İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, Ulusal Hazar Denizi Günü anma töreninde yaptığı konuşmada, Hazar Denizi’nin İran ve kıyıdaş ülkeleri için her zaman bir su kütlesinden çok daha fazlası olduğunu belirtti.
Garibabadi, Hazar’ın tarih boyunca çevresindeki halkların coğrafyasının, kimliğinin ve ilişkilerinin bir parçası olduğunu ifade ederek, bölgesel ilişkilerin şekillenmesi ve bölge ülkeleri arasındaki bağların güçlenmesinde Hazar’ın özel bir konuma sahip olduğunu söyledi. Bu nedenle Hazar’ın kıyıdaş ülkelerin stratejik hesaplamalarında ve bölgesel ilişkilerde önemli bir yere sahip olduğunu vurguladı.
Hazar konusunda asıl sorumluluk kıyıdaş ülkelere ait
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı, Hazar kıyıdaşlarının bu denizde yaşanan gelişmelerden diğer ülkelere kıyasla daha fazla etkilendiğini belirterek, Hazar’ın güvenliği, istikrarı ve geleceği konusunda asıl sorumluluğun da kıyıdaş ülkelere ait olduğunu ifade etti.
Garibabadi, “Hazar’ın güvenliği her şeyden önce bölgesel ve iç kaynaklı bir sorumluluktur. Bu güvenlik, kıyıdaş ülkeler tarafından ve onların üzerinde mutabık kaldıkları mekanizmalar aracılığıyla sağlanmalı ve korunmalıdır.” dedi.
Garibabadi ayrıca İran ve diğer kıyıdaş ülkelerin, kıyıdaş olmayan ülkelerin Hazar Denizi’nde askeri varlığının yasaklanması konusundaki vurgusuna dikkat çekti.
Bu konunun önemine işaret eden Garibabadi, Hazar’ın güvenliğinin bölge dışındaki güçlerin rekabetine veya bölge dışı askeri varlığına sahne olmaması gerektiğini söyledi.
Garibabadi, kıyıdaş ülkelerin Hazar’ın güvenliği, istikrarı ve geleceği konusunda kendi aralarında görüşme ve karar alma kapasitesine sahip olduğunu belirterek, “Hazar, bölge ülkeleri tarafından ve bölge ülkeleri için oluşturulan bir bölgesel güvenlik sisteminin örneği olabilir ve olmalıdır.” ifadelerini kullandı.
Hazar, güven artırıcı iş birliği alanına dönüşebilir
İranlı yetkili, kıyıdaş ülkelerin görüşleri ve ulusal öncelikleri arasındaki farklılıklara da değindi.
Garibabadi, beş kıyıdaş ülkenin tüm konularda aynı görüşe sahip olmasının beklenemeyeceğini belirterek, görüş ayrılıkları ve ulusal önceliklerdeki farklılıkların doğal olduğunu söyledi.
Buna rağmen Hazar’ın, bu farklılıklara karşın beş ülke arasında diyalog ve iş birliği imkanının hâlâ korunduğu alanlardan biri olduğunu vurguladı.
Garibabadi, “Bize göre Hazar, beş ülke arasındaki ilişkilerin diğer boyutlarının yanı sıra, güven artırıcı önlemler ve iş birliği açısından da önemli bir platforma dönüşme potansiyeline sahiptir.” dedi.
yorumunuz