gemisinin ve bir helikopter gemisinin bulunduğu filonun konumlarını radar sistemleriyle tespit ediyoruz.” dedi.

Devrim Lideri'nin yardımcısı ve üst düzey danışmanı, ülkenin savunma hazırlığının tam olduğuna vurgu yaparak, “Füze, hava savunma ve ülkesel savunma alanlarında öyle bir seviyeye ulaştık ki, Allah korusun, bunlar İran’ın herhangi bir bölgesine çıkarma yapmaya kalkarsa kesinlikle imha edilirler.” ifadelerini kullandı.

Tümgeneral Seyyid Yahya Safavi, ülkedeki geniş insan gücü kapasitesine işaret ederek, “En az 10 milyon eğitimli Besic gücümüz var. Bunlar mozaik tarzı ve asimetrik savaş yöntemleriyle ülkenin bütün bölgelerini savunabilir.” dedi.

Tümgeneral Safavi, caydırıcılık kapasitesi ve karşı operasyonlara ilişkin olarak, “İyi bir savunma yapabilir ve karşılık verebiliriz. Önemli olan, ABD’deki toplumsal dayanıklılığın mı yoksa İran’daki toplumsal dayanıklılığın mı daha fazla olduğudur. Kesinlikle İran’ınki daha fazla. Savaş, iradelerin savaşıdır.” diye konuştu.

İran Silahlı Kuvvetleri Başkomutanı’nın yardımcısı ve üst düzey danışmanı, bu karşılaşmanın stratejik niteliğine ilişkin olarak, “Savaş, stratejik hedeflerin belirlenmesi savaşıdır. İran kendi hedeflerini biliyor ve kendisini, ulusal çıkarlarını ve itibarını savunmak istiyor. Çünkü bu aynı zamanda bir kimlik savaşıdır.” ifadelerini kullandı.

Tümgeneral Seyyid Yahya Safavi, bölgedeki hayati deniz yollarının güvenliğine ilişkin gelişmelere değinerek, “Hürmüz Boğazı, ABD’nin askeri baskısıyla açılmayacak. Bunu düzenleyebilecek olan İran ve Umman’dır. Ummanlılarla iletişim halindeyiz. Ancak kamuoyuna yansıyan haberler ABD’nin bunu engellediğini gösteriyor.” dedi.

İran İslam Cumhuriyeti’nin bölgenin yönetimine ilişkin ön koşullarını açıklayan Safavi, “Biz ise diyoruz ki, deniz ablukasını kaldırdığınız zaman Hürmüz Boğazı’nı açarız. Bunun bir karşılığı var. Hürmüz Boğazı’nın açılması, İran’ın şartlarının kabul edilmesine bağlıdır. İran’ın şartlarını kabul etsinler, Hürmüz Boğazı konusunda hiçbir sorunumuz yok. Sekiz yıllık savaş sırasında da Hürmüz Boğazı’nı kapatmadık.” ifadelerini kullandı.

Tümgeneral Safavi, denklemlerin Direniş Cephesi lehine değiştiğini belirterek, “Bunun yanı sıra İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki yönetimi önceki koşullara geri dönmeyecek. Çünkü yalnızca biz değil, Yemen ve Ensarullah güçleri de kaydettikleri ilerlemelerle Amerikalıların yalnızca Hürmüz Boğazı’nda başarısız olmadığını, aynı zamanda Babülmendep Boğazı ve Kızıldeniz gibi yeni bir sorunla karşı karşıya kaldıklarını gösterdi.” dedi.

Tümgeneral Seyyid Yahya Safavi, ABD ile yaşanan stratejik karşılaşmanın ekonomik boyutunu değerlendirerek, “ABD’nin hedeflerinden biri, Venezuela’da olduğu gibi İran’ın ve Fars Körfezi’nin petrolü üzerinde hakimiyet kurmaktı.” ifadelerini kullandı.

Tümgeneral Safavi, denklemlerin İran lehine değiştiğini belirterek, “İran’ın petrol satışları devam ediyor ve bununla ilgili denklemler üzerinde kontrolümüz var. Yalnızca Fars Körfezi’nde değil, Babülmendep Boğazı’nda da etkiliyiz.” dedi.

İran Silahlı Kuvvetleri Başkomutanı’nın yardımcısı ve üst düzey danışmanı, yeni dengenin Batı ekonomisi üzerindeki etkisine dikkat çekerek, “Avrupa’ya uygulanan bu baskının ve Amerikalılar üzerindeki etkisinin somut yansımasını petrol ve gaz fiyatlarında görüyorsunuz.” diye konuştu.

Tümgeneral Seyyid Yahya Safavi, İran'ın Fars Körfezi bölgesine yönelik genel stratejisini açıklarken, “Amacımız, İran halkının üzerindeki tehdidi kalıcı olarak kaldırmak ve ABD’nin varlığı olmadan, bölge ülkeleriyle birlikte Fars Körfezi’nde sürdürülebilir bir güvenlik ve kalkınma ortamı oluşturmaktır.” dedi.

Yabancı güçlerin bölgedeki güvenlik düzenlemelerinden çekilme sürecine değinen Tümgeneral Safavi, “Amerikalıların artık Fars Körfezi bölgesine geri dönebileceklerini sanmıyorum. Biz ve Arap ülkeleri ortak çıkarlarımız temelinde bir araya gelerek ortak bir güvenlik oluşturabiliriz.” ifadelerini kullandı.

Başkomutan’ın üst düzey danışmanı, bölgesel toplantılarda yabancı ülkelerin gerilim yaratmaya yönelik girişimlerinden duyduğu üzüntüyü dile getirerek, “Bu toplantılara yabancı ülkelerin müdahale etmesinden üzülüyorum. Aksi takdirde bu toplantılar ilişkilerin güçlendirilmesine katkı sağlayabilirdi. Bizim gerçekten hiçbir ülkeyi topraklarımıza katma veya bu Arap ülkelerinde rejim değişikliği gerçekleştirme niyetimiz yok.” dedi.

Tümgeneral Safavi, komşu ülkelerin İran’ın iyi niyetinin farkında olması gerektiğini vurgulayarak, “Arap ülkelerinin kendileri de ABD’nin buradan ayrılacağını biliyor. Biz ve Arap ülkeleri yıllardır yan yana yaşıyoruz. Açıkçası sahip olduğumuz ilke ve temellere göre herhangi bir toprak genişletme veya rejim değişikliği hedefimiz yok.” ifadelerini kullandı.

Tümgeneral Safavi, İsrail rejiminin tehditlerine karşı yeni güvenlik düzenlemelerinin oluşturulmasının gerekliliğine dikkat çekerek, “Bu Arap ülkeleriyle ortaklaşa yeni bir Fars Körfezi güvenlik düzeni oluşturabiliriz. Böylece İsrail rejimi de Arap ülkelerine saldırı düzenleyemez. Bu ülkelerle birlikte bölgenin ihtiyaç duyduğu mekanizmayı ve yeni güvenlik düzenlemelerini oluşturabiliriz.” dedi.

News ID 1938718

Ekler

yorumunuz

You are replying to: .
  • captcha