İran Silahlı Kuvvetleri Kıdemli Sözcüsü Tuğgeneral Ebulfaz Şekarçi, cumartesi akşamı özel bir haber programında yaptığı açıklamada, şehitlerin, özellikle de “İran’ın şehidi” olarak nitelendirdiği kişinin anısını yad ederek, İslam Devrimi’nin 50 yıllık tarihi boyunca ve küresel güçlerin İran’a yönelik düşmanlığı sürecinde, ABD ve egemenlik sistemi tarafından yönlendirilen Irak Baas rejimi aracılığıyla İran’a sekiz yıllık bir savaş dayatıldığını söyledi.
Tuğgeneral Şekarçi, savaşın kendi başına iyi bir şey olmadığını ancak yaşanan büyük kayıplara rağmen İran halkını zorluklara karşı daha dayanıklı hale getirdiğini ve ülkenin savunulması ile daha fazla başarı elde edilmesi için hazırladığını belirtti.
Tuğgeneral Şekarçi, sekiz yıllık savaşın ilk günlerinden itibaren İran Silahlı Kuvvetleri’nin gücünün şekillenmeye başladığını, zamanla bilimsel kapasite ve ilerleme açısından savaşın başından sonuna kadar gelişme kaydettiğini söyledi.
En önemli savunma kazanımlarından birinin, ilahi yardımların yanı sıra eşsiz bir olgu olarak halk seferberliği olduğunu belirten Tuğgeneral Şekarçi, halk seferberliğinin savaşta hem cephede hem de halk desteği alanında önemli roller üstlendiğini ifade etti.
Tuğgeneral Şekarçi, İran İslam Cumhuriyeti Ordusu’nun devrimden sonra Amerikan askeri danışmanlarının kontrolünden çıkmış bir ordu haline geldiğini, daha sonra ideolojik komutanların ordunun başına getirildiğini söyledi. Devrim Muhafızları’nın da orduyla birlikte yeni ve güçlü bir askeri güç olarak ortaya çıktığını ve İran’ın dikkate değer bir askeri güce ulaştığını belirtti.
Silahlı Kuvvetler Baş Sözcüsü, İran Silahlı Kuvvetleri’nin dayatılan savaş sırasında ve ülkeyi savunurken savaş kabiliyetini geliştirmeye ve dönemin yeni teknolojilerinden yararlanmaya yöneldiğini söyledi. Bunun somut örneklerinden birinin, Baas rejimiyle savaş sırasında füze üretiminin başlatılması olduğunu ifade etti.
Tuğgeneral Şekarçi, İslam Devrimi’nin ardından İran Silahlı Kuvvetleri’ndeki en önemli değişimin, savunma doktrininin klasik savaştan asimetrik savaşa dönüştürülmesi olduğunu belirtti.
Klasik yöntemlerin asimetrik savaş karşısında yenilebilir olduğunu söyleyen Tuğgeneral Şekarçi, asimetrik savaşın daha düşük maliyet ve daha basit ancak etkili ve işlevsel savunma araçlarıyla düşmanın pahalı ve ağır silahlarına karşı koymak ve zafer kazanmak anlamına geldiğini ifade etti.
Tuğgeneral Şekarçi, İran’daki asimetrik savaş taktiklerinin fedakârlık, inanç ve maneviyat temelinde oluşturulduğunu söyledi.
“Dünyanın en gelişmiş silahlı kuvvetleri arasındayız”
Tuğgeneral Şekarçi, dayatılan savaş sırasında İran’a yaralı askerlerin tedavisi için dikiş ipliği dahi satılmadığını belirtti.
İran’ın devrim sonrası dönemde dikiş ipliği ve dikenli tel tedarikindeki dışa bağımlılıktan, günümüzde savunma alanındaki ihtiyaçlarını üretme aşamasına geldiğini söyledi.
Silahlı Kuvvetler Baş Sözcüsü, devrim sonrası İran’ın düşmanlarıyla rekabet ettiğini ve hatta onları geride bıraktığını ifade etti.
“Şehit Tahrani Mukaddem’in ürettiği füzeler düşmanı diz çöktürdü”
Tuğgeneral Şekarçi, Tuğgeneral Şehit Hasan Tahrani Mukaddem’in İran’ı füze alanında tamamen kendi kendine yeterli hale getirmeyi başardığını vurguladı.
“Düşmanın biraz olsun aklı olsaydı İran’a saldırmazdı”
Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü, İran Silahlı Kuvvetleri’nde düşmana sürpriz yapabilmek için bilgi güvenliğinin esas olduğunu söyledi.
Tuğgeneral Şekarçi, düşmanın İran’ın dayanıklılığı ve savunma kapasitesine ilişkin yaptığı yanlış hesapların farkına vardığını belirtti.
İran’ın ulusal gücünün kendine özgü unsurlara sahip olduğunu söyleyen Tuğgeneral Şekarçi, halkın meydanlarda ve sokaklarda bulunmasının İran’ın düşmanla savaşındaki zaferinin temel unsurlarından biri olduğunu ifade etti.
Tuğgeneral Şekarçi, İran halkının ve Silahlı Kuvvetleri’nin ABD-İsrail güçleriyle savaşa tamamen hazır olduğunu söyledi.
Silahlı Kuvvetler Baş Sözcüsü, İran’ın güçlü Silahlı Kuvvetleri’nin ikinci ve üçüncü dayatılan savaşların başlangıcındaki döneme kıyasla çok daha güçlü olduğunu belirtti.
Tuğgeneral Şekarçi, İran Silahlı Kuvvetleri’nin çok iyi durumda olduğunu söyledi.
İran’ın füze ve İHA’larının daha gelişmiş ve güçlü hale geldiğini belirten Tuğgeneral Şekarçi, “Bu kez düşman için sürprizlerimiz var ve olası bir düşman saldırısına yeni askeri teknolojilerle karşılık vereceğiz.” dedi.
Silahlı Kuvvetleri Kıdemli Sözcüsü, İran’ın şimdiye kadar komşu Müslüman ülkelerin egemenliğine yönelik herhangi bir saldırı gerçekleştirmediğini, İran’ın bu ülkelerdeki ABD çıkarlarına ve merkezlerine yönelik karşılıklar verdiğini söyledi.
Tuğgeneral Şekarçi, komşu Müslüman ülkelere de şu tavsiyede bulundu: “Kendiniz için bir çare düşünün; Amerika’dan hayır gelmez.”
“Bu kez olası saldırıya yeni askeri teknolojilerle karşılık vereceğiz”
Tuğgeneral Şekarçi, İran’ın güçlü Silahlı Kuvvetleri’nin ikinci ve üçüncü dayatılan savaşların başlangıcındaki döneme kıyasla çok daha güçlü olduğunu yineledi.
İran Silahlı Kuvvetleri’nin çok iyi durumda olduğunu belirten Tuğgeneral Şekarçi, füze ve İHA’ların daha gelişmiş ve güçlü hale geldiğini, olası bir saldırıya yeni askeri teknolojilerle karşılık vereceklerini söyledi.
Tuğgeneral Şekarçi, “Düşman karşısında en küçük bir geri adım bile atmayacağız. İran İslam Cumhuriyeti’nin iradesi düşmanlarını yok etmektir.” ifadelerini kullandı.
“Hürmüz Boğazı’nın yönetimi İran’ın elinde”
Hürmüz Boğazı’nın yönetimi hakkında konuşan Şekarçi, İran’ın belirlediği güzergâhın dışında geçiş yapmak isteyen hiçbir geminin güvenliğinin olmayacağını söyledi.
Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü, İran İslam Cumhuriyeti’nin küresel bir güç olarak ABD’nin yeni dünya düzenindeki eski konumuna geri dönmesine hiçbir zaman izin vermeyeceğini belirtti.
Tuğgeneral Şekarçi, Amerikalıların Batı Asya bölgesinden çekilmekten başka kurtuluş yolu olmadığını ve ne kadar erken ayrılırlarsa kayıplarının da o kadar az olacağını söyledi.
Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü, “Amerikalılar Hürmüz Boğazı’na müdahale etmeyi hayal etsinler; eğer Hürmüz Boğazı’na müdahale ederlerse tokadı yerler.” ifadelerini kullandı.
“Trump ve Netanyahu katildir ve cezalandırılacaklar”
Silahlı Kuvvetler Kıdemli Sözcüsü açıklamalarının bir bölümünde, savaşın sona ermesinden sonra dahi “şehit imamın ve mazlum İran halkının katillerini” unutmayacaklarını ve bu kişilerin yaptıklarının karşılığını göreceğini söyledi.
yorumunuz